Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Herkesin bir Robert de Niro’su olsa

Herkesin bir Robert de Niro’su olsa

Ünlü Amerikalı şarkıcı Bruce Springsteen, Trump’ı protesto etmek için, “Streets of Philedelphia” şarkısını “Streets of Minneapolis”e dönüştürdü. Trump’ın “ICE” adlı göçmen karşıtı ırkçı örgütlenmesinin ikinci cinayeti üzerine, Bruce Springsteen, bu şarkıyı yaptı. “No Kings”, “No War”, “No Fear” (Krallara Savaşa ve Korkuya Hayır) sloganıyla örgütlenen milyonlar, büyük gösteriler yapıyorlar. No Kings Hareketi, 500 gruptan oluşuyor […]

Ünlü Amerikalı şarkıcı Bruce Springsteen, Trump’ı protesto etmek için, “Streets of Philedelphia” şarkısını “Streets of Minneapolis”e dönüştürdü. Trump’ın “ICE” adlı göçmen karşıtı ırkçı örgütlenmesinin ikinci cinayeti üzerine, Bruce Springsteen, bu şarkıyı yaptı. “No Kings”, “No War”, “No Fear” (Krallara Savaşa ve Korkuya Hayır) sloganıyla örgütlenen milyonlar, büyük gösteriler yapıyorlar. No Kings Hareketi, 500 gruptan oluşuyor ve 3 milyar dolarlık bir ekonomik gücü arkasına almış durumda. Karşı tarafta ise Trump taraftarı CPAC toplantısında kendi geleceğini tartışan “MAGA” hareketi var.

Herkesin bir Robert de Niro’su olsa

Trumpçılığın kendi içinde de bir fay hattı oluşuyor. MAGA/Trump hattı, artık tek sesli bir blok olarak değerlendirilemez: “America First” (Önce Amerika) çizgisini savaş karşıtı bir milliyetçilik olarak yorumlama yanlısı olanlar ile onu daha şahin bir dış politika olarak sürdürmek isteyenler karşı karşıya. Trump’ın mirasını devralma kavgası, Cumhuriyetçiler içinde belirginleşiyor. Başkan Yardımcısı Vance ile Dışişleri Bakanı Rubio arasındaki rekabet önem kazanıyor: Vance, Trumpçılığın daha içe kapanmacı, kültürel ve savaşa mesafeli damarını temsil ediyor. Rubio ise aynı hareketin daha klasik devletçi, dış politika dosyalarına hâkim ve “daha müdahaleci” yüzü. Cumhuriyetçilerde haleflik yarışı iki net figür üzerinden kristalleşirken, Demokratlar, arkalarına aldıkları protesto rüzgarına rağmen, şimdilik dağınık bir senfoni orkestrasını andırıyorlar. “No Kings” protestoları yalnızca klasik Demokrat seçmenin büyük şehirlerde yaptığı rutin gösterilerden ibaret değil.

3000’den fazla şehirde etkinlik düzenlendi. Küçük yerleşimlerde ve Cumhuriyetçi eğilimli bölgelerde de belirgin bir ilgi var. Bu, Trump karşıtlığının sadece New York, Los Angeles, Chicago gibi yerlerde değil; “sessiz Amerika” denilen bölgelerde de birikmeye başladığını gösteriyor. Bu dalganın arkasında yalnızca otoriterliğe veya “krala” tepki yok. Hayat pahalılığı, benzin fiyatları ve İran savaşı da var. Trump şimdiye kadar “savaşları bitirip para getirecek lider” algısıyla bir beklenti yaratmıştı. Ancak para yerine savaş getirdi. Robert de Niro, günümüz dünyasının en büyük sinema sanatçıları arasında. Robert de Niro’nun çağrısıyla, binlerce insan, New York’ta toplandı. Ancak asıl miting, şiddeti giderek artan ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza) teşkilatının en aktif olduğu eyalette yani Minnesota Eyalet Meclisi önünde gerçekleşti. Vali Tim Waltz ve Senatör Bernie Sanders, Trump yönetiminin göçmenleri sınır dışı etme politikalarını eleştirdi ve ünlü şarkıcı Bruce Springsteen, özel olarak bestelediği “Streets of Minneapolis” şarkısını seslendirdi. Şarkının nakaratı şöyle: “Ah, Minneapolis’imiz, sesini duyuyorum/Kanlı sisin içinden haykırışını/Minneapolis sokaklarında/ Ölenlerin isimlerini hatırlayacağız/Şimdi kanunu korumak için burada olduklarını söylüyorlar/Ama haklarımızı çiğniyorlar/ Ten rengin siyah veya kahverengi ise, dostum/Görüldüğün anda sorgulanabilir veya sınır dışı edilebilirsin.”

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın