Joe Biden’in öncelikleri: Ortadoğu out, Güney Asya in

14 Haziran’da gerçekleşecek Erdoğan-Biden görüşmesi öncesinde iki ülkenin ileri sürdüğü argümanlar, özellikle Türkiye’de ciddi biçimde tartışılıyor. Fakat, bu görüşmeye ABD’de o kadar önem atfedilmiyor. Biden, Erdoğan ile de görüşeceği Avrupa ziyaretini detaylıca anlattığı The Washington Post makalesinde Türkiye ile ilgili tek kelime sarf etmedi.

ABD Başkanı Joe Biden ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşecek olan 14 Haziran 2021 tarihli yüz yüze görüşme özellikle Türkiye’de dış politika alanında en çok konuşulan konulardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Görüşme öncesinde iki ülkenin ileri sürdüğü argümanlar; hangi konularda uzlaşabilecekleri veya hangi konularda nasıl bir süreç izlenerek “anlaşamamakta” anlaşabilecekleri özellikle Türkiye’de kamuoyu düzeyinde ciddi biçimde tartışılıyor. Fakat, bu görüşme ABD’de o kadar önem atfedilen, dikkatlerin üzerine toplandığı, hakkında uzun yazılar yazıldığı bir görüşme değil. Hatta öyle ki, Joe Biden, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşeceği Avrupa ziyaretini detaylıca anlattığı The Washington Post makalesinde Avrupa Birliği, NATO, Birleşik Krallık, Rusya liderleriyle yapacağı görüşmelerin öneminden bahsederken Türkiye ile gerçekleştireceği görüşmeyle ilgili tek kelime bile sarf etmedi.

Bu durum her ne kadar ABD’de yaşananlara, seçim süreçlerine, Biden’ın açıklamalarına odaklanan Türkiye kamuoyu için şaşırtıcı olsa da Joe Biden’ın seçildiğinden beri sergilediği ve açıkladığı dış politika öncelikleri ve önerileri değerlendirildiği zaman pek de şaşırtıcı değil.

Bunun sebebi Joe Biden’ın dış politika öncelikleri arasında Ortadoğu’nun önceki başkanlara nazaran daha az yer kaplaması,  Güney Asya’da ABD’nin Çin’e karşı etki alanının genişletilmesi, Rusya’ya karşı adımların atılması gibi hedeflerin Biden yönetimi tarafından net bir şekilde benimsenmesidir. Joe Biden’ın önceliklerini Biden’ın telefon görüşmelerinden, resmi ziyaretlerinden ve dış politika ekibinin yaptığı açıklamalardan anlamak mümkün.

Biden’ın görüşmeleri

ABD’nin 44. başkanı Barack Obama, göreve gelir gelmez ilk ziyaretlerinden birini Nisan 2019’de Türkiye ve Irak’a yapmış, Müslümanlara, selefi Bush’a nazaran çok daha sıcak mesajlar vermişti.

ABD’nin 45. başkanı Donald Trump ise ilk yurtdışı ziyareti kapsamında Suudi Arabistan, İsrail ve Filistin’i ziyaret etmiş, başkan seçildiği ilk günlerde çeşitli Ortadoğu liderleriyle telefon görüşmesi gerçekleştirmiş ve her ne kadar fikirleri tartışma yaratsa da Ortadoğu’daki sorunlar hakkında çeşitli politika önerileri üretmeye başlamıştı.

ABD’nin 46. başkanı Joe Biden ise göreve geldikten sonra uzun bir süre boyunca Ortadoğu liderleriyle telefon görüşmesi gerçekleştirmedi. Biden’ın görüştüğü ilk Ortadoğu lideri İsrail Başbakanı Netanyahu oldu (17 Şubat 2021). Seleflerine nazaran İsrail başbakanı ile oldukça geç görüşmesi uzun bir süre medyanın gündeminde yer aldı. Biden’ın bu görüşmeyi bilinçli bir şekilde ertelediği, bununla hem Netanyahu hükümetine yönelik tepkisini sergilediği hem de Ortadoğu’nun öncelikleri arasında yer almadığını göstermek istediği belirtildi. Yine Biden ile Erdoğan arasındaki telefon görüşmesinin de ilk olarak ancak 23 Nisan 2021 tarihinde gerçekleşmesi de Biden’ın Türkiye ile ilişkilere verdiği önemi somutlayan bir durumdu.

