TTB: ‘Eğitimi başlatmak zorundayız’

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Covid-19 pandemisinin altıncı ayında değerlendirme raporunu açıkladı. 812 sayfalık rapor, internet platformu Zoom üzerinden yapılan toplantıyla duyuruldu. Toplantıda eğitimin başlatılması talebi öne çıktı.

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Covid-19 pandemisinin altıncı ayında 812 sayfalık bir değerlendirme raporu yayımladı. İnternet platformu Zoom üzerinden yapılan toplantıyla kamuoyuna duyurulan raporda eğitim vurgusu öne çıktı.

Toplantının konuşmacılarından, Covid 19 İzleme Komitesi üyesi Dr. Osman Elbek, “Bugün açıklıkla söylüyoruz: Eğitimi başlatmak zorundayız. Kim için? Özellikle yoksullar için. Çünkü bugünün online teknolojilerine ulaşabilen grup yoksullar ve ötekiler değil” dedi.

ttbs.png

Çeşitli yaklaşımların yer aldığı akademik metinlere yer verilen TTB raporunda, salgınla mücadelenin güçlü ve zayıf yanlarını, fırsat ve tehditlerini birlikte değerlendiren SWOT analizi yöntemi uygulandı.

Açılış konuşmasını yapan TTB Başkanı Adıyaman, TTB’nin görevlerini şöyle sıraladı:

“İyi hekimlik diyerek tanımladığımız meslek geleneğini geliştirmek bizim görevimizdir. Birliğimize üye olan hekimlerin hak ve menfaatlerini korumak ödevimizdir. Halkın sağlığını korumak için faaliyetlerde bulunmak, halk sağlığı ve tıp alanındaki sorunlarda resmi makamlarla karşılıklı işbirliği yapmak ve görüşmek bizim yükümlülüğümüzdür.”

“Yoksullar için eğitimi başlatmak zorundayız”

Toplantıda konuşan Dr. Osman Elbek, yoksullar için eğitimin başlatılması gerektiğini savundu. Elbek şu ifadeleri kullandı:

“Bugün açıklıkla söylüyoruz: Eğitimi başlatmak zorundayız. Kim için? Özellikle yoksullar için. Çünkü bugünün online teknolojilerine ulaşabilen grup yoksullar ve ötekiler değil. Onun için ne zaman açacağımızı, ne zaman kapayacağımızı epidemioloji bilimi çerçevesinde ölçüt olarak tarif ederek, yeterli test yaparak, izleyerek, izole ederek eğitimi başlatmak zorundayız.”

İnsidans hızını düşürmek ve öğrenciler için yeterli mekân

Elbek, eğitimin hangi koşullarda başlatılması gerektiğine ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aslında dünya bunun çözümünü bulmuş. Birincisi, toplumsal insidans (belirli bir nüfusta belirli bir zaman dilimi içerisinde belirli hastalık veya hastalıklardaki yeni olgu sayısı) hızınızı düşüreceksiniz. Türkiye bugün resmi rakamlar itibariyle yüksek düzeyde bir insidans hızına sahip. Bunu hızla ortaya ve düşüğe çevirmek zorundayız.

“İkincisi, öğrenciler için yeterli mekân: Özellikle devlet okullarında kamunun diğer imkânlarını kullanarak hızla mekânları arttırmamız gerekiyor. Atanamayan öğretmenleri atayarak öğrenci başına düşen öğretmen sayısını arttırmalıyız. Servis olmadan ulaşım yaparak, hepimizin yetiştiği gibi o mahalle okullarını tekrar gündeme getirerek… Danimarka’daki gibi kohort yöntemi uygulayarak bakmamız lazım eğitime.

“Bunun iki ayrılmaz paydaşı var. İlki, verileri şeffaf izleyeceğiz. İkincisi, sendikalardan, ailelerden, okul birliklerinden hepsini sürece katacağız. Bir imza almakla uğraşmayacağız.”

