Ehli olan Ehil değildir!

Ehli demek evcil, muti, ehlileştirilmiş demektir. Ehli tarihçi dediğimde ise birilerince ehlileştirilmiş ve verilen emirlere itaat etmeyi bilmiş olanı kast ediyorum. Bunun sonucu da tarihçinin ister mensubiyeti sebebiyle isterse şan, şöhret, mevki, para ve benzeri saiklerle taraflı, yanlı tarih yazmasıdır, tarih anlatmasıdır.

Böyle bir başlık attığımda, işin iç yüzünü bilmediklerinden okuyucular arasında Teyfur Hoca ilginç bir başlık bulmak adına kendini zorlamış diye düşünenler çıkacaktır, hiç şüphesiz. Aslında başlıkları bulmak için özel bir çaba sarf etmem, metni yazarken ona en yakışan başlık kendiliğinden ortaya çıkar.

Ehli demek evcil, muti, ehlileştirilmiş demektir. Ehli tarihçi dediğimde ise birilerince ehlileştirilmiş ve verilen emirlere itaat etmeyi bilmiş olanı kast ediyorum. Bunun sonucu da tarihçinin ister mensubiyeti sebebiyle isterse şan, şöhret, mevki, para ve benzeri saiklerle taraflı, yanlı tarih yazmasıdır, tarih anlatmasıdır. Bu tür bir tarih yazımı, kesinlikle tahriftir, tahriptir. Ülkemizde var mı böyle tarihçiler? Olmaz mı, hem de tonla. Olmayanların sayısıysa maalesef iki elin parmakları adedince az.

Ehli tarihçilerin içinde tarih tekniğini bilenler de vardır. Bunlar yapmayı bilirler (teknik) ama bilgilerini çarpık yorumlar için kullanırlar. Koca koca unvanlı bir kısım ehli “tarihçi(msiler)” ise tarih yazmayı da bilmezler, savrulur giderler. Ne fena!

Ama çok şükür ki tarih eserlerinin de bir raf ömrü var. Bu raf ömrü sebebiyle yukarıda saydığım tarihçilerin ürünleri (rejim Hitler Almanyasındaki gibi mesela baskıcı değilse) çok çabuk çürür, hızlıca kokuşmaya başlar.

Tarihçiyi yanlı yapan sebeplerin en yaygını sanıyorum (menfi) milliyetçiliktir! Aranızda milliyetçiliğin müsbeti de mi var diye şaşıranlar olabilir. Evet bence mesela mensup olduğu topluluğu sevmek menfi değildir. Menfi olan, tarihçi özelinde söylersek tarih üretirken tarafgir olmaktır ve çarpık tarih (invented history) yazmak, anlatmaktır. Müteveffa İnalcık derdi ki konunun seçiminde milliyetçi olsanız bile işlenişinde olmayınız!

Kısaca ehil olmanın şartı ehli olmayı ve ehlileştirilmeyi kabul etmemektir.

Almanya’da 2007’de düzenlenen Tarihçiler Partisi’nin posteri.

Peki nedamet getirip geriye dönüş ve temizlenmek mümkün müdür? Elbette mümkündür. Özellikle de tarafgirlik batağına batmış dahi olsa ehil tarihçiliğin sırlarını bilen tarihçiler için. Yeter ki tüm benliğini tamamen karanlığa kaptırmamış olsun.

Tarihçinin baştan ehlileşmemesi elbette ki daha iyi. Bunu sağlamak için bulduğum ve bizzat uyguladığım kökten çözümlerden biri önce diğer tarihçilere karşı yabanıl kalmak ve onlarla dostluğunu sınırlı tutmaktır. Sonra kurumlarla, tüzel kişilerle bağlantıyı asgari düzeye indirmektir. Tarihçi böylelikle borçluluk ve vefa duygusuyla köşeye sıkışmamış olacaktır. Tarihçinin tek bağlantısı bilim oldukça hürriyetini de daha rahat koruyabilecektir.

Ehli tarihçilere uymayalım, uyanları uyaralım.

teyfur@gmail.com

______________

A. Teyfur Erdoğdu 1970’te İstanbul’da doğdu. Yıldız Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri bölümü öğretim üyesidir (2006-).

Eğitimi: Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık. İstanbul Üniversitesi Kamu Yönetimi (Lisans). İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi (Y. Lisans). Hacettepe Üniversitesi Tarih (Doktora). Osmanlıca, İngilizce, Fransızca ve Almanca bilir.

Mesleki tecrübesi: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim görevlisi (1993-1999). Otto-Friedrich Bamberg (Almanya, 1999-2000); Edinburgh (İskoçya, 2001); Aix-Marseille I (Fransa, 2000-2006) ve Chicago (ABD, 2014) üniversitelerinde burslu olarak akademik ve bilimsel faaliyetlerde bulundu.

Eserleri: Fransızca’dan çeşitli çeviriler yaptı. Osmanlı tarihi, mimarlık, kavramlar, sosyal medya, estetik ve şehirciliğe yönelik çalışmalar yayınladı, dersler verdi.

Önceki İçerikKapı aralığında kritik görüşme…
Sonraki İçerikYeni derin devlet