Ana SayfaHaberlerEkonomiKerim Rota: “Maslak Şubemize bekleriz”

Kerim Rota: “Maslak Şubemize bekleriz”

Gelecek Partisi’nin ekonomi kurmaylarından Kerim Rota, hükümetin pandemi döneminde kredi-faiz politikalarının yarattığı adaletsizliği üç örnekle Paraanaliz sitesine yazdı: “İhtiyacı olmayanların düşen faizlerden faydalanmak için kredi kullandığı, aslında hibeye ihtiyacı olana kredi verildiği, birkaç ayda faizlerin %10 arttığı bir ortam gelir ve servet adaletsizliğini beslemekten başka bir işe yaramıyor.”

Burak ile Elif

Burak bilişim sektöründe 25 yıldır kesintisiz çalışıyordu. 5 yıl önce şirket içinden terfi ederek genel müdür olmuştu. Birçok büyük kuruluşa teknoloji hizmeti sağlıyorlardı. Pandeminin başlamasıyla beraber müşterilerinin talepleri farklılaştı. Uzaktan çalışmaya hızlı adapte olmak, önceliğe dönüşmüştü. Daha önce ofis ortamında yapılan birçok işin çevrim içi olarak yapılması talebi geliyordu. Kendi şirketi yıllar öncesinden bu tür bir dönüşüme geçmişti, kolları sıvadılar ve taleplere hızla karşılık verdiler.

Eşi Elif ise bir online satış şirketinin pazarlama direktörüydü. Pandemi doğal olarak bu tür şirketlerin cirolarını arttırdı. Elif şirketin bilinirliğinin iyice yerleşmesi ve pazar payının artması için yeni kampanyalar düzenledi. Dağıtım ağının hızla artan talebe yetişebilmesi kolay olmadı. Ancak birkaç aylık bocalama sonrasında dağıtım şirketlerinin yeni döneme hızla uyum sağlaması sayesinde büyük bir sorun yaşamadılar.

Pandemi Elif Burak çiftinin işlerinde bir aksama yaratmasa da artık tamamen evden çalışmaya başlamışlardı. Kızları da derslere evden bağlanıyordu. Oturdukları Maslak’taki 3+1 dairenin balkonu olsa da, hem ilave bir çalışma odasının hem de nefes alınabilecek bir bahçenin ne büyük bir ihtiyaç olduğunu kısa zamanda fark ettiler.

Buna uygun bir ev bulmaları uzun sürmedi, 2020 Haziran ayında yakın arkadaşlarının oturduğu Zekeriyaköy’deki sitedeki bahçeli ev için ev sahibi ile çok da pazarlık yapmadan anlaştılar. Eşini yıllar önce kaybetmiş olan emekli ev sahibi de zaten pandemi sonrası yazlığında çok daha uzun süre geçirmeye karar vermişti. Evini satacak, kızı ve torunlarının olduğu sitedeki 2+1 dairesine geçecekti.

Burak ve Elif’in bu evi almak için yeterli birikimleri vardı. O nedenle 2,5 Milyon TL civarında değeri bulunan oturdukları evi hemen satışa çıkarmadılar. Elif’in şirketindeki finans müdürüne danıştılar. Finans müdürü kurların ekonomi yönetimince baskılandığını, ileride çok artabileceğini o nedenle hazır konut kredisi faizleri düşmüşken faydalanmalarını tavsiye etti.

Burak ve Elif’in planı

Yıllardır müşterisi oldukları, mevduatlarını da tuttukları kamu bankasının Maslak şubesine başvurdular. Bu bankada 2 milyon TL’nin yanı sıra 300,000 USD birikimleri vardı, ancak dolar kuru uzun süredir 6,85’te çakılıp kalmıştı. Aylık %0,72 faizle 10 yıllık kredileri ekspertiz süreci dahil 2 hafta içinde onaylandı. Zekeriyaköy’de alacakları evin fiyatı 4 milyon TL idi. Çıkan ekspertiz değeri 3,1 milyon TL olduğundan 2,5 milyon TL kredi kullanma imkanları olsa da, 2 milyon TL kullandılar. Kalan 2 milyonu TL mevduatlarından ödeyerek ev sahibinin aynı şubedeki hesabına tüm parayı geçtiler. Ayda ödeyecekleri 25 bin TL taksit bütçelerinin üzerinde olsa da, hem evlerini satınca gelecek nakitle, hem de mevcut 300 bin USD birikimleri ile gerekirse oluşacak açığı kapatacaklarını planladılar. 22 Temmuzda yeni evlerine yerleştiler.

Halit bey

Halit beyin 25 yıl önce lokantacılıktan başlayarak büyüttüğü yemek imalat işi çok kârlı olmasa da, kendisi ve birçok aile için geçim kapısı haline gelmişti. İmalathanede hazırlanan yemekler ofis mutfaklarına taşınıyor ve orada yine Halit beye bağlı personel tarafından servis ediliyordu. İmalathane, şoförler, gıda mühendisi, servis elemanları derken şirketin çalışan sayısı 50’yi bulmuştu. Birçoğu asgari ücretle çalışsa da, toplayınca yıllık personel gideri 3,5 milyon TL’ye yaklaşmıştı. Her öğlen binlerce kişiye yemek servis eden şirket pandemi başlangıcında zor bir tercihle başbaşa kaldı: Halit bey ile sözleşmesi olan, çoğu Maslak’ta plazalarda olan şirketler ya yarı zamanlı çalışmaya geçmişti, ya da tamamen evden çalışmaya dönmüştü. Şirketin sağladığı öğün sayısı planlananın dörtte birine düştü. Şirketlerin bir çoğu hizmet alımını çok azalttı veya tamamen kesti. Bir kısmı ise hizmet almamasına karşın yılsonuna kadar sözleşmedeki tazminatı ödeyerek Halit bey ve çalışanlarının mağdur olmamasına gayret etti. Müşterilerinin hepsi de aslında iyiniyetliydi, pandemi biter bitmez tekrar Halit beyden hizmet alacaklarını söylediler. Buna rağmen Halit beyin bu sabit maliyetlerle devam etmesi mümkün değildi. İşin yapısı gereği öğün sayısının dörtte bire inmesi personel sayısını o kadar azaltmıyordu. Halit bey yıllardır evlatları gibi gördüğü çalışanların yarısını ücretsiz izine göndermek zorunda kaldı. Bu zor tercihi yaparken günlerce uyumadı. Sonunda tercihini ya işe en son girenlerin, ya da eşi çalışanların izne gönderilmesi yönünde kullandı. Çalışan sayısı yarıya inse de, imalathanenin kirası ve malzeme aldığı yerlere olan bazı taahhütleri devam ediyordu. 2020 başında öğün fiyatlarına %8 zam yapabilmişti, ancak haldeki gıda fiyatları pandeminin de etkisiyle daha ilk 6 ayda %10’dan fazla artmıştı bile.

Halit beyin planı

Halit bey biraz kredi kullanarak 3-4 aylık sabit giderlerini karşılamayı düşündü. Halen çalıştığı Maslak’taki, Burak ve Elif’in kredi aldığı kamu bankası şubesine 500,000 TL kredi başvurusu yaptı. Aslında şimdiye kadar kredilerini ödemekte bir sorun yaşamamış olsa da, banka Halit beye bu şartlarda yeni bir kredi vermek istemiyordu. Diğer bankalara olan borcu da vardı. Ancak neyse ki KGF (Kredi Garanti Fonu) garantisi ile KOBİ’lere özel “işe devam destek” paketi açıklanmıştı. İlk 6 ayı ödemesiz 3 yıl vadeli yıllık %7,50 faizle 500,000 TL kredi kullanma şansına kavuştu. 24 Temmuz’da şirket hesabına geçen para, kalan personelin 3-4 aylık maaşını karşılayacaktı. Aldığı tazminatları da hesaba katınca bu Halit beye yıl sonuna kadar bir nefes alma şansı verecekti. Kredinin ilk ödemesi Ocak’ta olsa da, o dönemde yapacağı yeni kontratların peşinatları ile çok sorun olmayacağını düşündü.

Zaten sokağa çıkma yasakları bitmiş, iç turizm hareketlenmiş, Rus turistler gelmeye başlamış, konut ve otomobil fiyatları hareketlenmişti. Sağlık Bakanının her akşam açıkladığı veriler salgının yavaşladığını ve işlerin Ekim-Kasım gibi yoluna girebileceğine işaret ediyordu.

Sinan ile Ayla

Sinan özel okul servisi şoförlüğü yapıyordu. Araç kendisine aitti, ancak özel okul ile anlaşması olan şirkete arabasını ve emeğini kiralıyordu. Yakıt ve bakım giderleri sonrası ayda 3-4 bin TL kalıyordu. Bunun yanı sıra, aracıyla Nisan ayından Eylüle kadar bazı hafta sonları pikniğe taşıma yapıyordu. Nadiren yaz geceleri düğünlere servis yapıyor, bazı haftasonları mahallenin futbol takımını maça götürüp getiriyordu. Eşi Ayla haftada 4 gün gündeliğe gidiyordu. Bu yolla, sigortası olmasa da, o da ayda 2,500 TL civarında eve katkıda bulunuyordu. Sinan’ın annesi henüz 5 yaşında olan çocuklarına baktığı için şanslıydılar. Ancak pandemi en çok okul servislerini etkiledi. Şubat ayından sonra servis işi tamamen durdu. Bağlı olduğu şirket Sinan’a önce Haziran’a kadar olan ücretlerin tamamının veya bir kısmının ödeneceğini söyledi. Ancak sonrasında okul yönetimi, velilerin bahar dönemi servis ve yemek parasını ödemek istemediklerini, peşin ödeyenlerin de geri almak için okula dilekçe verdiklerini söyleyerek ödeme yapmadı. Kötü haberler bununla sınırlı kalmadı. Ayla oturduğu Ferahevler’den çalıştığı Maslak ve 4. Levent’teki işlere otobüs ve metro ile gidiyordu. Bu nedenle Ayla’nın gündeliğe gittiği evlerden ikisi pandemi nedeniyle Ayla’dan bir süre gelmemesini istediler. Ayla her ne kadar artık kendisini Sinan’ın işe bırakıp geri alabileceğini söylese de, gündeliğe gittiği evlerdeki ev sahipleri de artık evdeydi. Kendi işlerini bir süre kendilerinin yapacaklarını, birkaç ay sonra tekrar onu arayacaklarını söylediler.

Ailenin ayda 6-7 bin TL geliri bir anda kesilmişti. Kala kala, Ayla’nın çalışmaya devam ettiği 2 evden gelen 1,200 TL ve Sinan’ın annesine kocasından kalan 1,400 TL emekli maaşı kalmıştı. Birkaç ay kredi kartına borcu arttırarak idare ettiler. Sinan daha önce kullandığı kredileri düzenli ödemişti. Hiç hoşuna gitmese de Sinan’ın şirketten elde ettiği geliri gösteren yazı ile annesinin emekli maaşını aldığı Maslak’taki aynı kamu bankası şubesine gitti. Kredi skoru iyiydi, kağıt üzerinde de olsa bir geliri ve sahip olduğu aracı vardı. Verebileceği teminatları verdi, bankadaki görevli Genel Müdürlükten mesaj geleceğini söyledi. Birkaç saat sonra, 50,000 TL ,3 yıl vadeli, ayda %0,90 faizle tüketici kredisi onaylandığına dair mesaj geldi. Aylık geri ödemesi 1,650 TL olacaktı.

Sinan ve Ayla’nın planı

21 Temmuzda hesaba geçen para ile önce birikmiş 15,000 TL kredi kartı borcunu ödediler. 10,000 TL’yi yılsonuna kadar ödeyecekleri taksitler için ayırdılar. Kalan 25,000 TL’yi ise önlerindeki 6-9 ayda kira, mutfak masrafı, elektrik, doğalgaz, Sinan’ın bağ-kur primi ve arabanın vergisi için harcamayı planladılar.

Zaten Milli Eğitim Bakanı okullarda yüzyüze eğitimin önce Haziran’da, sonra Eylül ayında başlayacağını söylemişti. Servis işi başlarsa kredi taksitlerini ödemekte sorun olmazdı. Ayla’nın gündelik işleri geri dönünce de sıkıntı ortadan kalkardı.

Planlarla yüzleşme

Bu 3 hikayede finansal planları yolunda giden, tahmin edilebileceği gibi, pandemi dönemine adapte olabilen işlere sahip olan Burak Elif çifti oldu.

Daha önce oturdukları evi, yükselen emlak fiyatları sayesinde Ekim ayında en başta planladıklarının %20 üstüne, 3 milyon TL’ye sattılar. Gelen para ile krediyi kapatmadılar; artık mevduat faizi bile kullandıkları konut kredisinin faizinden daha yüksek hale gelmişti. Bankadaki döviz mevduatlarının TL eşdeğeri de yükselmişti. Yeni evlerini aldıkları gün bankadaki mevduatları ve eski evlerinin değeri 4,6 milyon TL iken, birkaç ayda bu 5,4 milyon TL’ye yükselmişti. Sattıkları evden gelen parayı geçen hafta %17 ile mevduat yaptılar. Şube yetkilisi para piyasası fonuna veya 1 yıl vadeli mevduata yatırırlarsa vergi kesintisi de yapılmayacağını söyledi. Kalan ev borçlarını faizler tekrar %7-8’lere düşene kadar kapatmalarına gerek yok. Danıştıkları finans müdürü de, bunun zaten 2-3 yıldan önce olamayacağını söylüyor.

Halit beyin yemek işi bir türlü canlanmadı. Evden çalışma iyice yaygınlaştı. Geçen yıl sözleşme yaptığı şirketler artık ofiste yemek servisini kaldıracaklarını, zaten %10-20 arasında gelen çalışanlarına ya “kumanya” şeklinde paketler göndereceklerini, ya da gelenlerin maaşına gün başına öğün ücreti ekleyerek kullanımını çalışanların kendi tasarrufuna bırakacaklarını iletti.

Halit beyin ödemesiz dönemi 20 gün sonra bitiyor. Çektiği kredi maaşlara ve kiraya gitti. Geçen hafta yeni bir ödeme planı için şubesindeki KOBİ yetkilisi ile görüşmeye gitti. Yetkili  yardımcı olmak istediğini, ancak kredi faizlerinin artık %25’e yaklaştığını söyledi. Düşük faizli kredisini ödemekte zorluk çeken Halit beyin böyle bir faizi ödemesi mümkün değil. Şube müdürü, kredisi KGF garantili olduğu için Genel Müdürlükle görüşeceğini, birşeyler yapmaya çalışacağını, ancak mevcut düşük faizden devam etmek istiyorsa ödemelerini kesinlikle aksatmamasını tavsiye etti. Halit beyin bankada şahsi hesabında 400,000 TL var. Bir de oturdukları ev ve kullandığı araba. Artık ışık göremediği için hiçbirinden vazgeçip işine yatırmak istemiyor, zaten avukatı da bunu önermiyor. Halit beyin şirketi ile banka arasındaki ilişki 2021 ve 2022 yılında tatsızlaşacak. Muhtemelen KGF Halit beyin bankaya olan borcunu üstlenecek, ancak Halit beyin peşini hiç bırakmayacak.

Okulların açılmaması ile planları suya düşen Sinan-Ayla çifti tarafında da işler tatsız. Çektikleri kredi tükenmek üzere. Şubatı çıkarsalar da Mart ayında ödemeleri tıkanacak. Sinan’ın yeni kredi alması artık çok zor. Mevcut kredisini ötelemek isterse, yükselen faizler nedeniyle aylık 1,650 TL olan ödemesi 2,000 TL’ye çıkacak. O nedenle kredi kartına yüklenmeleri gerekecek. Kredi kartı faizleri de aylık %1,79’a yükseldi. Okullar açılsa da bazı veliler artık çocuklarını okula kendileri götürüp getirecek. Bir komşuları Sinan ve Ayla’ya kağıt üzerinde boşanırlarsa Ayla’nın babasından maaş alabileceğini söyledi. “Ne kadar çaresiz olursak olalım böyle bir şey yapmayız” dedilerse de zaman zaman akıllarına geliyor.

