PATRONUMUZ OL
Oral Çalışlar
Erbakan ve Türkeş’le cezaevinde bir bayram anısı
En önde, ortadaki sırada, birkaç gün önce yeniden tutuklanan MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan oturuyor. Günlük elbiselerini giymiş. Hemen yanında sandalyede MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş var. Her zamanki gibi lacivert elbisesi üzerinde ve şık. Kollarını önüne sarkıtmış, Erbakan ile sohbet ediyor. Liderler Hapishanesi’nde bir bayram sabahı böyle başlamıştı.
12 Mart 1971’de askeri yönetim nasıl bertaraf edildi?
Türk modernleşmesinin her harcında askerî bir zihniyetin varlığı inkâr edilemez. Türk modernleşmesinin yolu askerî otoriterleşmeye çıkar. Muhafazakârlık da otoriter bir zemin üzerinde oturur. 12 Mart Muhtırası’nı veren generallerin nasıl tasfiye edildiklerinin hikâyesi de bu iddiamızı doğrular nitelikte.
Türkiye’yi kadınlar yönetseydi
Kadınlar yönetimde olsalardı, geçen yıl Türkiye’de 294 kadın erkekler tarafından öldürülmezdi. 297 kadın da şüpheli ölümlere terk edilmezdi. Bir başka önemli veri daha var: 2025 verilerine göre öldürülen kadınların yüzde 61’i evlerinde öldürüldü. Ayrıca 203 kadın aile içindeki erkekler tarafından öldürüldü. Bu tablo, ev içi erkek şiddetinin ne kadar büyük bir kriz olduğunu gösteriyor.
Türkiye ve AB’nin militarizme zorlanması
Alman medyası, Türkiye’ye yönelik füze tehdidini hemen manşetten verdi. Onlar için önemli olan, İran’ın bir NATO ülkesini doğrudan hedef almış olma ihtimali. NATO; Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Türkiye’yi içeren ve toplam 32 ülkeden oluşan bir ittifak.
Tek kutuplu dünyaya mı gidiyoruz?
İran’daki rejimi yıkmaya kararlı olduğunu saklamayan İsrail, ABD ile ortak şekilde hedeflediği yeni dünya düzeninin de sinyalini veriyor. Öte yandan, Çin ve Rusya’nın pasif görüntüsü de İsrail’in ve ABD’nin elini şu noktada güçlendiriyor. Eğer İran’daki rejim yıkılırsa, kurulacak yeni iktidar, büyük olasılıkla Batı ile iş birliği yapabilir.
İyi ki de Rusya müdahale etmedi
Rusya, yaşanan sürece müdahale etmedi veya edemedi. “Etmeli miydi?” diye soracak olursanız, “iyi ki etmedi” derim. Çünkü öyle bir durumda dünya savaşının zemini oluşabilir, dünya daha büyük felaketlerle yüz yüze gelebilirdi. Rusya ve Çin, yani dünyanın iki devi, ABD’nin saldırıları karşısında paralize olmuş durumdalar.
Galatasaray turu nasıl aldı?
Gazeteci arkadaşlarımızdan fanatik Galatasaraylı Tuncer Köseoğlu maç bittiğinde şöyle bir tweet attı: “Öldük öldük, dirildik.” Tuncer acaba GS-Juventus maçının ikinci yarısını seyrederken ne haldeydi? Herhalde çok ıstırap çekti.
Yaşar Kemal
Yaşar Abi’yle yıllar önce yaptığımız bir söyleşide onun dil konusundaki duyarlılığı şöyleydi: “Dilini ver adama. Adam kardeşinin dilini keser mi? Ben yalnız Kürtler için demiyorum. Örneğin elimde Çerkezlerin Nart Destanı var.
Abdı İpekçi ve Uğur Mumcu
Türkiye’nin gerçek ve sağlam bir demokrasiye sahip olabilmesi, özellikle aydınlarının kendilerini özgür hissetmelerine bağlı. Aydınlar ne kadar konuşabiliyorlarsa, eleştiri yapabiliyorlarsa ve kendilerini devletin tehdidi altında hissetmiyorlarsa demokrasi o kadardır.
Rapor için 88 saat çalıştılar
Uygulamada beklenen adımların atılmadığı bir gerçek. Ancak her şeyin bir başlangıcı vardır. Bahçeli, bu çıkışı yaptığı dönemde ortada hiçbir şey yoktu. Bugün tartışılan konu Öcalan ve umut hakkı noktasına kadar genişledi. Bu rapor benim görüşüme göre toplumun belli bir noktaya gelmiş olmasının ürünüdür.
Semiha Berksoy: O resimlerde benim bütün hayatım var
Semiha Berksoy’un “Tüm Renklerin Aynası” başlıklı sergisi 22 Ocak–6 Eylül 2026 tarihleri arasında İstanbul Modern’de. Sergi, sanatçının erken dönem desenlerinden opera temalı resimlerine, otoportrelerinden portrelerine uzanan 200’ü aşkın yapıtı bir araya getiriyor.
Kürtçe büyük ustasını kaybetti
Kürtler açısından kalıcı bir iz bıkaran Kürtçe Alfabe’yi (1968) yazıp yayınladı. Oğlu Gani arkadaşımızdı. Şairdi. Genç yaşta aramızdan ayrıldı. Diğer oğlu Halit Bozaslan ise Paris’te uzun yıllar hocalık yaptı. Aynı günlerde Bozaslan bir önemli çalışmayı daha tamamladı. Ahmedi Hani’nin Mem u Zin’ini çevirip yayınladı (1968).
Avrupa, Trump sarsıntısından sonra kendine geliyor
Macron, ABD ve diğer güçler karşısındaki boyun eğme stratejisinin işe yaramadığını belirtiyor. Kalıcı istikrarsızlık dönemine hazırlanmak için, Avrupa’nın, birliğini acilen derinleştirmesi çağrısında bulunuyor. Merz ile Meloni’nin bir araya gelme nedeni de zaten bu.
Arda Güler’ın büyük bir yıldıza dönüşmesi
Arda İspanya da son derece popüler bir isim. Öte yandan İspanya’da Arda’ya yönelik eleştiriler de var. Genç yaşı, yeteneği ve Real Madrid’deki potansiyeli sıkça övülüyor. Yaratıcılığı, pas kalitesi vurgulanıyor, “geleceğin yıldızı” gibi ifadeler kullanılıyor.
Orban için işler zorlaşıyor
Macaristan’da hayat pahalılığı ve enflasyon can yakarken, ülkede hayatın tadını çıkarabilen yegâne kitleyi turistler ve expatlar oluşturuyor. Köşeye sıkışan Orbán ise ilginç bir ironiyle; yolsuzlukla mücadele, donmuş AB fonlarını geri getirme ve bizzat kendisinin bozduğu kurumları “normalleştirme” vaadine sarılıyor.
Bahçeli ‘sözüm sözdür’ diyor
Kamuoyunda “kardeşlik süreci” olarak anılan süreç, kısa bir kriz döneminin ardından yeniden canlanmış görünüyor. Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki gerilim, Türkiye’ye de yansımıştı. Suriye’de tarafların imzaladıkları son mutabakatların tansiyonu düşürdüğü söylenebilir.
Molla rejimi sallanırken
İran’da aydınlar arasındaki temel tartışma tıpkı bugün olduğu gibi “bir Amerikan müdahalesi olmalı mı olmamalı mı?” şeklindeydi.
AB Hindistan’a yaklaşınca
Türkiye’deki bazı çevrelerdeyse “Bize kapatılan kapılar, Hintlilere açılıyor” türünden bir rahatsızlık duyuluyor. Hindistan Ekspresi Avrupa’ya doğru yola çıkarken, Türkiye adeta bir “İstasyon Yalnızlığı” yaşıyor gibi. Türkiye İran konusunda da iki istasyon arasında kalmış bir treni andırıyor. Bir tarafta batıdaki özgür yaşam tarzı, diğer tarafta İran benzeri rejimler… Hint basını “Trump’ın ABD’sine karşı bir Kanada-AB-Hindistan hamlesi”nden söz etmeye başladı. Avrupa açısından Hindistan’la ticareti büyütmek sadece yeni satış alanları bulmak değil, Asya’da büyük bir aktörle uzun vadeli bağ kurmak anlamına geliyor.
Ekonomi bir sonuçtur asıl olan siyasettir
Muhalefet, gerçekten de son dönemde, daha çok, pahalılık üzerine yapılan analizler üzerinden şekilleniyor. Bu yaklaşıma göre seçmenin ve siyasetin tayin edici ölçütü “geçim”dir. Evet, geçim meselesi, tüm dünyada hem hayatın hem de siyasetin merkezinde olan bir konu. Ancak halka sürekli “Sen geçinemiyorsun, her şey çok pahalı, o yüzden de bize oy vermelisin” derseniz, bunun size seçimi kazandırması garanti değildir.
‘Masada olmazsak menüde oluruz’
Şimdi Avrupa ülkeleri kendi kimliklerini kanıtlamak, kendi varoluşlarını kendi bağımsız duruşlarıyla sürdürmek gibi bir zorunlulukla karşı karşıyalar. Dünya bugün üçe değil yediye bölünmüş durumda. (1) Merkezdeki aktör ABD, (2) ABD’ye alternatif oluşturabileceği varsayılan Rusya ve Çin gibi iki otoriter rejim, (3) Artık eski gücünde olmayan Avrupa Birliği, Kanada, Avustralya, İngiltere, Japonya gibi demokratik toplumlar, (4) Türkiye, Meksika, Güney Afrika gibi orta büyüklükte ve orta çaplı ekonomisi olan kısmen gelişmiş ülkeler, (5) Kaderini ABD’ye bağlamış olan zengin Arap ülkeleri, (6) İsrail, Singapur, Hong Kong, İsviçre, Güney Kore gibi küçük ama zengin ülkeler, (7) Yoksul ülkeler.
Kırmızı çizgi yine Suriye
2013 yılında Öcalan ziyareti öncesinde Sırrı Süreyya Önder, Başbakan Tayyip Erdoğan’la bir görüşme gerçekleştiriyor. Bu 3 saatlik görüşmede Başbakan kendi kırmızı çizgilerini ve yaklaşımlarını anlatarak özetle şu mesajı veriyor: “Türkiye’de her türlü uzlaşmaya varım. Her fedakarlığı da yaparım. Ancak Suriye’de özerk bir Kürt varlığını kabul edemem.”
Şam yönetimi ve Kürtler
Ankara'nın uzlaşı söyleminin inandırıcılığı, sahadaki gerçeklikle zayıflıyor. Kürtleri pasifize edip, askeri teslimiyet denklemine sıkıştırmayı hedefleyen siyaset istikrar sağlamaz. Kürtleri yok sayan her adım barış sürecini etkiler.
Hrant Dink’i yitirişimizin 19. yılında
Hrant Dink’i yitirişimizin 19. yılındayız. 19 Ocak, Türkiye’nin belleğinde yalnızca bir suikastın tarihi değil, birlikte yaşama ihtimalinin, her yıl yeniden sınandığı bir eşik. İstanbul’da, Sebat Apartmanı’nın önünde bir araya gelmek artık “Buradayız” demenin, suskunluğa karşı yeniden söz kurmanın yolu.
İran’da isyanın geldiği nokta
İran sokaklarında yükselen ses, on yıllardır biriken adalet, özgürlük ve onur talebinin sesi. İran’ın farklı şehirlerinden, sınıflarından ve kimliklerinden gelen geniş koalisyon, dünyaya, bambaşka bir yaşamın mümkün olduğunu hatırlatıyor. 21'inci yüzyılda, İran gibi büyük bir ülke, dogmatik öğretilerle yönetilemez. Bu rejim, bir süre daha ayakta kalabilir. Ama bence geleceği olmayan bir rejim.
