Ana SayfaGÜNÜN YAZILARIAİHM kararlarında Devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü

AİHM kararlarında Devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü

AİHM’in, davalı Devletin kişileri ekolojik veya endüstriyel felaketlerden koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği sonucuna vardığı bazı örnek kararlarını hatırlamak, özellikle 6 Şubat depremleri sonrasındaki tartışmalara ışık tutması açısından önem arz ediyor.

6 Şubat depremleri sonrasında 2 ayrı yazıda devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü olduğunu ve bu yükümlülükle ilgili AİHM kararlarında yer alan ilkelerin, içtihatların önemli olduğunu vurgulamıştım.

Yaşam hakkı Anayasamızın 17. Maddesinde yer alıyor.

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz. 
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 2. Maddesinde ise yaşam hakkı aşağıdaki şekilde yer alıyor.

“Madde 2 Yaşam hakkı

1. Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.

2. Ölüm, aşağıdaki durumlardan birinde mutlak zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı sonucunda meydana gelmişse, bu maddenin ihlaline neden olmuş sayılmaz:

a) Bir kimsenin yasa dışı şiddete karşı korunmasının sağlanması;

 b) Bir kimsenin usulüne uygun olarak yakalanmasını gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir kişinin kaçmasını önleme;

 c) Bir ayaklanma veya isyanın yasaya uygun olarak bastırılması”

Yaşama hakkının negatif yükümlülük boyutu var ki bu kolay olanı, devletin bir şey yapmasına gerek yok: “Yetki alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak zarar veya son vermemek.” Bu yükümlülüğe yazı kapsamında detaylı değinmeyeceğiz, detaya girmeye de gerek duymuyoruz.

Pozitif yükümlülük ise eylem gerektiriyor: “Yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin, gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı korumak.” Olası tüm risklere karşı bizleri korumak devletimizin temel görevlerinden anlayacağınız. Pozitif yükümlülüğün bir parçası da kabul edilen usul yükümlülüğü de vardır ki bu da “etkili bir yargısal sistem kurma” şeklinde özetlenebilir. 

Yazımız kapsamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında yaşam hakkının korunması için devletin pozitif ve usuli yükümlülükleri ile kamu görevlerinin sorumlulukları hakkında içtihatlar ve ilkelere doğrudan AİHM kararlarından alıntılarla listelemeye çalışacağız. Alıntılarımızı özellikle M. Özel vd. / Türkiye kararı (https://hudoc.echr.coe.int/eng#%7B%22itemid%22:%5B%22001-160412%22%5D%7D) ile AİHM’in Yaşam Hakkı Rehberini (https://www.echr.coe.int/Documents/Guide_Art_2_TUR.pdf ) kullanarak derledim. Karar ve rehberin okunmasını da öneriyorum.

Özellikle 6 Şubat depremleri özelinde devlet ne kadarını yapmış veya yapıyor değerlendirmesini okuyuculara bırakalım. Burada sunulan karar alıntıları hukukçu meslektaşlarım, mağdurlar ve ilgililerin işine yarayabilir ve özellikle hak arma süreçlerinde kullanılabilir. Başlayalım.

Pozitif Yükümlülükler:

Pozitif yükümlülüklerde iki ana gerekliliğe dikkat çekiliyor.

  1. Yasal bir çerçeve oluşturma
  2. Önlem olarak uygulamaya yönelik tedbirler alma.

Yasal çerçeve konusunda fazlamız var eksiğimiz yok denebilir. Yasal çerçeveye uyan var mı sorusunun cevabını hepimiz biliyoruz. AİHM kararlarından pozitif yükümlülüklerle ilgili alıntılarımızı okuyup ülkemizdeki durumla kıyaslamakta fayda var.

