1 Ocak sabahı dereceler -5’i gösterirken Galata Köprüsü’nde yine Gazze için binlerce kişi toplandı. İstanbul’un en güzel manzaraları ile kalabalığın görüntüleri ertesi gün başta Gazze’deki gazeteciler olmak üzere, büyük haber kanalları, 14 milyon takipçili en büyük Filistin hesabı olan Eye on Palestine tarafından gün boyu paylaşıldı.
Özellikle köprü üstüne asılmış 5 yaşında öldürülen Hind Recep, gazeteci Enes El Şerif ve Gazzeli dede Halid ve torunu Rim’in fotoğrafları çok etkileyiciydi.


Bilal Erdoğan’ın konuşması da iyi bir konuşmaydı. Rusya dünyadan dışlanırken İsrail’in bir Eurovision’dan bile çıkarılamamasındaki çifte standardı eleştirdi, İsrail’e karşı olmanın Yahudilere karşı olmakla karıştırılmaması gerektiği mesajını verdi, Türkiye’nin pozisyonunu anlattı.
Bütün dünyanın eğlenerek yeni yıla girdiği anlarda çadırlarda geçen yıl kaybettiklerine ağlayan Filistinliler için İstanbul’da 1 Ocak sabahı binlerce kişinin yaptığı bu empati gösterisi ve fedakarlık büyük moral olmuştur.
1 Ocak sabahı erkenden kalkarak bu soğukta Galata’ya giderek bu fedakarlığı yapanlar bununla iftihar edebilirler.
Buraya kadarki kısma diyecek hiç bir şey yok.
Ama bu eylemin bir de Türkiye’nin içine verdiği bir mesaj var. Onun üzerine de konuşmalıyız.
Üç yıldır yapılan bu eylemin ilkinde eylemden dönen yeşil bayraklı bir adamı gören bir üniversite öğrencisi onu yumruklamıştı, doğal olarak gözaltına alınınca da bir anda laiklerin kahramanı oluvermişti.
Yumrukladığı adam rahmetli Sırrı Süreyya Önder’in oturduğu Şişli’deki apartmanın temizlik görevlisiydi, yumruklayan ise İTÜ öğrencisiydi.
Eğer o gün yumruk yemeseydi, bu yürüyüşe apartman görevlisi İsmail Aydemir’in katıldığından kimsenin haberi olmayacaktı.
Çalıştığı apartmanından herkes geceden kalma uyurken çıkmış, otobüsle Şişli’den Taksim’e gelmiş, sonra da yürüyerek Galata’ya inmişti.
Miting sırasında fotoğraf çektirmeyi düşünmemiş, Facebook hesabından herhangi bir paylaşım yapmamıştı.
Yine apartmana dönmek için de yürüyerek Taksim’e çıkarken karşısına kendisini Kubilay zanneden İTÜ öğrencisi Türkçü genç çıkmıştı.
Bu yılki yürüyüşte daha az İsmail Aydemir, daha fazla Colombia montlu vardı.
Yürüyüşe zengin işadamları, siyasetçiler, bürokratların ilgisi artmıştı.
Sadece yürüyüş günü Twitter ve Instagram paylaşımlarına bakmak yeterli bunu görmek için.
Çünkü yine İsmail Aydemir’in aksine, katılanlar katıldıklarını göstermek de istemişlerdi.
Normalde bir aktivist böyle bir mitingden paylaşım yapacaksa kalabalığı göstermek ister ya da miting alanındaki ilginç pankartları, Hind Recep ya da Rim’in dedesinin fotoğraflarını çeker.
Pek çok katılımcı da öyle yapmıştı.
Ama daha amatör aktivistler bizzat mitingden kendi fotoğraflarını paylaşmışlardı.
En dikkat çekici olan ise üç büyüklerin yöneticilerinin paylaşımlarıydı.
Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzon başkanları bizzat, Fenerbahçe de ikinci başkanıyla eyleme çağrı yapmış, Bilal Erdoğan’ın konuştuğu basın toplantısına katılıp konuşmuşlardı.
Bu üç takımın başkanı muhtemelen ilk kez hep birlikte bir eylem için çağrı yapmış oldular.
1 Ocak sabahı ise yürüyüşe kulüp başkanlarından sadece Beşiktaş Başkanı Serdar Adalı gelmişti. Yanında da üç kulüp yöneticisiyle.

Fenerbahçe’yi yönetim kurulu üyeleri Ertan Torunoğulları, Adem Köz, İlker Alkun ve Taner Sönmezer temsil etmişti.

Galatasaray’ı ise Başkan Vekili Abdullah Kavukcu, sarı-kırmızılı takımın teknik direktörü Okan Buruk…