İran halkının isyanı ve İsrail
Avrupa, son bir yılda Gazze konusunda gösterdiği yüksek sesli tepkiyi, İran için aynı ölçekte tekrarlamıyor. Çünkü şu anki İran Rejimi’nin zayıflaması, İsrail’in yararına. Avrupa Solu da İsrail’in kazançlı çıkmasını istemiyor. Dolayısıyla, Avrupa Solu, İran’daki protestoculara dönük bir dayanışma ortaya koyma noktasında tereddüt gösteriyor. Gazze, Avrupa Solu’nun zihin dünyasında merkezi bir konuma yerleşmiş durumda. Ancak İran konusunda Avrupa’nın sesi kısık.
Halep’ten duyulan silah sesleri
Orhan Miroğlu, Mardinli. Ömrü Kürt meselesinin barışçı çözümü için uğraşmakla geçti. Kürt Hareketinin simge isimlerinden Musa Anter’in yeğenidir. Bölgede yaşayan aydınların kaderini paylaştı. 50...
Sanki askeri operasyon değil iPhone lansmanı
Operasyon, rejim değişikliğini, bir “teknoloji”, bir “paket çözüm” ve ihraç edilebilir bir “ürün” gibi dünyanın önüne koydu. Bundan sonra da gücü yetenler bu “ürün”den yararlanabilirler. Siyaset de ahlak ve hukuk tartışması olmaktan çıkıp “ürün” uygulama yarışına dönüşüyor. 2000’ler ve 2010’lar boyunca Washington’un da katkısıyla çeşitli ülkelerde gerçekleşen toplumsal dönüşümlere dair bir tanımlama vardır: “Renkli devrim.”
Bir emekçiydi Maduro!!!
Maduro, sendikacılıktan gelen, Latin Amerika’ya özgü bir işçi hareketi lideri olarak da tanımlanabilir. Haksızlığa, yoksulluğa isyan eden Venezuellalıların bir anda sözcüsü oldu. Sözcüsü olmakla kalmadı, lideri haline geldi. İşte o andan itibaren problem de başlamıştı. Yoksulların sözcüsü olarak yola çıkan Maduro, demokrasi-hak-hukuk-adalet gibi noktalarda duyarsızlaştı. Sonunda da halkını daha da büyük yoksulluğa mahkum etti. Geçmişte dünya yoksullarının umudu olan Maduro, bir halk devrimcisinden, bir despota dönüştü.
İslam dünyası ve İran’ın özeleştirisi
Özeleştiri, İslam dünyasındaki iktidarların genelde çok başvurmadığı bir yoldur. Hatta özeleştiriyi Hıristiyanlığa özgü görenler ve günah çıkartma geleneğine bağlayanlar bile vardır. O bakımdan da İran Cumhurbaşkanı’nın ifadelerini önemli bir başlangıç olarak değerlendirebiliriz. İran, 2025 yılında İsrail’in ağır saldırıları altında önde gelen liderlerini kaybetti. Bölgenin kuvvetli ve dokunulmaz sayılan ülkesi ve özellikle de başkent Tahran, uzunca bir süre kendine gelemeyecek düzeyde darbe yedi.
Meloni’nin endişeleri
İtalya, 2026 yılına Euro Bölgesi’ndeki en yüksek kamu borç seviyelerinden biriyle, yüksek faiz oranlarıyla ve Ukrayna’ya destek konusunda bölünmüş bir hükümetle giriyor. Bir İtalyan gazetesi, tabloyu şu şekilde aktarıyor: “Giorgia Meloni buruk bir yeni yıla kadeh kaldırıyor: ‘Zor bir yıldı, ama endişelenmeyin, çünkü gelecek yıl çok daha kötü olacak.’
EN SON HABERLER