Özel yazışmalarınızı kimin okumasını tercih edersiniz?

Cumhurbaşkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı artık yerli ve milli mesajlaşma programı Bip’i kullanacaklarını açıkladı. Zaten Bip de kullanıcılarına yerlilik ve millilik dışında herhangi bir güvenlik ve mahremiyet vaadinde bulunmuyor. Devletimizden ve devlet büyüklerimizden saklayacak bir fikri ve sözü olmayanlar için Bip çok uygun olabilir.

Aziz Türk milleti bir yol ayrımına gelmiş bulunuyor.

Bundan sonra yola kiminle devam edeceğiz?

WhatsApp mı? Telegram mı? Signal mi? Yoksa bu toprakların evladı olan Bip mi?

Bizi bu kritik karar aşamasına getiren, WhatsApp’ın gizlilik sözleşmesini 8 şubat itibarıyla değiştireceğini açıklaması.

Teknik olarak hangi mesajlaşma uygulamasının daha güvenli olduğu sorusuna cevap arayanlar bu linklerdeki yazı ve floodlara bakabilirler.

https://www.karar.com/yazarlar/ziyahan-albeniz/hangi-mesajlasma-uygulamasi-daha-guvenli-9659

https://t24.com.tr/yazarlar/fusun-sarp-nebil/whats-app-i-siliyor-muyuz-silersek-ne-kullanacagiz,29395

Bu yazıda işin teknik değil, siyasi kısmına bakacağız.

Yine de linklere giremeyenler için özetle: Günaydın!

WhatsApp, gizlilik sözleşmesini değiştirdiği Ağustos 2016’dan beri Facebook’la kullanıcı bilgilerini ve meta verilerini paylaşıyor.

O tarihte bunu onaylayıp reddetmemiz için bize 30 gün süre vermişler.

Muhtemelen aile WhatsApp grubundan görüp özendiğimiz yeni emojiler yüklensin diye yaptığımız bir güncelleme sırasında çoğumuz buna onay verdik.

WhatsApp’ın sahibi olan Facebook’la 4 yıldır “sadece ticari kullanım için” paylaştığı bilgilerimiz şunlarmış:

“Telefon numaranız, WhatsApp’ı ne kadar süreyle ve ne sıklıkta kullandığınız, diğer kullanıcılarla nasıl etkileşim kurduğunuz, cihaz tanımlayıcıları ve diğer cihaz ayrıntıları olan IP adresi, işletim sistemi, tarayıcı ayrıntıları, pil sağlığı bilgileri, uygulama sürümü, mobil ağ, dil ve saat dilimi gibi bilgiler, işlem ve ödeme verileri, çerezler ve konum bilgileri, grup adlarınız, grup fotoğrafları.”

Yani iyi haber, mesaj içeriklerimiz paylaşılmamış, paylaşılması da söz konusu değilmiş.

Şimdi değiştirilen gizlilik sözleşmesinin farkı ise şu: Artık WhatsApp bize “bilgileriniz Facebook’la paylaşılsın mı” diye bir seçenek sunmuyor. Buna izin verip vermediğimizi soruyor.

8 Şubat’tan sonra bu izni vermeyenlerin WhatsApp kullanmaya devam edip edemeyeceğini göreceğiz.

Bu değişiklik sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde tepkiyle karşılandı.

Değişikliğin duyurulmasından sonraki iki günde dünyada 2.2 milyon kişi Telegram, 100 bin kişi Signal indirdi. WhatsApp’ın 2021’in ilk haftasında indirilme sayısı ise yüzde 11 azaldı.

Böyle bir tepki beklemeyen WhatsApp yöneticileri üst üste açıklamalar yapıyorlar.

Açıklamalarda özellikle WhatsApp’ın Facebook’la paylaştığı ya da paylaşacağı bilgiler arasında yazışma içeriklerimizin olmadığı vurgulanıyor.

