Babacan’dan Altılı Masa’ya: “Bu işin şakası yok… Açık farkla kazanmazsak karşı taraf mızıkçılık yapar”

DEVA lideri Babacan, Altılı Masa’nın 2. turdaki ilk görüşmesinden sonra Ankara’da gazetecilerle buluştu. Babacan, geçiş sürecinin yol haritası ve temel politika alanlarında ortak söylem belirlenmesi yönündeki Altılı Masa mutabakatının muhalefete güveni artıracağını düşünüyor. Masadaki 6 partinin birbiriyle rekabet ederken büyük rakibin karşı tarafta bulunduğunun unutulmamasını isteyen Babacan, “Kimse seçimi tek başına kazanamadığına göre seçimi kazanmak için birlikte olma mecburiyeti var. Bu işin şakası yok” uyarısında bulunuyor.

DEVA lideri Ali Babacan'ın gazetecilere verdiği yemeğe Serbestiyet Ankara temsilcisi Hilal Köylü de katıldı
DEVA lideri Ali Babacan'ın gazetecilere verdiği yemeğe Serbestiyet Ankara temsilcisi Hilal Köylü de katıldı

DEVA lideri Ali Babacan’a göre Altılı Masa, 2. turdaki ilk liderler buluşmasında parlamenter sisteme geçişin yol haritasının belirlenmesi ve temel politika alanlarında ortak söylem belirlenmesinde mutabakata vararak “kritik ve önemli” bir eşiği geçti. Babacan bu eşiği “Aslında seçimden sonra ülkeyi beraber yönetme iradesini de ortaya koymuş olduk” sözleriyle tanımlıyor.

Babacan, Altılı Masa’daki mutabakatın ne anlama geldiğini şöyle özetliyor:

“Vatandaşa ‘bekleyin’ diyemeyiz”

“Çok önemli ve kıymetli bir adım attık. Ülkenin parlamenter sisteme geçene kadar nasıl yönetileceğini, bu süreçte de parlamenter sistem ruhunun nasıl hakim kılınacağını vatandaşımıza söylemek istiyorduk. Hem geçiş sürecinin yol haritasının belirlenmesi hem de temel politika alanlarında ortak söylem oluşturulmasında anlaştık. Altı parti seçime birlikte yürüyor. Aslında seçimden sonra da beraber yönetme iradesini ortaya koyduk. Her parti ayrı bir programla halkın karşısına çıkarken vatandaş da haklı olarak ülkenin yakıcı sorunlarını nasıl çözeceğimizi soruyordu. Şimdi vatandaşın önüne tek bir perspektif koyuyoruz. Bu süreç, vatandaşın Altılı Masa’ya güvenini de artıracak.

“Çok iyi hazırlanmamız gerekiyor. Başkanlık sisteminden parlamenter sisteme geçişi sağlarken eş zamanlı olarak da ülkenin derinleşen krizlerini çözmemiz gerekecek. Vatandaşa ‘şimdi seçim kazandık, sorun çözmemiz için bizi bir iki sene bekleyin’ diyemeyiz. Seçimlerden sonra ilk dakikadan herkesin ne yapacağını bilmesi ve icraata başlaması gerekiyor.”

Babacan, Altılı Masa’nın 2. turdaki ilk buluşmasında alınan kararlar, planlamalar ve iktidarla Altılı Masa’nın çekişmesine ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı.

DEVA geçiş süreci için 32 başlık çıkardı

Nasıl bir mekanizma öngörüyorsunuz? Siz, masadaki liderlerin cumhurbaşkanı yardımcısı olmasını mı öneriyorsunuz?

Bu konu Altılı Masa’da hiç konuşulmadı. Önümüzdeki haftalarda pek çok karar verilmesi gereken başlık var: Geçiş süreci kaç ay ya da yıl olacak? Parlamenter sisteme geçtik. Parlamenter sistem yürürlüğe girdi. Ülke tekrar seçime gitsin mi? Yoksa seçilmiş cumhurbaşkanı ve seçilmiş meclisle belli bir geçiş döneminde, belli bir dönüşüm mekanizmasıyla parlamenter sistem içerisinde devam mı edelim? Yürütmeye, yasamaya dair 32 başlık görünüyor bizim çalışmamızda. Şimdi herkes bunu çalışıyor. Ben kimsenin cumhurbaşkanı yardımcısı olmasını önermedim.

Ortak politikaları belirlemek teknik ağırlığı olan, kimi konularda siyasi müzakere gerektiren bir sürece işaret ediyor. Yol haritası da müzakere içeren bir çalışma olacak. Yol haritasına ilişkin çalışma daha erken bitebilir.