Geçici Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’ndeki göstergeler

Mart 2021 tarihinde, ABD Dışişleri Bakanlığı Biden yönetiminin dış politika öncelikleri ve ilkelerini somutlayan Geçici Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi adında bir belge yayınladı. Bu belgede, Biden yönetiminin öncelikleri ve hedefleri oldukça net bir şekilde sıralandı. Belgede özellikle 15 kelime ile Çin, 5 kelime ile Rusya vurgulandı ve bu iki ülke ile rekabetin ABD için öncelikli olduğunun altı çizildi. İsrail’den sadece bir kelime ile o da ülke güvenliğinin sağlanması gibi genel bir cümle içerisinde bahsedilirken, Türkiye, Suudi Arabistan gibi müttefiklerden tek bir kelime ile bile bahsedilmedi.

Ortadoğu’da özellikle İran ile yürütülen nükleer müzakereler vurgulanırken, Yemen Savaşı’ndan desteğin çekilmesi, İsrail’in güvenliğine önem verilmesi dışında Ortadoğu kendisine belgede yer bulmadı. Belgede ikili ilişkilerin geliştirilmesi vurgulanan ülkeler zikredilirken Hindistan, Yeni Zelanda, Singapur, Vietnam, Pasifik ada ülkeleri, Güney Kore, Japonya ve Avustralya gibi ülkeler özellikle belirtildi. Güney Asya’da çoğunlukla liberal demokrasi olarak değerlendirilen ülkeler ile ikili ilişkilerin pekiştirilmesini, bu ülkelerdeki Çin etkisinin azaltılmasını ve Çin’in Güney Asya’daki etki alanının çevrelenmesini amaçlayan Biden yönetimi, özellikle bu ülkeler ile uluslararası örgütlerde yoğun bir iş birliği yaparak Çin’i uluslararası hukuk alanında da sınamak istiyor. Özellikle Güney Asya’da çevre, insan hakları ve demokrasi konularına önem veren ülkeler ile Çin’e karşı ortak bir duruş sergilenmesi ciddi bir şekilde konuşulmakta, bu açıdan Yeni Zelanda, Japonya gibi ülkelerle ilişkilerin derinleştirilmesi amaçlanmaktadır.

Bu açıdan Biden’ın Beyaz Saray’da ilk ağırladığı iki liderin Güney Kore ve Japonya liderleri olması; Çin’in Uygur Türkleri, Tibet ve Tayvan, uluslararası ticaret gibi konularda sergilediği politikaların, COVİD-19 virüsünün Çin’deki bir laboratuvardan kaynaklı olabileceği iddiasının ciddi bir şekilde ABD yönetimi tarafından gündeme getirilmesi belgedeki önceliklerin somut bir şekilde uygulandığını göstermektedir.

Aşı diplomasisi ve öncelikler

80 milyon doz COVİD-19 aşısını karşılıksız olarak diğer ülkeler ile paylaşacağını açıklayan Joe Biden, bu kapsamda başka ülkelere verilecek 25 milyon doz aşının hangi ülkelere gönderileceğini de açıkladı. Bu gösterge de yine Biden’ın ikili ilişkiler açısından önceliklerini somutlaştıran bir veri olarak karşımıza çıkıyor. Yapılan açıklamaya göre, 25 milyon dozun 7 milyon dozu Tayvan da dahil olmak üzere Asya ülkeleriyle paylaşılacak ve özellikle sağlık krizinin yaşandığı Hindistan’a ciddi anlamda aşı, sağlık ekipmanı desteği sağlanacak. Yine ABD, Güney Kore’ye tek doz kullanılan 1 milyon doz Johnson & Johnson aşısı yolladı ve böylece 1 milyon Güney Korelinin aşılanmasını kolaylaştırdı. Bu süreçte aşıların hangi ülkelere yoğun bir şekilde gideceği ve hangi ülkelerin bu destek programından yararlanacağı da Biden’ın önceliklerini somutlaştırmaktadır.