Sözleşme’nin 2. maddesinin 1. fıkrasının, Devlete, yalnızca kasten ve yasaya aykırı şekilde ölüme sebebiyet verilmesini engelleme yükümlülüğü getirmekle kalmayıp, aynı zamanda kendi yargı yetkisi altında bulunan kişilerin yaşamını korumaya yönelik gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü de getirdiği (Valentin Campeanu adına Hukuki Kaynaklar Merkezi/Romanya, B.No: 47848/08)

Sözleşme’nin 2. maddesinden doğan pozitif yükümlülüğün, Devleti, kendi yetki alanında bulunan kişilerin yaşamını korumak için, kamuya açık olsun ya da olmasın yaşam hakkını tehlikeye atabilecek her türlü faaliyet kapsamında uygulanan gerekli tedbirleri almaya zorunlu kıldığı (Valentin Campeanu adına Hukuki Kaynaklar Merkezi/Romanya, B.No: 47848/08)

Devletin herhangi bir denetiminin bulunmadığı ekolojik felaketlerde, Devletin etkin önleyici tedbirler alma yükümlülüğünün, bu türden şiddetli ve beklenmedik doğal olaylara karşı koyma yetisini güçlendiren tedbirler almasına dayandığı (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

Belli bir duruma özgü koşullarda, idareye haksız yere bir kusurun atfedilip atfedilmediğinin belirlenmesi gerekmeksizin, devletin, kamu düzenini ve güvenliğini koruma veya kişilerin hayatlarını ve mallarını koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğinin saptanması halinde, Anayasa’nın 125.    maddesine göre ,  objektif sorumluluğun devreye gireceği  ( Kavak/Türkiye, B. No. 53489/99, § 32, 6 Temmuz 2006) (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

Sözleşme’nin 2. Maddesinin, devlete yalnızca kasten ölüme sebebiyet verilmesini engelleme zorunluluğu getirmediği ,  aynı zamanda, kendi yargı yetkisi altında bulunan kişilerin hayatını korumaya yönelik gerekli tüm tedbirleri alma yükümlülüğü de getirdiği , bu yükümlülüğün, yaşam hakkını söz konusu edecek nitelikte, kamuya özgü olan ya da olmayan her türlü faaliyet bağlamında geçerli olduğu şeklinde yorumlanması gerekse bile, yaşam hakkının doğal bir afet ile tehdit edilmesi durumunda da geçerli olduğu ( Boudaïeva ve diğerleri/ Rusya, B. No:15339/02) (M.Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

Doğal tehlikelere ilişkin olarak, devlete atfedilen pozitif yükümlülüklerin kapsamının tehdidin kaynağına ve riskleri azaltabilecek nitelikteki tedbirlere bağlı olduğu, bu yükümlülüklerin, yakın olan ve açıkça belirlenebilir nitelikteki tehlikelerin ve özellikle de yerleşim alanlarını etkileyen ve tekrar eden afetlerin söz konusu olduğu durumlarda geçerli olduğu  (Boudaïeva ve diğerleri/ Rusya, B. No:15339/02) (M.Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

 – İnsan hayatı bakımından derin etkilere yol açan doğal afetlerin meydana geldiği durumlarda, Sözleşme’nin 2. maddesinin uygulanabilir olduğu ve devletin sorumluluğunun söz konusu olduğu (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

Felaketleri önleme yükümlülüğünün kapsamının esasen devletin, şiddetli ve beklenmedik şekilde gerçekleşen bu tür doğa olaylarıyla, yani depremlerle baş edebilme kapasitesini güçlendiren tedbirlerin alınmasından ibaret olduğu (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

Felaketlerin önlenmesi hususunun, özellikle arazi düzenlemesini ve imar denetimini kapsadığı (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

– Yapı ruhsatlarının verilmesi yoluyla arazilerin işgalini ve kullanımını düzenlemekle yetkili olan yerel makamların, dolayısıyla, risklerin önlenmesinde rol oynayarak, birincil sorumluluğa sahip olduğu (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

Usuli yükümlülükler:

Devletin etkili bir soruşturma yürütme yükümlülüğü şeklinde özetlenen yükümlülüklerle ilgili yukarıdakilere benzer alıntılarımızı da sıralayalım.

Sözleşme’nin 2. maddesinden doğan soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan iç hukuktaki hükümlerin etkin bir şekilde uygulanmasını güvence altına almak ve devlet görevlilerinin ya da makamlarının fiillerinin suçlanabilmesi durumunda, bu görevli ve makamların kendi sorumlulukları altında meydana gelen ölümler hakkında hesap vermelerini sağlamaktır (Hugh Jordan/ Birleşik Krallık, B. No: 24746/94, § 105; Natchova ve diğerleri/Bulgaristan [BD], B. No: 43577/98, § 110; Al-Skeini ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 55721/07)

