PATRONUMUZ OL
Mücahit Bilici
Îyd û Nevrûz yahut Bayram ve Newroz
Bu sefer hem iradenin bayramı olan Ramazan bayramını hem de mahlukatın (doğanın) bayramı olan Nevruzu birlikte kutluyoruz. Îydimiz mübarek, Newrozumuz pîroz olsun.
Mecazda mahsur kalmak: Sembol, mecaz, hakikat
Mecaz kendinden öteye icazet veren şeye denir. Kendinden ötesi olmayan şeye hakikat denir. Bir işaret olarak mecaz hakikate götürür. Ötesi olmayan şeye hakikat, ötesi olan şeye ise mecaz (işaret) diyoruz.
Dinden çıkanlar neden dinden çıkamıyor?
Dinden çıkıp asla bir daha yüzüne bakmayacağım diyen kimi eski dindarların bütün mesailerinin dinle kavga etmekten ibaret kalmasının sebebi nedir?
Büyük Amerikan uyanışı
Amerikanın bu cesur vatanseverleri ülkelerini bu şeytani terör örgütünün pençesinden kurtarmak istiyorlar. İşleri hiç kolay değil. Çünkü terör örgütü hem sağı, hem de solu kontrol ediyor. Hem iktidarı hem de muhalefeti yönetiyor. Elitleri Epstein gibi operasyonlarla köleleştirdiği gibi nerede güç kırıntısı varsa orayı ele geçirmek için her tür enstrümanı kullanıyor.
Kavramların anlamı onların kelime anlamı değildir
Modernleşen toplumların akademisyenlerinin sık yaptığı hatadır. Kavramlarla aktarılan ve henüz bizce birinci elden tecrübe edilmemiş bir olguyu anlamaya çalışırken veya bize başkasından ithal edilen bir kavramsallaştırmanın mahiyetini kurcalarken kelime anlamında takılıp kalırlar.
Eski imparatorluk, yeni imparatorluk
Hala çoğu kişiye “Titanik’tir batmaz” diye düşündükleri Batı medeniyet gemisini birilerinin batırmaya karar verdiğini anlatsanız, inandıramazsınız. “Mış” gibi yapılan uluslararası kurum ve normların tasfiyesiyle tekno-askeri küresel rejime geçişin başlatılması sözkonusu.
Hastalık: Bir arınma vesilesi
Günlük hayatta kendimizi garanti altında veya sabit saydığımız için kendimizin dışına ipler ve kancalar salarak, zaman ve mekandaki akışa hükmetmeye çalışırız. Hadi buna tutunma yahut yuvarlak dünya yüzeyinde sörf ile yuvarlanma diyelim. Kendimizi meşgul ederiz kendi dışımızın bizi işgal etmesi ile. Lakin hasta olunca aleme attığımız kancalar veya bizi çeken motorlar ile aramızdaki ipler kopar.
Elit sapkınlığı yutturmacası
İnsanlar bu tabloda sunulduğu gibi yamyam ve şerir değiller. Bu kadar bir kötülük normal değil. Peki Epstein adıyla bize sunulan dehşetengiz fenomeni, bu kötülük mimarisini nasıl anlamalıyız?
Dünyanın en büyük terör örgütü
Batı’nın Ortadoğu’daki garnizonu vesaire diye size yutturulmaya çalışılan bu örgütün Batı ile bir ilgisi yok. O Batı’nın emrinde değil, geniş istihbari, ekonomik, medya ve şantaj ağı ile Batı’yı köle haline getirmiş. Ama işin daha da ilginç tarafı Batı’dan nefret ediyor.
Türkiye’de modernleşmenin düşman kardeşleri
İslam dünyasında modernleşme rekabet ve sömürgeciliğin gölgesinde şekillendiği için özneleşme süreci olmaktan çok kurtarma operasyonu olarak tecelli etti: Müslümanları kurtarmak. Böyle bir sorunun varlığına kanaat getirenler kabaca 2 formül geliştirdi.
İçkinlik: Herşeye gurbetin lağvı
Bütün “pan” hareketler, aşkta, teolojide, felsefede ve siyasette gurbet giderme hamleleridir. Herşeyin ev bildiği, vatan saydığı, kendi telakki ettiği kaynağa geri dönmesi, raci olmasıdır istenen.
Büyük işgal projesi ve İran
İçeride baskıcı rejimlerin dışarıdan emperyalist saldırılara maruz kalması durumunda ortaya çıkan bir etik ikilemin çoğu insanı savurduğu bir zamandayız. İnsan olmaktan çıktıktan sonra Sünni, Türk veya Kürt olmuşsun, bunun hiçbir kıymeti yoktur. Kurtuluş istemek hakkındır ama soykırımcıların kılıçlarıyla değil.
NATO Türkiye’yi koruyacak mı?
Türkiye’nin NATO üyeliğinin Türkiye’yi koruduğu veya en azından artık cari olan tehditlerden koruyacağı düşüncesi safsatadır. Bugün Türkiye’yi tehdit eden işgal güçleri kendileri NATO’ya tabi olmayan aktörlerdir. NATO ölmüştür, cenazesi kaldırılmamıştır.
Milliyetçilik Fransız Devrimi ile mi başladı?
Milliyetçilik muhipleri kadar milliyetçilik karşıtları da çoğu kez aynı varsayımda buluşuyorlar: İşte milliyetçilik Avrupa’da Fransız Devrimi ile başladı ve oradan dünyanın geri kalan kısımlarına yayıldı. Peki doğru mu bu?