Bu fotoğrafları da miting günü onların sosyal medya hesaplarından buldum.
Kulüp yöneticileri mitingde kendilerine uzatılan bütün mikrofonlara konuştu.
Yetmedi bir de grup halinde fotoğraflar çektirip, şahsi hesaplarından paylaştılar.
Sadece onlar değil. Boğaziçi’nin rektörü kendi yüzü dışında kimsenin görünmediği bir selfie paylaştı, büyük bir lokanta zincirinin sahibi Bilal Erdoğan’ın yanında çekilmiş seri fotoğraflarını attı.
Gün boyu siyasetçiler, bürokratlar, bazı gazeteciler, hatta akademisyenler bu fedakarlığı yapıp 1 Ocak sabahı Galata’da olduklarını bize bizzat kendi fotoğraflarını paylaşarak gösterdiler.
Klişe ifadeyle “Filistin mitingine katılım sağladık” mesajını açık açık verdiler.
Ama ortama en yabancı kulüp yöneticileriydi.
Fotoğraflara bakınca hayatlarında ilk kez bir eyleme geldikleri makosen ayakkabılarından bile belli olan, soğuktan büzüşmüş, uykularını alamamış insanlar görünüyordu.
Koca kulüpler çağrılar yapmalarına rağmen taraftarlarını yürüyüşe yönlendirmekte ise çok başarılı olamamışlardı.
Muhtemelen kulüp yöneticilerinin bazıları Bilal Erdoğan’ın “Yılbaşı gecesi içip içip yeni yıla zil zurna sarhoş olarak girenlerden olmayacağız. İnsanlık için Galata’da olacağız” konuşmasını duyduklarında biraz gülümsemiş olabilir.
Çünkü en az ikisi önceki akşam da görkemli yılbaşı partileri yapılan büyük otellerin sahipleriydi.
Bazılarının Instagram hesaplarında dolaşınca yılbaşı kutladıkları da görülüyor. Muhtemelen bir kısmı gece yılbaşı eğlencesine bile katılmış olabilir.
Ama bir fedakarlık yaparak ya da bunu bir vazife görerek sabah namazını müteakip yapılan eyleme gelmişlerdi.
Daha uygun vakitlerde güzel havalarda ve Gazze’deki trajedi daha büyükken yapılan eylemlere onları getirmeyen vicdanlarının bu kez onları bu fedakarlığa sürüklediğini herhalde kimse iddia etmiyor.
Onlar Gazze eylemine değil, Bilal Erdoğan’ın organize ettiği Gazze eylemine gelmişlerdi.
Onların ki daha çok performatif bir aktivizmdi.
Kefiyesini Filistinliler gibi boynuna dolamışlar ile hazırlanıp dağıtılmış kefiyesini kaşkol gibi boynuna bağlamışlar arasındaki fark hemen anlaşılıyordu.
İktidar eli değmiş benzer sivil aktivizmler gibi bu tür eylemler de bir süre sonra vicdanın değil, görünmenin ölçüldüğü alanlara dönüşüyor; orada olmak bir yoklama oluyor, olmamak bir siyasi mesaj ifade etmeye başlıyor.
Böyle olunca da bazıları için eylem meydanda durmaktan çok kadraja girmekle tamamlanıyor.
Fotoğrafın olmadığı bir katılım, neredeyse yaşanmamış sayılıyor.
İktidarın çekim alanı büyüdükçe, eylemler de gönüllülükten çok mecburiyete yaslanıyor.
Yıllarca mecburen resmi bayramlarda bulunmuş, mecburen yas tutturulmuş insanların çok iyi anlayacağı türden bir mecburiyet bu.
Yeterince çoşkulu görünmemenin bile suç olduğu, ilk alkışı kesen olmayı kimse göze alamayınca alkışların dakikalarca sürdüğü mecburi törenlere dünya tarihinden de çok örnek verilebilir.
70’ler, 80’ler boyunca yakın coğrafyamızdaki otoriter rejimlerde Filistin konulu resmi mitingler ve yürüyüşler yapılırdı. Son örnekleri İran’da hala tekrarlanıyor.
Peki bu mecburiyetlerden bir Filistin duyarlılığı çıktı mı? Yoksa her şeyin Filistinle aklanmaya çalışılması ters mi tepti?
Tıpkı zorunlu 10 Kasım yaslarının 80’ler ve 90’larda tam tersi etki yaratması gibi.
Güçlü iktidar, kalabalık üretir; ama bu kalabalık her zaman bilinç üretmez.
Tarih, zorunluluktan yapılan duyarlılığın davaları büyütmediğini, aksine onları yorduğunu gösteriyor.
Halbuki Türkiye’de Gazze konusunda duyarlı milyonlar zaten var.
Bu duyarlılığı gösterecek, gösteren sivil mekanizmalar, kurumlar var.
Onlara alan açmak, izin vermek, özgürlük tanımak, karışmamak yeterli.
Devletin elinin değdiği yarı resmi bir yürüyüş bu duyarlılığı tam olarak yansıtmadığı gibi
bunun için seçilen 1 Ocak sabahı da bir siyasi ve kültürel ayrımcılık hissi yaşatıyor, bu mesaj yılbaşını kutlayan ya da kutlamayan ama Gazze’ye duyarlı herkesi kapsamıyor.
Kapsar gibi göstermek için oraya gelmek zorunda kalanların performatif aktivizmi ise gerçek aktivizmi ikame etmiyor.
O yüzden milyonlarca taraftarı olan kulüp üç yöneticisini ancak uykusundan uyandırıp oraya getirebiliyor.
Onların bu eyleme katılarak verdikleri sadakat mesajının kime faydası var?
Gazze’ye, AK Parti’ye, ‘dava’ya mı yoksa kendilerine mi?
Sadakat ritüelinden sadakat da üretilmez.
Bugün iktidarın cesameti ve çekiciliğiyle 1 Ocak sabahı soğukta Galata’ya gelenler, yarın o çekicilik geçtiğinde sıcak havada bile herhangi bir yere gelirler mi?
Halbuki bir davayı ayakta tutan şey kalabalıklar değil, o kalabalıklar dağıldığında da süren iradedir.
Vicdan, yoklaması alınan bir şeye dönüştüğünde, geriye sadece kalabalık kalır.
Görünmenin ahlakın yerine geçtiği yerde, duyarlılık büyümez; biçim değiştirir.
O mahmur, gönülsüz, zoraki biçim de kimsenin işine yaramaz.













