İmamoğlu’yla 23 Nisan törenindeki fotoğrafından anti-küreselci komplo teorileri üretilen “siyahi çocuk” Efe Ercan’ın babası Emre Ercan, Serbestiyet’e konuştu: “Efe’ye 3 yaşındayken otizm tanısı kondu. Milli bayramları, törenleri çok seviyor, protokole girmeye çalışıyor. Televizyonda İstiklal Marşı çalınca evde bizi ayağa kaldırıyor. Efe’nin annesiyle, Gine’de tercüman olarak çalıştığım sırada, Atlas Okyanusu’nun kıyısında kumda plastik sandalyeleri olan bir kafede tanıştık. Alman ajanı dedikleri annemin ailesi Arnavut göçmeni. Benim çocukluğum da Belçika’da Türk göçmen olarak geçti.”
Marx ve Engels yüzde yüz safiyetle, samimiyetle inanıyorlardı, daha önce kimsenin düşünmediği bir bilimsel zarureti, tarihsel bir kanuniyeti keşfettiklerine. Hiç düşünmediler, öngörmediler olumsuz sonuçlarını. “Bilimsellik” iddiası sosyalizm tarihinde yaşanan en vahim olumsuzluklarla, en büyük trajedilerle elele gitti. Dogmatizm ve fanatizm sorunları, demokrasi düşmanlığı sorunları, hegemonya ve diktatörlük sorunları, çok büyük ölçüde bu bilimsellik iddiasının pekiştirdiği aşırı epistemolojik özgüvenden kaynaklandı. Sosyalist solun çöktüğü ve silindiği bugün bile, eski solcuların (mealen) “her şeyin doğrusunu biz biliriz” kibirinde somutlanıyor.
Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çokgezen: “İktisatta fahiş fiyat diye bir şey yok, bana ucuz gelen sana pahalı gelebilir”, “Ekonomi kötü yönetiliyor, enflasyon sorunu var ve insanların satın alım gücü düşüyor. Bunun sonucunda insanlara her şey pahalı gelmeye başlıyor”, “Enflasyonun suçlusu marketler, kafeler, restoranlar değil. Parayı kim basıyorsa o”, “Parasal kâr, kâr değildir. Enflasyonist ortamın yarattığı belirsizlik sebebiyle satıcı riske girmek istemiyor ama bu fırsatçılık olarak adlandırılıyor”, “İki yanlış bir doğru etmez. İktidarın ekonomideki yanlışları, muhalefetin Kent Lokantası gibi yerler açmasını meşrulaştırmaz.”
DEVA Partisi Eğitim Politikaları Başkanı Mustafa Ergen ‘üniversiteleri halka açma’ vaadinden İstanbul Üniversitesi’nde kısa süre uygulanan açık kapı politikasına, ABD’deki üniversite eylemlerinden değişen müfredata kadar Serbestiyet’in bir dizi sorusunu cevapladı: “Müfredat değişti fakat yükseköğretimden ve yurt içi ve yurt dışı istihdam piyasasından bağımsız ilköğretimin olmaması gerekir. Yükseköğretim süreci ilköğretim sürecine doğru difüze etmeli. (…) MEB ve YÖK’ün kendinden bağımsız çalışması bu sürecin doğru çalışmasını engelleyen bir nokta, özerk üniversitelerle beraber üniversitelerin etraflarındaki ilköğretim ile iletişimi önemli.”
Diyarbakır’da düzenleyeceği festivalin Büyükşehir’in uygun görmemesi nedeniyle iptal olduğunu açıklayan Dosso Dossi markasının sahibi Hikmet Eraslan, Serbestiyet’e konuştu: “Belediye’den maddi bir talebimiz olmadı, sadece yer talebimiz oldu. Doğan Hatun da tavrı itibariyle festivalin yapılmasına istekliydi. ‘Asimilasyona hizmet ediyor’ suçlamaları çok haksız. Ben kimliğimi saklayan biri değilim. Rahmetli annem kıt kanaat Türkçe konuşurdu. Ne asimilasyonculuğu? Eğer elektro müzik sevmiyorsanız ben birazdan sizi Kürtçe müzikle eğlendireceğim. Bir halay çekip ondan sonra herkese We Will Rock You'yu söyletebiliyorum.”