Aday isimleri üzerinden hiçbir değerlendirme yapmadık. Seçim süreci yaklaşana kadar ortak aday tespitiyle ilgili bir adım atmama kararımızı tekrar ettik. Temel politika alanlarında bir ortak zemin yaratmadan aday belirlenmesinin biz zaten çok yanlış olacağını düşünüyoruz

Krizlere ortak formül: Daha sık görüşülecek, sorulara aynı yanıtlar verilecek

Cumhurbaşkanlığı adaylığı, Altılı Masa’daki partilerin büyüklüğü gibi kimi konularda krizler çıkıyor. Nasıl çözeceksiniz, konuştunuz mu?

Herkesin özenli olması gerekiyor. Altı partinin birlikteliği, yakın tarihimizde bir ilk. Biz liderler bir sıkıntı olduğunda, yanlış anlamaya yol açan gelişmeler yaşandığında hemen birbirimizi arama kararı aldık. Daha sık görüşelim, daha sık istişare edelim, hızlı çözüm üretelim diyoruz. Altı genel başkanın birlikte çalışma iradesi çok güçlü. Benim bundan hiç şüphem yok.

Masada da söyledim. Bizim için önem olan, partilerin resmi karar mekanizmalarında alınan kararlar ve genel başkanların ifadeleri. Biz bunu temel alarak tepkimizi oluşturur ya da çalışmalarımızı yaparız. Milletvekili, il başkanı çıkıp bir ters laf eder, ona bakmamızın gereği yok. O tartışmalara takılırsak olmaz. Biz daha önce büyütmedik o tartışmaları.

Unutulmasın, altı parti aynı zamanda rakip ama rakibin büyüğü öbür tarafta.

Altı partinin doğal bir rekabeti olabilir ama işbirliğiyle büyük rakibe karşı mücadele temel öncelik olmalı.

Bu işin şakası yok

Altı partiden herhangi birisine sorun. Tek başınıza cumhurbaşkanı adayınızı birinci turda seçtirebiliyor musunuz? Tek başınıza 360 milletvekili çıkarabiliyor musunuz? O zaman buyurun. Hareket edin. Böyle bir şey de yok. Ancak bir arada olunduğu zaman bu seçim kazanılacak. Yoksa iş, mevcut iktidarın tekrar seçimi alacağı bir tabloya doğru gider. Onun için bu işin şakası yok. Matematik diye bir bilim var. Seçimi kazanmak için bir arada olma mecburiyeti var.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı dahil bundan sonraki süreçte, kamuoyunda yanlış anlaşılabilecek, Altılı Masa’nın bir bütün olarak güvenilirliğine zarar verecek bir tutumun olmaması gerektiğinde bir mutabakat sağladık. “Cumhurbaşkanlığı adaylığı gibi tartışmalı alanlarda sorular gelirse de aynı yanıtları verelim” dedik.

“Seçimden sonra görüşmeler uzar, önemli olan şimdiden hazırlık”

Koalisyon protokolü mü hazırlıyorsunuz? Cumhurbaşkanının yetkilerini nasıl sınırlandıracaksınız?

Koalisyon sözcüğü yıprandı Türkiye’de. İnsanlara güzel şeyler çağrıştırmıyor. Madem ortak aday önden tespit edilecek, o adayın neler yapacağıyla alakalı mutabakatı bugünden sağlamak gerek. Ülke zaman kazanacak. Çünkü seçimden sonraki koalisyon görüşmeleri uzuyor.

Geçiş süreci yol haritası dediğimiz şey aslında cumhurbaşkanının yetkilerinin nasıl kullanacağını tarif edecek. Biz diyoruz ki; cumhurbaşkanı yetkilerini katılımcılık anlayışıyla kullansın. Yani karar verme süreçlerinde bir katılımcılık olsun. İstişare mekanizmaları kuralım. Ve bazı çok önemli kararlarda da mutabakat prensibimiz olsun. Bu önemli kararlar nedir? Nasıldır? Bunları çalışacağız. Hepsine ortak imza atacağız.

“Aklı başında kimse mutabakatı bozmaz”

Ortak cumhurbaşkanı adayımız kazandığında daha önce attığı imzaya aykırı hareket ederse orada ciddi bir güven sorunu çıkar. Ama aklı başında kimse bunu bozmak, yaralamak istemez. Çünkü ülkenin sorunlarını çözecek ortak irade herhalde herkesin çocuklarına, torunlarına anlatacağı, belki de tarih kitaplarına geçecek büyük bir olay olacak.

Yazılı, imzalı bir şey ortaya koymadan seçime gidersek sorun çıkar. Ortak kararlar alıp, yazılı metinler haline getirip işleri garantiye alalım ki ileriye ihtilafa gebe bir alan bırakmayalım.

Masa dışından bir aday olasılığını neden sık sık gündeme getiriyorsunuz?

Şu anda teorik olarak hiçbir ismi konuşmadığımız için hiçbir isimle ilgili olur ya da olmaz da demediğimiz için teorik olarak aday, altı genel başkandan birisi de olabilir. Ama altı genel başkanın dışında bir isim de olabilir. Çünkü henüz hiçbir şey konuşmadık. Eğer bunu söylemezsek, şunlar olur, bunlar olmaz diye işaret etmeye başlarız.

