DEM İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, eski DEM vekillerinden Gülten Kışanak ve İmralı Sekreteryası üyesi Çetin Arkaş Ankara’da gazetecilerle buluştu. Terörsüz Türkiye yasasının mecliste oylanmasının ardından yürütülen çalışmalar ve sürece dair görüşlerini gazetecilerle paylaşan üç isim kamuoyunda tartışılan İmralı tutanaklarının gerçekle ilgisinin olmadığı mesajını verdi.
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında yapılan Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun ilk toplantısını sürecin ilerlemesi açısından kritik önemde gördüklerini anlatan Mithat Sancar, kurulun dört alt komisyonu olacağını ve bu kurullardan en çok konuşulanın Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu olduğunu söyledi.
Sancar, Öcalan’ın bu komisyonda yer almasını istediklerini ve sürecin işlemesi açısından da çok gerekli gördüklerini ancak bu konuda alınmış henüz resmi bir kararın olmadığını söyledi.
Sancar, Kışanak ve Aktaş’ın gazetecilerle sohbetinden öne çıkan başlıklar şöyle:
“Eleştiriler gelmesi doğal”
Mithat Sancar: Sürecin hukuki ve kurumsal aşamasının içine girmiş bulunuyoruz. 22 ayını doldurdu bu süreç. Çok yoğun tartışmalar yürütüldü. Bütün imkanları zorlayarak kamuoyunu doğru bilgilendirmek istiyoruz. Çok büyük sonuçları olacak. Hem ülke hem bölge için yeni bir dönemi başlatıyor bu süreç. Tarihi bir önemi var. Bu kadar büyük dönüşüm potansiyeli içeren, köklü değişimlerin kapısını aralayan sürecin elbette herkes tarafından aynı şekilde ele alınması beklenemez. Desteğin büyümesi sürecin sağlıklı işlemesi bakımından önemli. Farklı nedenlerle kaygıların olması, eleştiriler gelmesi de son derece anlaşılır.
Gültan Kışanak: Kamuoyunu oluşturmakta, sorunları çözmekte, barışı tesis etmekte medyanın çok kritik bir rolü var. Süreçte basının diliyle ilgili şikayetlerimiz de oldu, beklentilerimiz de oldu. Birikimimi, tecrübemi bu sürece katmaya çalışıyorum.
Gelinen aşamada gerçek anlamda tarihsel bir dönüm noktasındayız. 200 yıllık çatışma dönemini geride bırakabileceğimiz yeni, eşitlikçi, demokratik, ortam yaşamı mümkün kılabileceğimiz bir dönemdeyiz.
Türk-Kürt ilişkileri, Ortadoğu’daki halkların barış içinde yaşamasının gelişmesi adına yeni bir evredeyiz.
İmralı Sekreteryası üyesi Çetin Arkaş; Yıllarca cezaevinden izlediğim gazetecilerle buluşmak benim için heyecan verici.
Yeni silah bırakma çağrısı olacak mı?
Mithat Sancar: Bu konuda henüz alınmış bir karar yok. İlerleyen aşamalarda buna ihtiyaç olup olmayacağını da görüşmeler sonucu belirleyebiliriz. Bizim görüşmelerimizde Öcalan böyle bir çağrı yapmadı.
“Öcalan’a resmi statü henüz yok”
Mithat Sancar: Takip ve değerlendirme kurulu ilk toplantısını yaptı. 4 ayrı alt kurul oluşturuldu. Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’nun nasıl hareket edeceği merak ediliyor. Bu kurul silahsızlanma sürecinin yürütülmesi işlevine sahip olacak.
Öcalan’ın bu süreçte çok hayati bir görevi ve rolü olabilir. Öcalan’ın bu kurumsal yapı içinde bir görev almasını bekliyoruz. Bir rol üstlenmesi gerektiği konusunda genel bir yaklaşım var. Sürecin doğası da, başarıyla ilerlemesi de böyle bir düzenlemeyi öngörüyor. Adı konmadı yani. Pervin Buldan arkadaşımız da, Öcalan’ın bu kurumsal yapıda görev yapması gerektiğine dönük beklentimizi paylaşmıştı.
Gültan Kışanak: Oluşturulan kurulların tamamında devlet bürokrasisinden isimlerin olması süreci geliştirmez. Bu kurullara avukatlardan tutun, çözüm süreçlerinde çalışmış sivil toplum temsilcileri, akademisyenler de katılmalı. Biz burada olması gerekeni söylüyoruz tabii.
