“İkinci turda Kılıçdaroğlu’nun söylem değişikliğinin etkisi ne oluyor ne oluyor diye baktığımız zaman rahatsızlık yaratsa da kimi kesimlerde oy davranışına çok etki eder mi, bilmiyorum. Belki katılım açısından olabilir diye düşünenler var. Bence son günlerde o ihtimal de bertaraf edilebilir. Özellikle Ümit Özdağ’ın destek açıklamasının ardından yeniden yenme, Tayyip Erdoğan’ı gönderebilme ihtimali doğarsa, bu Kılıçdaroğlu’nun dilinden daha önemli ve dikkat çekici olur ve seçmen tekrar sandığa gider. Dolayısıyla bu kampanya çok etkilemeyebilir Kılıçdaroğlu'nu. Peki seçmen çeker mi bu dil? Açıkçası bu dilin seçmen çekmesi çok kolay değil. Çünkü görüyoruz ki iki kutup arasında çok fazla oy geçişi yok. Güneydoğu'da katılımın azalması riski bile var bu milliyetçi dille beraber."
Doğu Perinçek:
"ABD'nin Tayyip Erdoğan'ı yıkın talimatına evet mi hayır mı? Seçmen eğer Kılıçdaroğlu'na oy verirse Amerika'nın yıkın talimatına oy vermiş olacak."
Kılıçdaroğlu ve Özdağ, Zafer Partisi Genel Merkezi’nin önünde ortak basın açıklaması yaptı. Özdağ, Kılıçdaroğlu’na desteğini açıkladı. Kılıçdaroğlu ile Özdağ’ın anlaştığı yedi maddelik mutabakatta sığınmacıların geri dönüşü için zorla geri gönderilme yer almadı. Belediyelere kayyum atanması için yargı kararı vurgusu yapıldı. Mutabakatta ve iki liderin konuşmalarında Özdağ’ın İçişleri Bakanı olacağıyla ilgili bir madde yer almadı. Özdağ’ın açıklamadan iki saat önce attığı “İçişleri Bakanı olarak yollayacağım” tweeti, Kılıçdaroğlu ile Özdağ’ın böyle bir anlaşmaya varıp varmadığı tartışmalarına yol açmıştı.
CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge programına konuk olan Soylu: “ABD’nin Türkiye üzerinde iki temel şeyi var. Biri LGBT üzerinden yürür. İkincisi Çin’e karşı Türkiye’deki Uygur Türkleri üzerinden yürümeye çalışır. Amerika’nın Türkiye üzerinden Çin’e, Türkiye’yi de etkileyerek böyle bir bizim Doğu Türkistanlı Uygur Türkü kardeşlerimize yönelik yapabileceğimiz herhangi bir durumu oluşturabilmek. Onların da Türkiye’deki Uygur Türkleri üzerinden Çin’i sıkıştırma politikasını devam ettirebilmek. İkisini uzun zamandan beri ABD, Türkiye’de iç politika malzemesi olarak kullandı.”
Füsun S. Nebil yazdı: 2007-2023 arasında rakam olarak söylersek, nüfusumuzun 14,6 milyon artmasına karşılık, seçmen sayımız 21,4 milyon artmış. Yani 16 yılda 6,7 milyon fark var. Başka deyişle, toplam seçmen sayısının % 10,5’u. Bu yüksek farkın nedenini acaba bize YSK, partiler ya da nüfus işlerinden birileri açıklayabilir mi? Çok merak ettik ve çözemedik.