Facebook’ta WhatsApp’ın başında olan Will Cathcart, Twitter hesabından, uçtan uça şifrelendiği vaat edilen mesajları WhatsApp’ın istese de göremediğinin, yazışma ve konuşma içeriklerinin Facebook’la asla paylaşılmayacağının, paylaşılan bilgilerin de sadece ticari amaçlar için kullanılacağının ısrarla altını çizdi.

2016’da 30 milyon kişiye ait kişisel verileri, seçimlerde manipülasyonlar yapan Cambridge Analytica’ya pazarladığı ortaya çıkan Facebook’a güvenmemek için herkesin haklı sebepleri var.

Great Hack ve The Social Dilemma gibi belgeselleri izleyenler zaten artık şunu iyi biliyor:

“Bir ürüne para ödemiyorsan ürün sensin demektir.”

Yoksa 2014 yılında Facebook’un sahibi Mark Zuckerberg, ne diye herkesin bedava kullandığı WhatsApp’ı 19 milyar dolar verip satın alsın ki?

Bu, para ödemediğimiz diğer sosyal medya ürünleri için de geçerli.

Whatsapp’tan daha güvenli olduğu söylenen Signal ya da Telegram’a da para ödemiyoruz ve bir biçimde oralarda da ürün biziz.

Bu uzun özetten sonra şu kritik soruya cevap arayalım.

Diyelim ki hepsi bize yalan söylüyor. Konuşma içeriklerimizi de satıyorlar; devletlerle, istihbarat örgütleriyle paylaşıyorlar.

Peki, özel yazışmalarınızı kimin görmesini tercih ederdiniz?

Alternatiflere tek tek bakalım.

Elon Musk ve Twitter’ın sahibi Jack Dorsey’in de aralarında olduğu işin uzmanlarına göre, en güvenilir uygulama Signal.

Signal’in arkasında, WhatsApp’ı geliştirip 2014’de Facebook’a satan, iki sene WhatsApp’ta çalışmaya devam eden ama 2016’da bilgilerin Facebook’la paylaşılma kararının ardından istifa eden Brian Acton var.

Açık kaynak, kodunu herkes görebiliyor. Yani arka planda işler dönmüyor. WhatsApp da hâlâ Signal’in kullandığı uçtan uça şifrelemeyi kullanıyor. Kullanıcılarının bilgilerini en az paylaşan uygulama da Signal. Bu kadar fazla güvenlik vaadinden, üstelik yine bedava olmasından şüphe duymadıysanız, dünyada en güvenilir uygulama bu.

Ama dünyada teknik olarak en güvenli olsa da, Türkiye’de siyaseten o kadar güvenli olmayabilir.

2018 tarihli Anadolu Ajansı haberinden okuyalım:

“FETÖ’cülerin haberleşmek için ‘Signal’ kullandığı tespit edildi.

“Signal programının, darbe girişiminin ardından yeniden yapılanma çabasında olan ve kriptolu haberleşme programları deşifre edilen FETÖ üyeleri tarafından son zamanlarda yaygın şekilde kullanıldığı saptandı.”

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/fetoculerin-haberlesmek-icin-signal-kullandigi-tespit-edildi/1255198

Bir örnek de bir iddianameden:

“Apple marka cep telefonuna ait uygulamalar arasında, üst düzey FETÖ-PDY silahlı terör örgütü mensupları tarafından tercihen kullanıldığı bilinen “Signal” isimli haberleşme uygulamasının yüklü olduğu…”

Kamuya kapalı, referansla yüklenen Bylock indirmiş olmanın terör örgütü üyeliği delili sayılıp, çoğunlukla ne konuştuğuna bile bakılmadan insanların sadece bu delille 6 yıl hapis cezasına çarptırıldığı bir ülkede yaşarken; 20 bin kişi yanlışlıkla “Mor Beyin” denen bir kazaya kurban gidip işinden olmuş, hapis yatmışken, az kişinin kullandığı bir mesajlaşma uygulamasını tercih etmek kimsenin girmek istemeyeceği bir risk olabilir.

Daha kalabalık olan Telegram’a bakalım.