24 Nisan açıklaması ve Biden

Biden’ın Türkiye ile ilişkileri seleflerine nazaran öncelikli olarak değerlendirmediğinin bir diğer somut örneği ise 24 Nisan’da yaptığı açıklama oldu. Biden, 24 Nisan tarihinde geleneksel olarak yapılan başkanlık açıklamasında ‘Ermeni Soykırımı’ ifadesini kullanan ilk ABD başkanı oldu. Biden’ın selefleri bu ifadenin Türkiye’nin tepkisini çekeceği ve ikili ilişkilere zarar vereceği endişesiyle Kongre’nin ve ABD kamuoyunun baskısına rağmen kullanmamış, neredeyse bütün Cumhuriyetçi ve Demokrat siyasetçilerin bu ifadeyi kullanmasına rağmen seçim kampanyasında verilen sözler Türkiye ile ilişkilerin sağlığı için tutulmamış ve bu durumdan kaçınılmıştı. Fakat Ermeni lobisinin gücü ve etkinliği ABD’de seçim sonuçlarını değiştirecek veya Biden’ın elini zayıflatacak kadar kuvvetli olmamasına rağmen, ya da ifadeyi kullanmasa Kongre’nin çok büyük bir baskısına maruz kalmayacak olmasına rağmen Biden bu ifadeyi kullandı. Bu da Biden’ın Türkiye ile olan ikili ilişkilere seleflerine nazaran daha az önem atfettiğini bize gösteren bir diğer somut örnek.

Biden ve politikasızlıkları

Biden’ın dış politika önceliklerini gösteren bir diğer durum ise hangi konularda detaylı politika ürettiği ve hangi konularda henüz detaylı somut planlar sunmadığı olarak karşımıza çıkıyor. Biden, Rusya, İran ile rekabet, İran ile müzakereler, küresel iklim kriziyle ilgili detaylı öneriler ortaya koyarken özellikle İsrail-Filistin, Suriye’de olası çözüm senaryoları konusunda henüz detaylı bir plan veya vizyon ortaya koymadı. Bu durum da Biden yönetiminin hangi konuları öncelediğine dair çok daha net bir tabloyu kamuoyuna sunmaktadır.

Sonuç

Sonuç olarak, özellikle ABD kamuoyunda giderek Ortadoğu’daki sorunlara müdahil olmama isteğinin hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat seçmende artmasının da katkısıyla ve yazı boyunca açıklanan sebeplerden ötürü Biden yönetimi, seleflerine nazaran Ortadoğu’ya ve bu bölgede bulunan müttefikleriyle olan ilişkilerine daha az önem atfediyor, bu hususta daha az politika önerisi sunuyor, bölgedeki sorunlara daha az zaman ayırıyor. Biden yönetiminin yeni önceliği çok ciddi bir şekilde Güney Asya’da bulunan çevre, insan hakları, demokratik hukuk devleti gibi hususlarda duyarlı liberal demokrasilerle iş birliği alanlarını geliştirmek ve bu ülkelerle birlikte Çin’e karşı güçlü bir alternatif oluşturmak olarak karşımıza çıkmaktadır. Sanırım Türkiye’de ABD ile ikili ilişkiler olumlu veya olumsuz açıdan gündemde bu kadar yer tutarken, ABD nezdinde bu kadar büyük bir öneme sahip olmamasının bir sebebini de bu öncelik değişikliği oluşturmaktadır.

Önceki İçerikBir şezlonga, bir şemsiyeye yenilenler…
Sonraki İçerikAtatürk’ün imzasının yaratıcısı Vahram Çerçiyan’ın oğlu Dikran Çerçiyan hayatını kaybetti