Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Tek kutuplu dünyaya mı gidiyoruz?

Tek kutuplu dünyaya mı gidiyoruz?

İran’daki rejimi yıkmaya kararlı olduğunu saklamayan İsrail, ABD ile ortak şekilde hedeflediği yeni dünya düzeninin de sinyalini veriyor. Öte yandan, Çin ve Rusya’nın pasif görüntüsü de İsrail’in ve ABD’nin elini şu noktada güçlendiriyor. Eğer İran’daki rejim yıkılırsa, kurulacak yeni iktidar, büyük olasılıkla Batı ile iş birliği yapabilir.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’a karşı yürütülen harekâtın “biraz zaman alabileceğini, rejimin zayıflamasına ve hatta değişmesine yol açabileceğini” söyledi. Reuters’in “planı bilen” diye tanımladığı bir kaynak, hedefin, “İran’daki dinî liderliği devirmek” olduğunu öne sürdü. İran’daki rejimi yıkmaya kararlı olduğunu saklamayan İsrail, ABD ile ortak şekilde hedeflediği yeni dünya düzeninin de sinyalini veriyor. Öte yandan, Çin ve Rusya’nın pasif görüntüsü de İsrail’in ve ABD’nin elini şu noktada güçlendiriyor. Eğer İran’daki rejim yıkılırsa, kurulacak yeni iktidar, büyük olasılıkla Batı ile iş birliği yapabilir.

Rusya ve Çin’in ekonomik, teknolojik partnerlerinden olan İran’ın taraf değiştirmesi, bu iki ülkenin senaryonun dışında kalması anlamına gelebilir. Tabii İran rejimi sadece Tahran’dan ibaret değil. Lübnan, Yemen ve Irak’ta ciddi bir vekalet ağı (Direniş Ekseni) var. Rejimin yıkılması durumunda bu ağların nasıl bir kaos aktörüne dönüşeceği, Batı’nın iş birliği yapabileceği “yeni iktidarın” bu enkazı nasıl toplayacağı, soru işareti.

Çin ve Rusya’da öne çıkan söylemlere gelirsek: ABD’nin İran hamlesi karşısında (bazı diplomatik düzeydeki girişimler haricinde) hareketsiz kalan, bir anlamda “sessiz mod”da gibi görünen bu iki ülkede, iktidar yanlısı medya, farklı analizler yapma çabasında. Bu analizleri gerçeklikle bağdaştırmak da şimdilik kolay değil. Örneğin Çin’in ekonomi medyasında, Hürmüz Boğazı’ndaki risklerin küresel enerji piyasalarını sarsması durumunda, ABD Doları’nın “güvenli liman” özelliğini kaybedebileceği öne sürülmüş. Orta Doğu’daki her patlamanın petrol ticaretinde Yuan kullanımını teşvik eden bir “itici güç” olduğu, İran’daki krizin ABD’yi zarara sokarken, Çin’i zenginleştireceği iddia edilmiş. Rusya da İran’daki durumu kendi açısından avantaj olarak tanımlamaya istekli. Duma Milletvekili Chepa’nın “ABD, İran ile meşgul olup Ukrayna’yı unutacak” minvalindeki açıklamaları, Telegram kanallarında “Nihayet gerçek bir rakip buldular, artık bizim yakamızdan düşerler” şeklinde yankı buluyor.

NATO’nun silah kaynaklarını Ortadoğu’ya aktarması nedeniyle Ukrayna’nın cephede Rusya karşısında zayıf düşmesi beklentisi, dikkat çekiyor. Çinler ve Ruslar yaşanan gelişmeleri kendi açılarından yorumlamak isteseler de şu günlerde dünyaya ABD yön veriyor. ABD istediği ülkeye saldırıp istediği ülkenin yönetimini silah zoruyla değiştirmeye muktedir bir aktör havasında. Bu “hava”nın kısa sürede değişmesi de pek ihtimal dahilinde değil. Trump’ın Amerikalılara bir anlamda “Sizin refahınızı korumak için savaşıyorum” mesajını verdiğini düşünebiliriz. Ülkelerin doğal zenginliklerine, yer altı ve yer üstü kaynaklarına keyfi şekilde el koyabilen bir ABD lideriyle karşı karşıyayız. Bazı yorumlara göre, Trump, “dünyayı yönetmek”ten ziyade, “dünyadan ne koparabilirim?” (petrole el koymak, koruma parası almak vb.) mantığıyla hareket ediyor. Bu da yeni bir tarz. ABD’nin “her yere demokrasi götürme” iddiasındaki eski “liberal emperyalizminden” farklı.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın