Eski Doğu Bloku ülkelerinde ordunun futbol takımları vardı, o takımlarda işler kötü gitmeye başlayıp da gidişin önü alınamayınca generaller uygun kanallarla öbür takımlar üzerinde baskı kurar, bu baskılar bazen “madem bizim takım dökülüyor, sizi de oynatmayız”a kadar varırdı. Tıpkı bizim sivil generallerin kendi medyalarının dışında kalanlara uyguladıkları baskı gibi…
FETÖ'nün şifreli haberleşme programı ByLock'un lisans sahibi David Keynes'in 9 Haziran'da İstanbul'a gelerek teslim olduğu ve sevk edildiği hakimlikçe tutuklandığı öğrenildi.
Geçtiğimiz günlerde ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nde düzenlenen Türkiye konulu oturumda, Türkiye-ABD ilişkilerinin geniş çaplı bir değerlendirmesi yapıldı. Oturuma çok sayıda senatör katıldı, senatörler yönetimi temsil eden Victoria Nuland’a ayrıntılı sorular yöneltti. Nuland Türkiye-Rusya ilişkileri hakkındaki bir soruya şu cevabı verdi: “Hissettiğim, bu ilişkiyle ilgili olarak Ankara’da bir nebze alıcı (müşteri) pişmanlığının olduğudur...”
Fakat tıpkı sosyalizm deneyimi gibi muhafazakarların iktidar deneyiminin de devletçiliğin sınırları içinde kalarak statükonun egemenliğine yenildiğini görmekteyiz. Demokrasi karşıtı argüman üretmek noktasında ulusalcıların bir kesimiyle muhafazakarların paralel bir dil bulduğu da ortada. Geçmişte Avrupa Birliği üyeliğini, AB değerlerini savunan muhafazakarlar, AB karşıtlığı noktasında, katı ulusalcılarla benzer bir dil kullanıyor, benzer tepkileri gösteriyorlar.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dünyada nükleer savaş çıkması durumunda kullanabileceği 2 adet "kıyamet günü uçağı"nın yapımı için talimat verdiğini açıkladı. Putin ve kuvvet komutanları, 6 bin km menzili olan uçak aracılığı ile deniz, kara ve hava kuvvetlerini yönetebilecek.