Ulusal mahkemelerin, hiçbir durumda, yaşam hakkına yönelik haksız müdahalelerin cezasız bırakılmasını sağlayacak şekilde davranmaması, bu durumun, yargılanabilir kişilerin güvenini korumak, hukuk devletine olan bağlılıklarını sürdürmek ve yasadışı eylemlere müsamaha gösterildiği ya da bu fiillerin işlenmesinde işbirliği yapıldığı yönündeki izlenimleri önlemek için gereklilik arz ettiği   (Nencheva ve diğerleri/Bulgaristan, B. No. 48609/06, § 116)   (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

Tehlikeli faaliyetler, yetkili mercilerin sorumluluğu altında meydana gelen olayların ardından ölüme yol açtığı takdirde, Sözleşme’nin 2. maddesinin, mercilere, bu faaliyetler konusunda resmi soruşturma yürütme yükümlülüğü getirdiği (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

Yetkili mercilerin, bu tür olaylara sebebiyet verebilecek nitelikteki karmaşık olayları ve sorumluları tespit etmeye olanak sağlayan yeterli ve gerekli bilgileri elde etmesi gereken tek makamlar olduğu (Öneryıldız/Türkiye, B. No: 48939/99) (M .Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

Soruşturmanın temel amacının, yaşam hakkını koruyan iç hukuktaki hükümlerin etkin şekilde uygulanmasını ve devlet görevlilerinin veya makamlarının davranışları söz konusu edildiğinde , bu görevlilerin veya makamların kendi sorumlulukları altında meydana gelen ölümlere ilişkin sorumluluk üstlenmelerini sağlamak olduğu (Paul ve Audrey Edwards/Birleşik Krallık, B. No. 46477/99, §§ 69 ve 71, AİHM 2002‑II, Mastromatteo/İtalya [BD], B. No. 37703/97, § 89, AİHM 2002‑VIII) (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

Tehlikeli faaliyetlerin sebep olduğu kazalara karşı adli açıdan verilecek cevaplar hakkında ortaya konulan ilkelerin, doğal afetler alanında da uygulanmaya elverişli olduğu (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

 – Önleyici pozitif tedbirleri alma yükümlülüğü sebebiyle devletin sorumluluğunu söz konusu eden olaylar neticesinde can kaybının yaşandığı durumlarda, Sözleşme’nin 2. maddesinin gerektirdiği hukuk sisteminin, soruşturmaların sonuçlarının bunu haklı kılması sebebiyle ceza verilmesini sağlayacak nitelikte ve bazı etkinlik kriterlerini karşılayan, resmi, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma mekanizmasını kapsaması gerektiği (Boudaïeva ve diğerleri/Rusya, B. No:15339/02) (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

 –  Yetkili mercilerin, örnek olacak şekilde, özen ve çabukluk göstermeli olduğu ve bir yandan, bu tür bir müdahalenin meydana geldiği koşulları ve düzenleyici çerçevenin uygulanmasındaki eksiklikleri belirleyecek ve diğer yandan, artarda sıralanan bu koşullar çerçevesinde herhangi bir şekilde olaya karışan devlet görevlileri ya da organlarının tespitini sağlayacak nitelikte re’sen soruşturmalar yürütmeleri gerektiği (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

Resmi soruşturma ulusal mahkemelerde davaların açılmasına neden olduğu takdirde, Sözleşme’nin 2. maddesinin gerekliliklerinin, resmi soruşturma aşamasının ötesine uzandığı, karar aşaması da dâhil olmak üzere, yargılamanın tamamının, kanunla hayatı koruma yönündeki pozitif yükümlülüğe ilişkin gereklilikleri yerine getirmesi gerektiği (Öneryɪldɪz/Türkiye, B. No: 48939/99) (Boudaïeva/Rusya, B. No:15339/02) (M.Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

Sözleşme’nin 2. maddesi açısından usuli yükümlülüğün, devletin neticede ilgililerin ölümünden sorumlu olduğu kanısına varılıp varılmadığı hususundan bağımsız olduğu (Šilih/ Slovenya [BD], B.No. 71463/01, § 156) (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

– Sözleşme’nin 2. maddesinin kapsadığı, etkin soruşturma yürütme yönündeki usuli yükümlülüğün, farklı ve bağımsız bir yükümlülük haline geldiği (Šilih/ Slovenya [BD], B. No: 71463/01, § 156, 9 Nisan 2009) (G.N. ve diğerleri/İtalya, B. No: 43134/05, § 83, ve bu kararda ileri sürülen içtihadi atıflar) (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B.  No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