Faizlerin düşmesi kime yaradı?

Düşen faizlerin ekonominin geneli için iyi olduğunu söylemek doğru. Ancak enflasyonla gerçek bir mücadele yapmadan, suni olarak düşürülen, sonra yükselen faizlerin kime yaradığı yukarıdaki hikayelerde görülebilir.

Maslak’taki şube bugün Burak ve Elif’e ve onlara evini satan emeklinin mevduatına %17 faiz ödüyor. Burak ve Elif’in kredisinden ise 9,5 yıl boyunca sadece %8,7 faiz alabilecek. Halit beyden kredisini yapılandırırsa %25 faiz isteyecek. Sinan kredi kartını kullanmaya başladığında Sinan’dan %21,5 faiz alacak.

Halit bey nerede hata yapmıştı? Burak ve Elif’in görüp de Sinan ve Ayla’nın göremedikleri neydi? Aslında hiç biri 2020’ye girerken bunların olacağını hayal bile etmemişlerdi. Burak ve Elif’in ev değiştirme hayali yoktu. Halit bey çalışanlarının yarısı ile vedalaşabileceğini aklından bile geçirmemişti. Her sabah 6’da evinden çıkan Sinan’a biri bütün gün evde olacağını söylese inanmazdı. Hepsi de hayatın akışı içerisinde karşılarına çıkan şartlara göre kendilerine uygun bir çıkış yolu aradılar. Hepsi de pandeminin 6 ayda sona ereceğine ve işlerin eskisine döneceğine inandırıldılar. İktidarın pandemiye karşı bütün politika seti 6 ay boyunca kredi ile idare etmeleri üzerine kurulmuştu, onlar da buna uydular.

Sinan ve Ayla’nın, yani kayıtlı ve kayıtsız çalışanların aylık gelir desteğine, yani hibeye ihtiyacı vardı. Sinan ve Ayla’nın pandemi dönemi boyunca faizlerle hiçbir ilişkisinin olmaması gerekirdi.

Halit beyin, kullanacağı KGF destekli kredinin ödemesiz döneminin en az 1 sene olmasına ve sıfır faizli olup devletçe faizinin sübvanse edilmesine ihtiyacı vardı. Ayrıca kira desteği ve elektrik doğalgaz faturalarının ertelenmesine ihtiyacı vardı.

Burak ve Elif kredi ile değil mevcut birikimleri ile evlerini almalıydılar.

İhtiyacı olmayanların düşen faizlerden faydalanmak için kredi kullandığı, aslında hibeye ihtiyacı olana kredi verildiği, birkaç ayda faizlerin %10 arttığı bir ortam, gelir ve servet adaletsizliğini beslemekten başka bir işe yaramıyor. Bu adaletsizliği besleyen ve buna uygun politikaları kurgulayan siyasi, affını istedi gitti; bürokratları ise halen görevlerine devam ederek bu yıl enflasyon kadar maaş artışı alacaklar.

O nedenle, enflasyonu kalıcı bir şekilde düşürmeden, liyakati ve güven ortamını sağlamadan yapılan her para politikası uygulaması, girişimcinin ve dar gelirinin üzerinde yapılan başarısız bir finansal deneye dönüşüyor. Umalım ki bu hatalar artık tekrarlanmasın.

Ek bilgi:

2020 yılında kamu bankalarının KOBİ kredileri 161 milyar, konut kredileri 63 milyar,  ihtiyaç kredileri 57 milyar, kredi kartı alacakları ise 5 milyar TL arttı.

300,000 Halit bey, 30,000 Burak/Elif ve 1 milyon Sinan/Ayla hikayesi yaşandı.

Türkiye gelişen ülkeler arasında milli gelirine oranla vatandaşına en çok kredi kullandıran ülke oldu. Doğrudan yardımlarda ise Meksika ile beraber vatandaşına en az yardım yapan ülke oldu.

Kaynak: https://www.paraanaliz.com/2021/yazarlar/kerim-rota/kerim-rota-yazdi-maslak-subemize-bekleriz-55363/amp/?__twitter_impression=true

- Advertisment -