Telegram’ın sahibi Pavel Durov, Rusya’nın Facebook’u VK’nın kurucusuydu. Sonra Rus devleti VK’yi tehlikeli bulup el koydu. Durov da burası bu işler için güvenli değil diyerek önce bir Pasifik adasından vatandaşlık aldı, en son Telegram’ı kurup Berlin’e yerleşti. Durov, aktivistlere, gazetecilere bilgilerinin asla paylaşılmayacağıyla ilgili sürekli güvenceler veren bir muhalif gibi görünüyor.

Herhalde bu yüzden Telegram, IŞİD ve El Kaideciler arasında da çok popülerdi.

Hattâ bu yüzden Türkiye’deki iddianamelerde, teknoloji konusunda bilgisiz savcılar Telegram’ı IŞİD’in Bylock’u bile sandılar.

Durov’un bu Rus muhalif yazılımcı hikâyesinde bazı karanlık noktalar var.

2017’de yapılan bir haberde, Durov’un Putin’e yakın bir işadamına sattığı eski şirketi VK’nin Saint Petersburg’daki görkemli binasında Telegram çalışanlarının da çalıştığı iddia edildi. Hattâ binada Durov’dan kalma dekorasyon hâlâ korunmaktaydı.

Bir biçimde Telegram Rusya devletinden de izin aldı.

https://theoutline.com/post/2348/what-isn-t-telegram-saying-about-its-connections-to-the-kremlin?zd=2&zi=oq6kytwf

Yani Telegram’ın sahibinin Putin ile kavga edip Berlin’e siyasi mülteci olarak yerleşmesi, muhalifler için güvenilir bir haberleşme ağı kurması hikâyesi, insana Soğuk Savaşta KGB’nin kontr-espiyonaj operasyonlarını hatırlatıyor.

Öyle değilse bile, ülkesini terk etmiş bu genç Rus girişimcinin başka ülkelerde yaşamak için hangi tâvizleri vermiş olabileceği gibi sorular ortada duruyor.

İki kişi arasındaki görüşmeler dışında uçtan uça şifreleme seçeneği de olmayan Telegram için kötü referans verenlerden biri de, ABD’nin dünyayı dinleyen istihbarat örgütü NSA’in eski çalışanı Edward Snowden. Snowden, Telegram için “WhatsApp’tan daha az güvenli, uzman olmayanlar için tehlikeli” demiş.

Geriye kaldı Bip yerli ve milli mesajlaşma programı.

WhatsApp’ın hizmet politikasını değiştirmesi üzerine Cumhurbaşkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı artık Bip’i kullanacaklarını açıkladılar.

İktidara yakın pek çok isim de peş peşe herkesi Bip’e çağırıyor.

Üstelik bu çağırılar bol bol yerli ve milli vurgusuyla Twitter’dan yapılıyor.

İşin ilginç tarafı, bu açıklamaları yapanların çoğu bundan iki yıl önce yine benzer bir “milli uyanış” anında Bip’e geçeceklerini açıklamış, yerli ve milli yazılım kampanyası başlatmışlardı.

Meğerse geçmemişler.

Neden acaba?

Güvenmedikleri için olabilir mi?

Halbuki Bip’in sahibi Turkcell. Turkcell’in sahibi de Türkiye Varlık Fonu.

Varlık Fonu’nun başında Cumhurbaşkanı Erdoğan var.

Yönetim kurulu üyeleri arasında, öğrencilerine doktora tezleri yazmasıyla meşhur bir akademisyen, 20 yıldır TOBB’un başında olan istikrar abidesi Rıfat Hisarcıklıoğlu gibi güvenilir isimler bulunuyor.

Peki Turkcell’in yönetiminde kimler var?

AK Parti kurucusu eski bir milletvekili, eski MÜSİAD başkanı ve Çalık Holding’ten beri Berat Albayrak’la çalışan bir isim.

Bütün bu isimlere bakınca, AK Parti İstanbul Kısıklı mahalle teşkilatı üyeleri bile Bip’e “Hayırlı cumalar” dışında bir şey yazmaya çekinebilir.

