Bu yıl Nobal Barış Ödülü’nü Rus gazeteci Dimitri Muradov’la birlikte kazanan Filipinli gazeteci Maria Ressa bir ay önce de Hrant Dink Ödülü’ne layık görülmüştü. Ressa da meslektaşı Muratov gibi kendi ülkesindeki bağımsız gazeteciliğin önde gelen bir figürü; 2015’te, cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası sırasında söyleşi yaptığı Devlet Başkanı Rodrigo Duterte’ye, 1980’lerde, Davao şehrinin belediye başkanıyken üç kişiyi öldürdüğünü itiraf ettirmişti.
“Amerika’nın, İngiltere’nin halini görüyorsunuz değil mi? Benzin yok benzin. Almanya’da kuyruklar, Fransa’da kuyruklar, yiyeceklerini bulamıyorlar, Türkiye’de böyle bir sorun yok.”
Gazeteci Fehmi Koru, 17-25 Aralık operasyonları sırasında Gülen’le görüşmek üzere ABD’ye gidişini anlattı. Hükümet tarafından kendisine aracılık değil Gülen’in amacını öğrenme görevi verildiğini söyleyerek, “‘Nedir bu, sorun nedir, ne yapmak istiyorlar, niye birdenbire böyle bir şey patladı’ diye sordular. Öğrenmemi istediler. Bu soruları onlara yönelttim” dedi.
Hukukmuş! Adaletmiş! Yok canım. ABD elbette özgürlükler bakımından bizden çok ama çok geri. Bir bakıma, bunu söylemeye gerek dahi yok artık. Bunu görmek için, düşünce ve ifade hakkını nasıl sınırladıklarına bakmak yeterli.
Rusya’nın önde gelen bağımsız yayın organlarından biri olan Novaya Gazeta’nın (Yeni Gazete) kurucu editörü Rus gazeteci Dimitri Muratov, 2021 Nobel Barış Ödülü'nü Filipinler'den Maria Ressa ile paylaşarak kazandı. İlk demecinde öldürülen 6 muhabirini ve Putin Rusyası’nda ayakta kalmaya çalışan gazetesini işaret eden Muratov’un bağımsız Rus medyasının bugüne gelmesinde payı çok büyük.