“Açık farkla kazanamazsak mızıkçılık yaparlar”

Terör faaliyetleri ya da provokasyonlarla seçimin tekrarlanabileceği endişeniz var mı? 2015’te yaşananlar tekrarlanabilir mi?

2015 seçimlerinde çok şey kaybetti Türkiye. Bizim ısrarla birinci turda birinci çıkarak seçimi alalım dememizin sebeplerinden birisi de o. Hükümet zemin kaybettiğini görüyor. Biz de hükümet gidiyor rehavetine düşemeyiz. Bu top yuvarlanacak, önümüze gelecek ve biz ülkeye idare edeceğiz diyemeyiz. O kadar da kolay değil. Eğer iyi hazırlanmazsak, vatandaşlarımızı ikna etmezsek, insanlar böyle bilmediği karmaşık bir şeydense, bildiği kötüyü tercih eder. Tabloyu netleştirmemiz lazım.

İktidarının kaybolduğunu gören hükümetler bazen yanlış yollara da sapabiliyorlar. O ihtimalleri de dikkate almalıyız. Bunun yolu da sandıkta sapasağlam bir sonuç almaktan geçiyor. Seçimde yüzde 49’a yüzde 50,1 gibi bir sonuç çıkarsa, mızıkçılık yaparlar. Daha önce yaptılar, yine yaparlar.

Ahlaki sorunları olan insanların sayısı çoğaldı”

Siz de AK Parti’de 13 yıl görev yaptınız? Türk ekonomisi neden bugünkü darboğazda, Altılı Masa aşar mı bu darboğazı?

AK Parti’nin göreve gelmesiyle siyasi kadrolar ve üst düzey bürokrasi anlamında işin ehli, liyakatlı ve düzgün kadrolar da iş başına gelmişti. Bu yapı bozuldu. Liyakatsiz ve maalesef ahlaki sorunları olan insanların sayısı çoğaldı.

2017’deki sistem değişikliğiyle birlikte istişare mekanizmaları da tamamen terk edildi. Her şey bir kişinin yetkisine bırakıldı. Bizim geçmişten ders almamız ve Türkiye’nin yarınlarına bakmamız gerekiyor. Altılı Masa’nın üzerinde durması gereken konu da Türkiye’nin yarınları. Altı parti, kendi partilerinin geçmişiyle alakalı ya da genel başkanlarının geçmişiyle alakalı tartışmalar üzerinde durursa yanlış olur. Geçmiş üzerinde bir tartışma yaparsak bu tartışma hiç bitmez.

Her partinin farklı farklı çalışmaları olsa da ortak bir çalışma ve ortak bir politika setiyle insanların karşısına çıkmak çok daha fazla güven verir. Ve gerçekten bunlar bu işi yapar ve uygular kanaati toplumda yaygınlaşır.

“Ülke seçime kadar temerrüt çukuruna düşebilir”

İktidar seçim ekonomisi uygulamaya başladı. Buna karşı nasıl bir söylem geliştireceksiniz?

Altılı Masa’nın gündeminde değil henüz. Şu anda hükümet tamamen bir varoluş mücadelesi içinde. Ülkenin geleceğini çok ciddi bir şekilde ipotek altına alma adına da adımlar atıyor. Bununla ilk defa karşılaşmıyoruz ki yani. Bizim hâlâ bugün itibariyle Türkiye’de gördüğümüz tablo 2002 Kasım’ında devraldığımız tablodan daha iyi bir tablo. Yirmi tane batan banka vardı. Bunların yüküyle o zaman biz devraldık. Ve düzgün bir ekonomik programla, düzgün kadrolarla sıyrıldık, çıktık.

Eğer seçimlere kadar bir iflas ya da tam koyu bir sermaye kontrolü olursa işimiz zorlaşır tabii. Seçime kadar ülke temerrüt çukuruna düşerse durum zorlaşır. Uyardık ama dinlemediler. Her gün arka kapıdan döviz işlemi yapıyorlar. 65 milyar dolar borçlandılar. Kur yükseliyor. Ne kadar satıyorlar? Ne yapıyorlar? Kime satıyorlar? O da belli değil. Para politikasını yanlış bir yerde tutup eldeki zaten borç aldıkları dövizi sata sata bu bir yere kadar. Türkiye modeli bu. Enflasyon tırmandıkça tırmanıyor.

“Ekonomi yönetimine değil yönetimin tümüne talibiz”

Ekonominin yönetimine talip misiniz? Bu konuda Kılıçdaroğlu ile anlaştığınız değerlendirmelerine ne diyorsunuz?

Bunların tamamı asılsız dedikodu. Biz ülkenin yönetiminin tümüne talibiz. Ekonomiyi, ülkeyi bu hale getirenlerden de hukuk çerçevesinde hesap sorulacak. Rövanşist bir yaklaşımımız olmayacak.