Aylar önce yazdığımda muhtemelen dudak büküp ‘bu ne saçmalıyor’ seviyesinde gidişatı okumaktan uzak olanlar artık yaklaşmakta olan tehlikeyi görmezden gelemiyor. Bizzat işgal ve terör örgütünün eski başbakanları, think tank adıyla Amerikan kamuoyunu güdülemeye çalışan nüfuz ajanları daha İran’ın alevleri küle dönüşmeden, ateşe verilecek sonraki hedef ülkenin Türkiye olacağını telaffuza başladılar. Bu işgal ziyafetinde gösterdikleri sabırsızlık zaten bilinen bir arzunun dışavurumu değil, dünyanın açık ara en büyük süpergücünü köle olarak kullanma fırsatının verdiği aceleciliktir. Türkiye’yi hedef olarak işaretleme en son Wall Street Journal’ın sayfalarına da yansıdı.
Bu gerçekle tanışmaktan sakınmış ve liberal illüzyon içinde kalması sağlanan kimi yorumcular ise bu tür yayınlar karşısında ilginç tepkiler veriyorlar. Kimisi bu tür retorik iki ülke ilişkilerine hiç faydalı olmuyor diyor. Retorik ha? İnsanın gülesi geliyor. Başkası Türkiye’nin zulümden kaçan eski zaman mültecilerine gösterdiği müşfik tutumu hatırlatarak katile acıma aşılamak gibi safdilliklere giriyor.
İşgal ve terör örgütünün bu hedef işaretleme söylemlerine karşı en eğlenceli (diplomatik) tepkiyi gösterenler de NATO’dan bahsedenler. Diyorlar ki o kadar kolay değil, Türkiye bir NATO ülkesi. Bugün dünyada terör örgütünün tehdidinin ciddiyetini ıskalamak için bir insanın dile getirebileceği en cahilce itiraz Türkiye’nin NATO üyeliğidir.
Türkiye’nin NATO üyeliğinin Türkiye’yi koruduğu veya en azından artık cari olan tehditlerden koruyacağı düşüncesi tastamam bir safsatadır. Bugün Türkiye’yi tehdit eden işgal güçleri kendileri NATO’ya tabi olmayan aktörlerdir. NATO ölmüştür, henüz cenazesi kaldırılmamıştır. Avrupa’nın iç çatışmalara ve savaşa sürüklenmesini sağlamak için NATO, bizzat paktın banisi ve hamisi olduğu halde bugün onu yüzüstü bırakan süpergüç tarafından terkedilmiştir. Bu değişimi farketmeyip hala 1990’ların Avrupa Birliği veya NATO gevişini getirenlerin bugünü okuyamadıkları kesindir. Bunu hisseden ülkeler adımlarını yavaş yavaş buna göre atıyor. İspanya ve İtalya’nın Türkiye ilgisi sadece bir Akdeniz sevgisi değildir. NATO değil Türkiye’yi kendisini bile koruyamayacak. NATO ülkeleri egemenliklerini kaybetmiş devletleri ele geçirilmiş ülkeler olarak çaresizdir.
İşgal ve terör örgütünün yayılmacı saldırılarının hedefi olacağı muhakkak olan Türkiye’nin güvenlik sigortası NATO’ya üyeliği değil, NATO içindeyken bile NATO’dan özerkliğidir. Türkiye’nin yaklaşmakta olan büyük kapışmaya hazırlıklı olması için askeri olarak kendi ayakları üzerinde duran bağımsız bir ülke olması şarttır. Çünkü gün gelecek bizzat NATO Türkiye aleyhine seferber edilebilir. Dünya sisteminin gözeneklerine nüfuz ederek Amerika’yı ve Avrupa devletlerini içeriden ele geçirmiş olan bir terör örgütü uluslararası sistemin kilit taşlarını çekerek mevcut düzeni yıkmaya başlamıştır. Artık kendi imparatorluğunu ilan için şartlar olgunlaştı diye düşünüyor. Yıkılanlar arasında NATO da var. Türkiye’nin eskisi gibi naif uluslararası antlaşmalar ve normlar ezberlerine inanma lüksü kalmamıştır. NATO, kendini bile kurtaramayacak. Ama tamamen tasfiye olmadan önce Türkiye’ye yönelecek tehditte kullanılma ihtimali, Türkiye’yi aynı tehditten koruma ihtimalinden daha yüksektir.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.