Selçuk Orhan

Solun İslamı, sağın devrimciliği

İslam sağcı değildir, öyle olsun. Ama hangi İslam? 6. yüzyıldaki İslam mı? 13. yüzyıldaki İslam mı? İhsan Eliaçık’ın savunduğu İslam mı? Ebubekir Sifil’in savunduğu İslam mı? Yoksa İslamın zaman ötesinde evrensel olduğunu mu kabul ediyoruz? Yoksa İslam solcu mudur? ‘İslam sağcı değildir’ önermesi en fazla alçak hasır taburelere çöküp bir oturuşta aç karnına yedi bardak çay içen hevesli entelektüeller arasında lafı edilince biraz etki uyandırır. Bugünün sağ siyaseti halktan kopuk değildir. Türkiye’deki sol ise nafakasını, hayat tarzı nedeniyle kendisine mahkum olduğunu düşündüğü orta sınıf kentlilerden topluyor. Biraz Kemalizmden biraz 70’lerin sosyal mücadele kalıntılarından toparlanmış “tartışılması teklif dahi edilemez” bir değerler silsilesinin ‘andımız’ metni gibi ezberlenmesini bekliyor.

Bir lokma bir hırka bir de tiramisu

Birçok seçmen AKP’nin Nevmekân’larına baktığında kendisine konforlu bir dünya sunulduğunu görüyor. Dar bütçesiyle Nevmekân’a sadece ayda bir kez gitse bile orada çekip Instagram’a koyacağı fotoğrafın keyfini peşinen satın alıyor. Ve belki aynı kişi, Kent Lokantasına baktığında - karnını doyursa bile - hep CHP ile birlikte düşünülen uzun bir kuyruk ve tabldot menü görmeden edemiyor. Bu ayrımın siyasi bir stratejide anahtar olabileceğini seziyorum.

Siyasetin hayal perdesi

Nüfusu 600.000’i aşan Etimesgut gibi bir belediyeyi Erdal Beşikçioğlu’nun yönetebileceği sonucuna nasıl vardık? Daha önce “Vali” rolünü oynamış olması yeterli mi? Yoksa bütün mesele “gönüllere seslenmek” mi? Beşikçioğlu, Halk TV’deki söyleşisinde kendisine bu adaylık teklifi geldiğinde “Neden Etismesgut da Çankaya değil diye sordum.” dediğini aktarıyor. Kendi sözleri.. Bir belediye başkanı adayı böyle mi belirlenir? Yoksa burada umulan vitrine halkın seveceği bir ismi yerleştirip arka planda işleri başka kadrolarla yürütmek mi? Öyleyse vatandaşa bir illüzyon mu satılıyor?

Siyasetin hayal perdesi

Yıllardır muhalefetin dilinden düşürmediği eleştiri noktalarından biri: Liyakat. Öyleyse bir belediye başkanı adayından siyasetin istediği yönetim becerisi, teşkilatçılık, süreklilik, çözüm getirme yeteneği, kadro oluşturma deneyimi gibi konularda uygun vasıfları beklememiz gerekmiyor mu? Sadece gönül okşayan, heyecanlandıran birkaç söz etmesi, az çok tanınması, kimlik kriterlerine uyması veya vitrine yakışması yeterli mi?