İtalya’da son günlerin en çok konuşulan başlığı, dünya kupası elemelerindeki yenilgi değil, İçişleri Bakanı’nın özel ilişkisi.
İtalya, Bosna’ya penaltılarla elenip üst üste üçüncü kez Dünya Kupası dışında kalmanın sersemliğini yaşarken, asıl gündem stadyumdan değil Roma kulislerinden patladı: İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi’nin, kendisinden 28 yaş küçük olan gazeteci ve televizyon yorumcusu Claudia Conte ile ilişkisi ortaya çıktı… Matteo 62, Claudia 34 yaşında. Matteo, evli.
İtalyan basınındaki bazı yorumlar, bu olayı, eski Kültür Bakanı Sangiuliano’nun istifasına yol açan aşk skandalına (Boccia vakası) da benzetiyor.
İçişleri Bakanı’nın sevgilisi Claudia Conte’nin, şubat ayında, şehir güvenliği ve periferiler üzerine çalışan bir parlamento komisyonunda yarı zamanlı ve ücretsiz danışman olarak görevlendirildiği ortaya çıktı.
Şimdilik Claudia Conte’ye kamu kaynaklarından doğrudan bir finansman sağlandığına dair kesin bir kanıt yok. Ancak ücretsiz danışmanlığın yanı sıra İçişleri Bakanlığına bağlı polis okuluyla bağlantılı başka bir görev iddiası, tartışmayı büyüttü.

Matteo Piantedosi’nin aldattığı eşi Paola Berardino da önemli bir kamu görevlisi. Paola Berardino, 2021’den beri Grosseto ilinin “prefetto”su; yani kendisi merkezi devletin o ildeki en güçlü sivil temsilcilerinden biri.
Grosseto, Roma ile Floransa arasında yer alan küçük ama önemli bir il. Bu ilin “prefetto”su olan Paola Berardino, onu aldatan eşi Bakan Matteo Piantedosi ile hemen hemen yaşıt, 61 yaşında.

İtalya’daki “prefetto” kavramı, yaklaşık olarak, bizdeki “vali” kavramına denk düşüyor. Prefetto, İtalya’da merkezi devletin il düzeyindeki en güçlü sivil temsilcilerinden biridir. Bu makamı, devletin taşradaki sert yüzünü temsil eden, kamu düzeni ve güvenlik başlıklarında ağırlığı hissedilen bir makam gibi düşünmek mümkün.
“Prefetto”, seçilmiş bir siyasetçi değildir. Ama güvenlik, kamu düzeni, kriz yönetimi ve devlet koordinasyonu söz konusu olduğunda etkili bir devlet görevlisidir. Bu, Paola Berardino’nun (yukarıda) konumunu sıradan bir bürokratlık düzeyinin üstüne çıkarıyor.
Sonuç olarak, bakanın aldattığı eşi Paola, devletin güvenlik mimarisinde önemli bir halkayı temsil ediyor.

Bizde benzer bir olay çıktığında toplum hemen iki kampa ayrılıyor: Bir taraf “özel hayat” deyip dosyayı kapatmak istiyor, öbür taraf ahlak mahkemesi kuruyor.
Oysa bu tür durumlarda asıl mesele kamusal pozisyon ile kişisel yakınlık arasındaki çizginin bulanıklaşıp bulanıklaşmadığıdır. İtalya’da bugün yaşanan tartışma, bunun tartışması.
Dünya Kupası’na gidemeyen, moral olarak sarsılmış, kendi kurumlarına zaten biraz kuşkuyla bakan İtalya’da, bu aldatma gündemi, işleri iyice karmaşıklaştırdı. Zaten daha geçen hafta Giorgia Meloni hükümeti, yargı reformunu içeren anayasal referandumda yenilgiye uğramıştı.
Bazen bir demokrasiyi kemiren asıl şey “açık yolsuzluk” değil, yakınlığın liyakat gibi görünmeye başlamasıdır. Ki Giorgia Meloni’nin kendisi de birkaç yıl önce kızının babası tarafından aldatılmıştı.
Sonuç olarak İtalya’da iki büyük yıkım yaşanıyor: Biri yeşil sahada, diğeri ise devletin zirvesinde. Gök mavililer, Bosna’nın Zenica şehrinde penaltılarla saf dışı kalıp üst üste üçüncü kez Dünya Kupası rüyasına veda ederken, İtalyan halkının öfkesi stadyumlardan çok Roma’nın güç koridorlarına yönelmiş durumda. İtalya için asıl soğuk duş, kaçan penaltılar değil, Viminale’den (İçişleri Bakanlığı) sızan bu yeni skandal oldu.
Tabii X platformundaki İtalyanlar da bu skandala kayıtsız kalmadılar. Politik mizahın ilginç örneklerine imza attılar. Mesela hükümetin meşhur “Dio, Patria, Famiglia” (Tanrı, Vatan, Aile) sloganını şöyle tiye aldılar: “Dio, Patria e Moglie cornuta.” (Tanrı, Vatan ve Boynuzlanmış Eş)
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.