Teknolojisini alıp, kültürünü almamak
İlk dönemin Müslüman reformcuları Batıyla yaşadıkları askeri rekabet ve politik-kolonyal mücadelede çözüm kapsamında bazı formüller geliştirdiler. Bunlardan meşhur bir formül şuydu: Batının bilim ve tekniğini alıp kültür ve ahlakını almamak. Peki bu ilk kuşak İslamcılar gerçekten yanıldı mı? Yeniden düşünmekte fayda var.
Hileye karşı dürüstlük (Kizbe karşı Sıdk)
Yalan, riya ve aldatmayla işgören aktörlerin geniş bir coğrafyada dünyayı formatlamaya çalıştığı ve orantısız bir güçle saldırdığı bir zamanda, Müslümanlar kendilerini nasıl savunacaklar? Teknololojik bir maddi istibdada karşı Müslümanların manevi silahı ne olmalıdır?
Küresel bir Toplama Kampı için mıntıka temizliği
Toplama kampları eskiden savaşların içinde ve kenarında olurdu. Etrafında çitler yükselirdi. Şimdi çitler elektronik. Günlük elektronik cihazlar bütün ülkelerde birer saldırı üssü gibi kullanılacak. İlk şeytani dev robotu hakimiyeti için kullanmak isteyen bir örgüt artık oyununu açıktan oynuyor. Ebrehenin kanlı canlı filleri vardı. Bunlarınki görünmez bir cihaz.
Habermas’ın sessizliği: İyi Avrupalı, kötü insan
Gazze’deki soykırımın önemli bir sonucu da bugüne kadar bize evrensellik ve insancıllık dersleri veren Avrupalı düşünürlerimizin ne adam gibi evrensel ne de hakkıyla insandan yana olmadıklarının açığa çıkması oldu.
Ortadoğu Batının Eseri ama Batıyı da Ortadoğunun kaderi bekliyor
Dün tekrar başlayan saldırganlığın sadece bir sebebi vardır: Irkçı bir ideolojinin yönettiği bir terör örgütünün (nükleer silah ve yapay zeka gibi araçlar yardımıyla) kendini imparatorluk statüsüne çıkarması için etrafındaki devlet olan her devleti çökertmesi gerekiyor.
Matematik keşfedilen birşey mi yoksa icad edilen birşey mi?
Bu sorunun cevabını en iyi matematikçilerin bileceğini düşünebilirsiniz. Ama öyle değil. Matematikçi oldukları için değil zeki oldukları için cevabı en iyi bilenler matematikçiler arasından çıkabilir şüphesiz.
“Hayali Cemaatler” değil “Tanışmayanların Cemaati”
Benedict Anderson’ın Imagined Communities isimli kitabı akademik dünyada en çok atıf alan kitaplar listesinde üst sıradaki kitaplardan biridir. Türkçeye “Hayali Cemaatler” adıyla çevirilmiş olması başlığın isabeti konusunda tartışmalara yolaçıyor. Doğru başlık ne olmalıydı?
Üniversitenin geleceği
Değerli bir dost üniversitenin geleceği konusunda yazmam gerektiği konusunda provokatif bir telkinde bulundu. Bir krize dair düşünme lüzumu kendini hissettirdiğinden kayıtsız kalamadım. Akademinin geleceği konusunda olumlu şeyler söylemek gittikçe zorlaşıyor.
Dünya bildiğin gibidir
İnsanlar aleminde iyilik de kötülük de sende kalmıyor, etrafa (kainata) bulaşıyor. İyiliğin taşıyıcısı olmak en büyük imtihanımızdır. Hüsn-ü zan eden etrafını güzelleştirir. Suizan eden ise etrafını güvensizleştirir.
Parça ve Bütün (Vahidiyet ile Ehadiyet)
Bir şiir veya şarkıda denildiği gibi eğer kendin veya birisi için “güneş topla”mak istersen bunu iki şekilde yapabilirsin: Parçaların bütününde parçaları toplayarak (Vahidiyet) veya her parçada bütünü bularak (Ehadiyet).
İnsan ve Gelecek
Sürgüne gönderilen ruhun bedendeki kalıntılarını bugünün bilinç dünyasında psikologlar, sosyologlar çeşitli keşiflerle tekrar piyasaya sunuyorlar. Beden dili yahut habitus gibi derin keşfiyatı işittiğinizde size ruhtan bahs ediliyor.
Ritüel: Kalp kadar kalıp da önemli
Ritüeller bize rağmen bizi iyileştirmek için geleneğin bize ulaştırdığı tutamaklar veya sığınaklardır. Her ritüelde görünmez köklerimiz olan gelenek gelip tek tek içimizden geçer.
Başkasının ağrısı ve insan olmak
Kendinden ve kendi çıkarından ibaret hale gelmiş bir insan artık insan olmaktan çıkmıştır. Zira insan, çıkar hesabının gelip elektrik gibi içinden geçtiği bir iletken değildir.
BELAĞAT: Yerindeliğin kıvamı tutturması
Belağat, kuralı olmayan doğruluktur. Yerindeliğin kıvamı tutturmasıdır. O yüzden doğaya değil, insana ait bir kavramdır.
Şükür: Neden teşekkür ederiz?
Mücahit Bilici, Ramazan boyu yazılarıyla her gün Serbestiyet’te: “Şükür insanın varlığa şahitliğidir. Şükür, olma borcunun ödenme formudur.”
Deccalin görünümleri
Deccal tarih içinde akan kötülüğün yer yer bir suret kazanıp göründüğü bir akıntının adıdır. Mehdi veya Mesih ise tarih içinde akan iyiliğin yer yer bir suret kazanıp göründüğü akıntının adıdır. Bu akıntıların ikisi de bütün dinlerden daha eskidir.
EN SON HABERLER