Erdoğan neden notu düşüren Moody’s’i değil de Standard & Poors’u eleştirdi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan 12 Eylül Cumartesi gündüz saatlerinde kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poors’a çattı. Oysa ‘suçlu’ Türkiye’nin notunu 2002’nin bile gerisine çeken Moody’s’di. Erdoğan’ın isimleri karıştırmış olması ihtimali, aynı gün akşam saatlerinde yine S&P’u hedef alınca ortadan kalktı. Fakat kafalara takılan ‘neden?’ sorusunun cevabı hâlâ bulunmuş değil.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 12 Eylül Cumartesi günü saat 16:00 sularında TOBB ETÜ Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada şöyle dedi:

“S&P açıklama yapıyor. Türkiye şu an ekonomide pik yapıyor, dibe değil tavana, onlar da kalkmışlar bizim puanımızı tekrar düşürme yoluna gidiyor. Sizin bu puanlamalarınızın kıymeti harbiyesi yok.
Gerçek neyse o, bizim gerçeklerimiz çok daha farklı.”


Cumhurbaşkanının bu konuşmasından saatler önce Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu 2002 seviyesinin altına düşürdüğü haberi duyulmuştu ve yoğun biçimde tartışılmaktaydı.

Peki Erdoğan neden notu düşüren Moody’s’i değil de Standard & Poors’u hedef almıştı.

Akla ilk gelen, karıştırmış olabileceğiydi.

Ama aynı günün akşamı saat 20:00 civarında İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde, AK Parti’nin 100 bin yeni üye programı için düzenlenen etkinlikte Erdoğan tekrar Moody’s’i değil de Standard & Poors’u hedef aldı:

“S&P kendine çeki düzen ver. Türkiye’yi ekonomik yaptırımlarla bir yere çekemezsin. Para mı istiyorsun? Sana bir kuruş yok.”

Peki iki kez tekrarlandığına göre bu bir dil sürçmesi değilse, bilinçli bir tercihse bunun sebebi ne olabilir?

Dünya çapında irili ufaklı 64 kredi derecelendirme kurumu var. En büyükleri Fitch, Moody’s ve Standard & Poors.

Bu üçlü arasında şu anda Türkiye’nin kredi puanlarını en yüksek tutan kurum Standard & Poors.

Üstelik diğer ikisinin aksine Standard & Poors’un raporuna “döviz kurundaki oynaklığa ve Kovid-19 nedeniyle ekonomik faaliyetteki bozulmalara rağmen Türkiye ekonomisinin bu yılın ikinci yarısında toparlanması bekleniyor” notu eklenmişti.

https://www.ntv.com.tr/ekonomi/standard-and-poors-turkiyenin-uzun-vadeli-doviz-cinsinden-kredi-notunu-b-olarak-teyit-etti,GjSlVeGNWkGi86sdLw2OMA
Standard & Poors bu değerlendirmeyi 25 Temmuz’da yapmış, 2 Ağustos’taki güncellemede de Türkiye’nin kredi notundaki ‘B+’ görünümünü ‘Durağan’ olarak teyit etmişti.

https://www.haberturk.com/son-dakika-standard-and-poors-turkiye-nin-kredi-notunu-b-gorunumunu-duragan-olarak-teyit-etti-2510131-ekonomi

Peki buna rağmen Erdoğan S&P’yi neden hedef almış olabilirdi?

Bu sorunun cevabı için 8 yıl öncesine, 2012’ye gitmeliyiz.

Erdoğan, o tarihte Standard & Poors’un Türkiye’nin kredi notunu düşürmesine çok sert tepki göstermişti:

Standard & Poors’un kararını çok garipsedim, tamamen ideolojik bir yaklaşım. Artık ben seni bir kredi kuruluşu olarak tanımıyorum…”
Standard & Poors’un buna cevabı sözleşme olsun olmasın, kurumun Türkiye’yi değerlendirmeye devam edeceği şeklinde oldu.

Bu polemiğin sonucu olarak Türkiye 2013’te Moody’s ve Fitch ile sözleşmesini yeniledi ama Standard & Poors ile yenilemedi.
https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/turkiyeye-yuksek-not-verdi-odulunu-aldi-22340028
Yukarıda linki verilen Hürriyet Gazetesi haberinde kamuoyunda az bilinen bir bilgi de var:

“Hazine’den anlaşmalı firmalara her yıl 50 milyon dolar civarında bir para ödendiği iddia ediliyor ve bu kuruluşlar ülkenin dış borçlanmasından da 10 binde 1 ile 10 binde 3 arasında değişen oranlarda pay alıyorlar.”
Yani Erdoğan Türkiye’nin hâlâ anlaşmalı olduğu ve 50 milyon dolara yakın para ödediği Moody’s yerine, Türkiye’nin anlaşması olmayan S & P’yi eleştirmiş oldu.

Belki gerçekten karıştırdı, belki de bilinçli olarak bunu tercih etti.

Önceki İçerikAK Parti ve Gelecek Partisi arasında ‘İstikşafi’ polemik
Sonraki İçerikYunanistan-Türkiye arasında makale diplomasisi