TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Anayasa’nın üçüncü maddesindeki “Türkiye Cumhuriyeti devleti ülkesi ve milleti ile bölünmez bütündür” cümlesine itirazıyla ivme kazanan anayasa tartışmasını Gelecek Partisi Milletvekili, Anayasa Hukukçusu ve 2007’de AK Parti’nin hazırlattığı yeni anayasayı hazırlayan komisyonun üyesi Prof. Dr. Serap Yazıcı Özbudun Serbestiyet’e değerlendirdi: “Anayasanın 3. Maddesindeki “Devletin ülkesi ve milletiyle bütün olduğu” ifadesinin seçkinci bir yaklaşımla açıklanacak bir tarafı yok. “Darbe anayasasına karşı çıkıyorsak, cumhurbaşkanlığı sistemine de karşı çıkalım”, “Türkiye’nin acilen çözmesi gereken sorun kapsamlı bir anayasa değişikliği değil”, “Eğer vesayete son vermek istiyorsak şimdi Türkiye’nin yasama organı, yürütme organı da ciddi bir bürokratik vesayet altındadır. Bunu sona erdirelim.”
Ali Bayramoğlu ile Bugünler’de bu hafta: Amberin Zaman'ın haberini veri alacak olursak, Bahçeli'nin DEM’lilerle tokalaşmasının arka planı, devletin Öcalan ile görüşmeye başlamasıdır denebilir. Eğer devlet Öcalan ile görüşüyorsa, “Kürt barışı” ihtimali de, arayışı da söz konusu olabilir. Bunun ne tür bir barış olacağı ayrı bir tartışma ama en azından görüşmelerin olduğu ve bir mekanizmanın harekete geçtiği anlaşılıyor.
MHP lideri Bahçeli ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni bir diyalog için DEM Parti’ye uzattıkları el, Ankara siyasetinin gündeminde. Bahçeli’nin en yakın kurmaylarından Feti Yıldız, Serbestiyet’in “Diyalog nasıl kurulacak, çözüm süreci için bir zemin var mı” sorusuna cevap verdi: Anayasa için, seçim için yapılıyor- gibi yorumlar bize göre çok sığ yorumlar. Terör, bölücülük Türkiye’nin enerjisini 40 yıl sömürdü. Yazıktır, günahtır. Bu mesele çok önemli, çok. Türkiye Yüzyılı’nda terörün ve bölücülüğün ortadan kaldırılması önceliktir. O gelenekten gelen partilerin vesayetten kurtulması, özgürleşmesi lazım. Türkiye partisi oldukları anda konuşulur. Sonrası kolay diyoruz.”
Yalım Eralp ile Dünya Dönüyor’da bu hafta: “Türkiye'nin BRICS üyeliği önünde bir engel var gibi görünüyor. BRICS'in kurallarına göre, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin onaylamadığı yaptırımlar, üyelere uygulanamıyor. Bu kural Rusya tarafından getirildi. Türkiye ise, Güvenlik Konseyi kararı olmadan ABD ve Batılıların yaptırımlarına katılıyor ve bunu ilan ediyor. Eğer "Ben uygulamıyorum" derse, Batılılarla sorun yaşayabilir. Güvenlik Konseyi kararı olmaksızın yaptırım uygulayan bir ülke BRICS'e katılamıyor.”
Ali Bayramoğlu ile Bugünler’de bu hafta: "Bu kaotik dönemde, her güç kendi bölgesinde egemen olabiliyor. En güçlü olan en öne çıkıyor. Dolayısıyla çatışmaları, bölgesel kavgaları, toprak taleplerini ve toprak işgallerini durduracak bir mekanizma yok. Irak, Kuveyt’i işgal ettiğinde bölgeye müdahale eden bir Amerika, bir İngiltere vardı. Kosova krizinde Clinton döneminde NATO kuvvetleri devreye girmişti. Bugün ise böyle bir tablo yok. Sözlü açıklamalar var ama uluslararası güçlerin ve uluslararası kurumların dengeleyici, çatışmaları bastırıcı, yaptırım uygulayıcı bir gücü kalmadı. Bu durum, siyaset fikrini yaralıyor ve güç fikrini, şiddet ve silah kullanımını ön plana çıkarıyor. İç gelişmelerdeki otoriterleşmeyle, küresel çapta güç ve savaşın değer kazanması arasında da bir paralellik, bir etkileşim var."