Kız çocukları daha savunmasız hale gelebilir

Okulların kapatılmasının öğrencilerde gıda güvensizliğine ve eğitimde eşitsizliğe neden olacağının belirtildiği raporda eğitimle ilgili şu yaklaşımlar yer alıyor:

“Okulların kapanması, rutini bozarak tüm günü evde geçirenlerin sayısını artırmaktadır. Okulları kapalı olan kız çocukları, anneleri veya bakıcıları ile birlikte daha da savunmasız hale gelebilir; çalışmaları, ev işleri yapmaları veya aile üyelerinin bakımına yardım etmeleri gerekebilir. Bu yüzden eğitimlerinden geri kalabilirler. Kız çocuklarının eğitimlerinin aksaması bu tür uygulamaların yaygın olduğu ülkelerde çocuk yaşta evlilik ve genital sakatlanma riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri anlamına gelebileceği gibi, nihai olarak fırsatlarının daralması ve potansiyellerini gerçekleştirme şanslarının zayıflaması sonucunu da doğurabilir.

Sağlık çalışanlarının çocuk bakımı

“Pandemi sürecinde okulların uzaktan eğitime geçmesi, kreşlerin kapanması ile çocukların evde geçirdiği vakit belirgin biçimde artmış; bu durum sağlık çalışanları için çocuk bakımını ciddi bir yük haline getirmiştir. Çocukları bırakacak kreşlerin olmaması, fiziksel ve sosyal izolasyon halindeyken birlikte geçen vaktin azalması, çocukların uzaktan eğitim sürecinde ihtiyaç duydukları bakım gücünün artması gibi nedenler sağlık çalışanlarının ev içerisinde yetersiz hissetmesine yol açmıştır.

“Okulların ve parkların kapatılması, kapalı oyun alanları ve açık hava eğlence tesislerine erişimin engellenmesi de düşük gelirli aileye sahip birçok çocuğun ve gencin günlük yaşamını ciddi şekilde kısıtlamaktadır.

“Okulların kapalı olduğu dönemde ortaya çıkan öğrenme kayıpları ve öğrenme boşlukları, dezavantajlı öğrencilerin eğitimden uzaklaşmasına neden olabilir. Dahası, uzaktan öğrenmenin etkili olmadığı yerlerde, öğrenciler okullar yeniden açıldıktan sonra bile eğitime ilgisiz kalabilirler.

Önemli olan yayılımın nasıl yönetileceği

“2020- 2021 eğitim-öğretim yılında okulların yüz yüze eğitim için (tamamen veya kısmen) yeniden açılmasını düşünürken, bulaşmayı tamamen önlemenin mümkün olmayacağını anlamak; planı buna göre yapmak gerekir. Burada asıl soru yeni olgu görülüp görülmeyeceği değil, görülürse yayılımın nasıl olacağı ve nasıl yönetileceğidir. Bu nedenle, okulların açılması süreci dinamik bir süreç olarak planlanmalı; ne(ler) olursa veya hangi durumda yeniden kapanmanın gündeme geleceği, kabul edilebilir risk düzeyleri, önlemlerin ne zaman sıkılaştırılacağı veya gevşetileceğine dair eşik düzeyleri belirlenmelidir.

“Metrekare başına düşen öğrenci sayısının ve sınıflardaki öğrenci mevcudunun azaltılması gibi önlemler maalesef çoğu okulun fiziki şartları nedeniyle uygulanması fiili zorluklar içermektedir. Bu konuda denetlemeler yapılarak ve okulda çalışacak tüm personele periyodik tarama testi yapılması düşünülebilir.”

Önceki İçerik‘2005’te kaldırılan MGK’nın Toplumsal İletişim Başkanlığı hortladı’
Sonraki İçerikFinCEN belgelerinde de ismi öne çıkan Reza Zarrab’ı, kuryesi ABD basınına anlattı