Zaten Bip de kullanıcılarına yerli ve millilik dışında herhangi bir güvenlik ve mahremiyet vaadinde bulunmuyor.

Uçtan uça şifreli yazışma özelliği yok; kullanıcılarından o kadar çok veri istiyor ki, bir tek vesikalık fotoğraf, ikametgah ilmühaberi ve adli sicil kaydı eksik.

Devletimizden ve devlet büyüklerimizden saklayacak bir fikri ve sözü olmayanlar için Bip çok uygun olabilir.

O halde tekrar başa döndük, geldik WhatsApp’a.

WhatsApp artık Tursil gibi, Selpak gibi ürünün adını almış bir marka. Ailemizin uygulaması.

Dünyada 2 milyar insan tarafından kullanılıyor.

Twitter’lara, Facebooklara yazamadığımız en mahrem fikirlerimiz, en Silivrilik siyasi yorumlarımız, başkaları okusa utanacağımız en rahat hallerimiz yıllardır WhatsApp’a emanet.

Bu emanete, en azından bize zarar verir biçimde ihanet ettiklerini görmedik.

Bilgilerimizi dört yıldır Facebook’la paylaşmalarına rağmen, bu yüzden başına bir hal gelen; hakkında terör propagandasından, halkı kin ve nefrete tahrikten, Cumhurbaşkanına ve devlet büyüklerine, Atatürk’e, milli ve manevi değerlere hakaretten soruşturma açılan olmadı.

Eğer WhatsApp’taki aile ya da arkadaş grubunuzun adı şakacıktan da olsa “ISIS Jihadist” ya da “Kasım Süleymani’nin Askerleri” değilse, muhtemelen istihbarat örgütleri sizin akrabalarla çevirdiğiniz geyiklerle ya da arkadaş grubundaki ergen şakalarınızla ilgilenmeyecektir.

Yani eğer küresel bir terör örgütü ya da kara para aklama şebekesindeki arkadaşlarınızla yazışmıyorsanız, WhatsApp, Signal ya da Telegram’dan birini kullanmak güvenliğinizi riske etmez.

Bütün yazışmalarımızı CIA, MI6, BND’ye verseler bile en fazla kaybedeceğimiz, ABD ya da Schengen vizenizin uzatılmaması olur.

Peki, Türkiye’deki maliyeti ne olurdu?

WhatsApp’a yazdıklarınızı aynı rahatlıkla Bip’e yazabilir miydiniz?

WhatsApp en azından bize hangi bilgilerimizin paylaşılacağını söylüyor ve onay istiyor. Bip’deki içeriklerin devletimizi yönetenlere bir telefon uzakta olmadığının garantisini Turkcell verebilir mi?

Cambridge Analytica skandalı sonrası ABD Kongresi’nde, Avrupa ülkelerinin meclislerinde, komisyonlarda hesap veren Zuckerberg gibi ,yarın bir gün bilgilerimizi başka yerlere servis ettikleri ortaya çıksa Turkcell yöneticilerinden hesap sorabilir miyiz?

Soruları çoğaltmak mümkün. Cevapları ise malum.

Keşke devletimizi yönetenler WhatsApp’a yerli ve milli atarı yapacaklarına, AB’nin regülatör kurumu gibi kıran kıran müzakere ederek istisna koparabilselerdi.

Ama kendi vatandaşlarının sözlerini, sırlarını emanet edemediği bir devletin, milyonlarca vatandaşının hayatının bir parçası haline gelmiş, gönül rahatlığıyla elemini, kederini döktüğü, ifade hürriyetini sonuna kadar yaşadığı yabancı bir platformla müzakere etmesi kolay değil.

O yüzden 8 Şubat’a kadar vatansever, milliyetçi, ulusalcı, anti-Amerikancı demeden herkes aynı sorunun cevabını verecek:

Özel yazışmalarınızı kimin okumasını tercih edersiniz?

Önceki İçerikMerkel, Twitter’ın Trump’ın hesabını kapatmasını “problemli” buldu
Sonraki İçerikYeni CIA Başkanı dünyaya böyle bakıyor