“Öcalan İmralı’da yeni bir yere geçmedi”
Mithat Sancar: Biz görüşmelerimizi İmralı’da farklı bir salonda yapıyoruz ama Öcalan eski yerinde kalmaya devam ediyor. Öcalan’ın farklı bir yerleşim yerine geçtiğine dair haberler doğru değil.
Öcalan’ın üstlendiği ağır ve tarihi görevi yerine getirebilmesi, daha rahat çalışabilmesi için daha uygun bir mekana geçmesi gerekiyor. Böyle bir şey olduğunda kamuoyuyla paylaşacağız.
“İmralı tutanakları” yok !
Mithat Sancar: “Tutanak haberlerine dayanak gösterilen böyle bir görüşme olmadı. Hem Öcalan hem devlet yetkilileri hem de biz açıkladık. Yani Öcalan’la yeni bir görüşme olmadı. Bir heyet gitmedi İmralı’ya.
Biz bazen 5 saat süren görüşme yapıyoruz Öcalan’la. Yoğun görüşmeler sonrasında değerlendirmeler yapıyoruz, sonra paylaşıyoruz görüşmeye dair notları. Bu, bir şeyi sakladığımız anlamına gelmesin. Saklamıyoruz. Görüşmelerin hepsini doğrudan yansıtmamız da mümkün değil. Sürecin doğası bunu gerektiriyor.”
“Öcalan kamuoyuna doğrudan hitap edebilmeli”
Mithat Sancar: Öcalan’ın kamuoyuna doğrudan hitap etmesinin yolu açılmalıdır. Doğrudan gazeteciler, siyasi parti temsilcileri, akademisyenler, sivil toplum örgütü temsilcileri İmralı’ya giderse Öcalan kendisi mesajlarını doğrudan verebilir.
Yeni bir iletişim stratejisi olmalı ve Öcalan doğrudan kamuoyuyla mesaj paylaşabilmeli.
Çetin Arkaş: 27 Şubat’taki barış ve demokratik çağrısının ruhuna uygun olarak epey bir mesai harcıyoruz. Hapisten çıkalı bir sene bir ay oldu. Bu süre içinde 100 bin kilometre yol yapmışız. Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için düşüncelerimizi anlatıyoruz. Halk toplantıları yapıyoruz. İnsanların kafalarında haklı olarak soruları, kaygıları var. Biz kaygı ve endişeyi gidermeye çalışıyoruz. Öcalan 27 yıldır bir adada, dış dünyayla herhangi bir teması olmadan yaşıyor.
Kişisel beklentim; kutlama amacıyla bile tek bir merminin sıkılmadığı bir Türkiye’de yaşamak. Kıyamete kadar silahlar susmalı. Bu süreç sadece silahların bırakılması süreci olursa barış ve demokrasi eksik kalır.
İmralı’da yaşam nasıldır, koşulları nedir? Öcalan’ın günlük yaşamı, sağlığı, gelişmelere dair bakış açısı hep merak ediliyor. Hemen hemen her yerden çağrı alıyoruz. Bunları anlatmak adına. Bize gelen tüm davetlere karşılık veriyoruz. Milyonlarca insanla buluştuk. Halkın bizi de mahcup eden ilgisi var. Öcalan’a büyük sevgi ve ilgiyi gözlemliyoruz.
Şu an süreç nasıl işliyor?
Mithat Sancar: Planlamalar oluşturulan kurullar ve komisyon aracılığıyla yapılacak. Henüz bunların ayrıntılarıyla ilgili bilgimiz yok. Bilgimizin olmaması da normal. Çok hassas bir dönem. Silahlar bırakılıyor. İnsanlar ülkeye dönecek. Şu an şu çalışma yapılıyor diyebilsek örneğin yanlış olur. Güvenlik sıkıntısı oluşur.
Gülten Kışanak: 2 ay içinde yasanın uygulanabilir hale gelmesi gerekiyor.
SDG’nin silah bırakması
Mithat Sancar: Suriye’deki bu gelişme, Türkiye’deki bu süreçten ayrı düşünülemez. Suriye’de demokratik entegrasyon işliyor. Kendi kimliğinden vazgeçerek erime değildir demokratik entegrasyon. Benzer gelişmeler İran’da da yaşanabilir.
—Öcalan’ın ya da pKK nın kadrolarının devletin kademelerinde yer alması gerektiğini düşünüyor musunuz? Yeni anayasa konusunda tutumunuz ne olur? Mahmur sürecin neresinde? Geriye dönüşü olmayan nokta geçildi mi, riskler nelerdir? Sürece destek adımı ne olacak? Taziyeler
“AİHM kararına uymak zorunludur”
Türkiye AİHM kararlarını uygulamıyor. AİHM kararları uygulanmazken nasıl süreç yürütüyorsunuz?
