Alman Meclisi’nden hükümete: ‘Ülkücü hareketi yasaklayın!’

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Kılıçdaroğlu’nu tehdit eden organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’ya “millet sevdalısı bir ülkücüdür” diyerek sahip çıkarken, Almanya Federal Meclisi, Ülkücü hareketi Almanya’da yasaklama yolunu açan beş partinin ortak teklifini oybirliğiyle kabul etti. Kapatma kararında son söz, teklifin geçmesinin ardından incelemelere başlayan Alman İçişleri Bakanlığı’nda.

İktidardaki koalisyon hükümetini oluşturan Hristiyan Demokrat Birlik (CDU), Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile muhalefetteki Hür Demokrat Parti (FDP) ve Yeşiller’in hazırladığı “Milliyetçiliğe ve ırkçılığa meydan okuyoruz- Ülkücü Hareket’in etkisini püskürtmeliyiz” başlığını taşıyan teklif oybirliğiyle kabul edildi.

Teklifin meclisten geçmesinden sonra Alman İçişleri Bakanlığı, Almanya’da Ülkücü Hareket’e bağlı dernek ve yapılanmalar hakkında inceleme başlatacak, kapatılıp, kapatılmayacaklarına karar verecek.

Fransa hükümeti de, iki hafta önce ülkedeki Bozkurtlar hareketini yasaklamıştı.

Alman Federal Meclisi’nden geçen teklifte Ülkücüler için “ırkçı dünya görüşüne göre Yahudi düşmanlığı merkezi konumda olmakla birlikte, özellikle Ermeniler ve Kürtler aşağılanarak Türklüğün düşmanları olarak ilan edilirler” deniyor.

Teklifin imzacılarından biri olan Yeşiller Partisi milletvekili Cem Özdemir, sosyal medya hesabından teklifin Türkçesini yayımladı.

Teklifin Türkçe tam metni şöyle:

“Almanya Federal Meclisi tespit eder:

Almanya Federal Meclisi, ırk ve dünya hükümdarlığı şeklinde bir saplantı temelinde kurgulanmış ve insan onuru ile halkların dostluğu düşüncesine aykırı olan her türlü dünya görüşünü yargılar ve buna kararlılıkla karşı durur. Almanya hukuk devleti ve savunma gücüne sahip demokrasinin tüm imkânları ve kararlılığı ile aşırı sağcı hareketlere karşı koymaktadır ve karşı koymaya devam edecektir. Aşırı sağcılıkla mücadele -Alman ya da yabancı uyruklu olsun- bizim tarihimize sahip bir ülkede devlet aklının bir parçası olmak zorundadır.

Aşırı sağcı hareketler arasında sempatizan sayısı nedeniyle Ülkücü hareket Almanya’da da özel bir önem taşımaktadır. 20. yüzyılın ortalarında Türkiye’de oluşan bu hareket, Avrupa’da bir dizi ülkede militan bir şekilde ve şiddet uygulayarak ortaya çıkmakta olup, Pantürkizm ve Turanizm kökenli milliyetçi ve ırkçı bir ideolojiyi temel alır. Gündelik dilde ‘Bozkurtlar’ olarak tanımlanan sempatizanlarının ülküsü, tüm Türk halklarının Balkanlardan Çin’e kadar varan ve etnik yapısı homojen olan büyük imparatorluğunun Türklerin liderliğinde kurulmasıdır. Ülkücü ideolojinin ırkçı dünya görüşüne göre Yahudi düşmanlığı merkezi konumda olmakla birlikte özellikle Ermeniler ve Kürtler aşağılanarak Türklüğün düşmanları olarak ilan edilirler.

Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı Almanya’da bulunan aşırı sağcı Türk sayısını 11 bin kişi kadar olarak belirlemekte ve gerek Almanya Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu (ADÜTDF), gerek Avrupa Türk İslam Birliği (ATİB) kuruluşlarını Ülkücü hareketin çatı örgütleri olarak tanımlamaktadır. Bunların yanısıra özellikle internet ve sosyal medya ağlarında ajitasyon faaliyetleri sürdürerek Almanya’da doğup büyüyen ve Türkçe konuşan gençleri aşırı sağcı Türklerin örgütlenme yapıları içerisinde harekete geçirmeyi amaçlayan başkaca yapılar ve örgütlü olmayan sempatizanlar bulunmaktadır. Siyasi karşıtları olarak algıladıkları kişileri sindirmekle birlikte çoğu kez açık bir şekilde tehdit etmektedirler. Bu nedenden ötürü Ülkücü hareket Türkiye asıllı vatandaşların Almanya’daki uyum sürecine engel olmakta ve toplumumuzun bölünmesi amacını gütmektedir.

Ülkücü hareketin siyasi konsepti insan onurunu hor görmektedir. Hareketin biyolojik ırkçılığı, Yahudi düşmanlığı, liberalizm karşıtlığı ve mutlak lider otoritesi ilkesi Anayasamızın demokrasi prensibi ve temel değerleri ile bağdaşmaz olup bilinçli olarak halkların dostluğu düşüncesine karşı gelmektedir. Hareketin bütünselleşmeyi bozan ajitasyonu iç güvenliğimiz açısından da ciddiye alınması gereken bir tehdittir. Almanya Federal Meclisi bu nedenden ötürü Ülkücü hareketin gerek Almanya ve Avrupa düzeyinde, gerek uluslararası düzeydeki faaliyetlerine karşı tutarlı bir tavır alınmasını aciliyet gerektiren bir görev olarak görmektedir.

  1. Almanya Federal Meclisi

Fransa Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın 4 Kasım 2020 tarihli Kararnamesi ile Bozkurt hareketinin Fransa’da örgütlenmesini yasaklamış olmasını memnuniyetle karşılar ve bunun diğer devletlere de emsal teşkil etmesi umudunu taşır.

  • Almanya Federal Meclisi federal hükümetten talep eder:

1. Ülkücü hareketin Avrupa’da etkisini geri püskürtmek üzere Avrupalı ve uluslararası ortaklarımızla birlikte gereken tüm tedbirlerin alınmasını;

2. Ülkücü hareketin özellikle Almanya’daki faaliyetlerinin sürekli olarak yakından izlenmesini ve bunlara hukuk devletimizin imkânları ile kararlı bir şekilde karşı konulmasını;

3. Ülkücü hareketin derneklerine örgütlenme yasağının getirilmesinin incelenmesi yolu ile Anayasamızın değerlerine, insan hakları ve halkların dostluğu fikirleri aleyhinde olan her türlü faaliyete hukuk devleti olarak tutarlı bir şekilde karşı gelinmesini;

4. “Demokrasiyi yaşamak!“ (“Demokratie leben!“) başlıklı federal program ve Federal Siyasi Eğitim Merkezi (Bundeszentrale für politische Bildung) düzeyinde programların ve Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın bilgilendirici malzemelerinin mevcut finansman kapsamında sunulması ya da bunlara süreklilik kazandırılması ve bu şekilde demokrasi eğitimi bağlamında kamuoyu, dernek, birlik ve kurumların Hareketin hedef ve yöntemleri hakkında aydınlatılması;

5. Ülkücü hareketin internet üzerinden sürdürdüğü yoğun ajitasyonuna karşı hukuk devleti olarak ve tutarlı bir şekilde karşı gelmek üzere tüm yasal olanakların kullanılması;

6. Almanya, Avrupa ve Türkiye’de Bozkurtlar tarafından takibata uğrayan kişi ve gruplarla dayanışma gösterilmesi ve bunların mümkün olan en iyi şekilde desteklenmesi.

Berlin, 17 Kasım 2020

Ralph Brinkhaus, Alexander Dobrindt ve parti meclis grubu

Dr. Rolf Mützenich ve parti meclis grubu

Christian Lindner ve parti meclis grubu

Katrin Göring-Eckardt, Dr. Anton Hofreiter ve parti meclis grubu”

Önceki İçerikPeriler, periler, periler…
Sonraki İçerikEtyen Mahçupyan: ‘Yaşananlar CB’nın vizyonunun değil, vizyonsuzluğunun sonucu’