Mithat Sancar: Çıkan yasa ilk adım. Bu yasaya gerek kalmadan yapılması gerekenleri aylardır, yıllardır söylüyoruz. AİHM, AYM kararlarının uygulanması, hasta tutukluların derhal serbest bırakılması gibi. Bunun siyasal mücadelesini yıllardır yürütüyoruz. Süreç de bu açıdan bir zemin sunuyor. Anlatıyoruz ama uygulanmıyoruz. Bizim duruşumuz net: AYM ve AİHM kararları derhal uygulanmalı. Demirtaş, Kavala, Can Atalay, herkes için geçerli bu durum. Anayasa da bunu gerektirir.
Kavala’yla ilgili son AİHM kararı çok ciddidir. Eğer Avrupa Konseyi’ne üyeliğiniz devam ediyorsa bu kararı tanımak, uygulamak zorundasınız.
-Uygulanmıyor. Süreci nasıl yürütüyorsunuz- sorusunu soruyorsunuz. Biz bir taraftan süreci yürütüyor, bir taraftan da siyasal mücadelemizi sürdürüyoruz.
“Anayasa tartışmasına tüm toplum katılabilmeli”
Mithat Sancar: Yeni anayasa konusundaki temel yaklaşımımız belli. Yeni anayasa yapılmalı ama bu en geniş toplumsal ve siyasal katılımla olmalı. Anayasa tartışmalarının sağlıklı yürütülebilmesi için saha, şartlar bu tartışmalara uygun hale getirilmeli. Özgür tartışmayı engelleyen, keyfi uygulamayı teşvik eden her türlü düzenlemeden ve uygulamadan sahayı temizlemeniz gerekir. Bir toplumsal sözleşme toplumun en geniş kesimlerinin eşit ve özgür katılımıyla yapılabilir.
Erdoğan’ın yeniden aday olması gibi başlıklara anayasa tartışmasının sıkıştırılmasını kabul etmiyoruz. Türkiye’nin demokrasi, Kürt sorunu var. Hukuk devleti olma meselesi bu sorunlarla birlikte ele alınmalı. Büyük barış için çok fazlasına; demokrasiye, hukuksal güvenceye ihtiyaç var. Barış ve demokratik toplum mücadelemiz bu eksende devam edecek.
Gülten Kışanak: Bu anayasayla bir yere gidemiyoruz. Bu anayasanın değişmesi gerektiği 12 Eylül 1980 anayasasından sonra nerdeyse her gün söyleniyor. Herkes değişsin diyor ama nasıl yapılacağı ciddi sorun. Anayasa temel bir ihtiyaç ama kısa zamanda gündeme gelebileceğini düşünmüyorum. Anayasanın cumhurbaşkanlığı seçimiyle doğrudan bağlantılı ele alınmasını da doğru bulmuyorum.
Sürece yasadan sonra destek artıyor. Eleştiriler, kaygılarla birlikte sorunları bütünlüklü ele alma yöntemi. Bizim önerimiz budur. Birbirimizin sözlerini dinlemeyi, eleştirilere karşılık vermeyi öğrenmeliyiz. Kutuplaşmak önümüzdeki en büyük sıkıntı. Birbirimize gönlümüzü, kulağımızı açmamız, olabilecek en büyük destekle birlikte yürümeliyiz. Birlikte üretilecek güç, birlikte yaratılacak bir süreç var.
Yasa Demirtaş’ı kapsıyor kapsamıyor tartışması külliyen açmalık. Net şekilde Demirtaş’ı kapsıyor. Demirtaş’ın serbest kalması için bu yasaya bile ihtiyaç yok.
Çetin Arkaş: Kürtler devlet kadrolarında yer almalı mı diye soru soruyorsunuz. Ben böyle bir amacı, özlemi olan bir arkadaşla karşılaşmadım. 1988’de İstanbul Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girdim. Bazı üst düzey devlet görevlilerini, valiler, kaymakamlar cezaevindeki televizyonda gördüm.1991’de 500’den fazla insanın dağa gittiğini biliyorum. Bunlar geride kalsın, bir daha yaşanmasın. Devletin içinde Kürt kadrolar olmalı mı, olmamalı mı? Devlet bu konuda bir özgüven içinde olmalı.
Bu yaşadığımız süreçte çok isterdim geri dönüşsüz bir noktaya geldiğimizi söylemeyi. Hepimizin arzusu. Bu süreci istemeyen de var ama birlikte yaşamı, beraber olmayı hep birlikte başarmalıyız.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.