– Zamanın geçmesinin, hem soruşturmaya halel getirecek hem de soruşturmanın tamamlanma ihtimalini kesinlikle olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olduğu (M.B./Romanya, B. No. 43982/06, § 64, 3 Kasım 2011) (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

–  Zamanın geçmesinin, mevcut delillerin niceliğini ve niteliğini kaçınılmaz şekilde etkilediği ve bunun yanı sıra, özenli davranılmadığının görülmesinin, soruşturmaların iyi niyetle yürütülüp yürütülmediği konusunda şüphe oluşturduğu ve şikâyetçilerin yaşadığı endişenin devam etmesine yol açtığı (Paul ve Audrey/Birleşik Krallık, B. No. 46477/99.) (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

Yerel Mahkemenin, yerel makamları, yasadışı eylemlere müsamaha gösterildiği ya da bu fiillerin işlenmesinde iş birliği yapıldığı yönündeki izlenimleri önlemek amacıyla dosyayı ivedilikle incelemeleri konusunda teşvik etmesi gerektiği (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

İdari makamların izin vermemeleri sebebiyle, kamu görevlerini yerine getiren kişiler hakkında herhangi bir suçlama ya da soruşturma yapılmamasının, Sözleşme’nin 2. maddesi bakımından sorun yarattığının kabul edildiği (Asiye Genç/Türkiye, B. No. 24109/07, § 83) (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

Başvuranların yıkılan binaların yapımında görev alan kişiler hakkında tazminat davası açmalarının mümkün olup olmadığıyla ilgili olarak, devletin Sözleşme’nin 2. maddesi bakımından yükümlülüğünün, yalnızca hukuken öngörülen koruma mekanizmalarının uygulamada etkili şekilde işlemesi halinde yerine getirildiğinin varsayılabileceği (Calvelli ve Ciglio/İtalya [BD], B. No. 32967/96, § 53, AİHM 2002‑I, Byrzykowski/Polonya, B. No. 11562/05, § 117) (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

Mahkemenin konuya ilişkin kendi içtihadı bakımından, yakınlarını kaybetmeleri nedeniyle meydana gelen manevi zarar bağlamında ilgili başvuranlara ödenmesine karar verilen meblağların azlığını vurguladığı, dolayısıyla, tazminata ilişkin hukuk yolunun, mevcut davaya özgü koşullarda etkin olarak kabul edilebilecek bir hukuk yolu olmadığı (M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14350/05, 15245/05 ve 16051/05)

AİHM’in belirtilen koşullarda davalı Devletin, kişileri ekolojik veya endüstriyel felaketlerden koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği sonucuna vardığı bazı örnek kararlarının mutlaka okunmasını öneriyorum. Bu karaları da tekrar listeliyorum.  

Bir gecekondu mahallesinin yakınında çöplükte meydana gelen patlama kazasının neden olduğu ölümler (Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99);

Yetkililerin arazi şehircilik ve acil yardım politikalarını uygulamadaki başarısızlığı nedeniyle öngörülebilir bir toprak kaymasıyla insanların yaşamlarını yitirmesi (Boudaïeva ve diğerleri/Rusya, B. No:15339/02);

Bir baraj rezervuarından suyun acil olarak hızlı boşaltılması sonrasında ağır bir sel baskını nedeniyle yaşam için büyük bir riskin ortaya çıkması (Kolyadenko ve diğerleri/Rusya, B. No: 17423/05,); 

Devlet tarafından işletilen bir tersanede uzun süre asbeste maruz kalınması sonucunda meydana gelen ölüm (Brincat ve diğerleri/Malta, B. No: 60908/11) hakkındaki ihlal kararları.

Burada listelenen AİHM karar bölümleri elbette yaşam hakkıyla ilgili devletin sorumlulukları açısından tüm bir AİHM içtihadını kapsamayacaktır. İlgililerin işlerini kolaylaştıracak bir çerçeve oluşturmasını ve idarenin mindere çekilmesi, sorumluluk üstlenmesi için kullanılabilecek hukuki argümanların önemli bulduklarımı listelemeye çalıştım. Bir sonraki afette de enkaz altında kalmamak için hukuku enkaz altından çıkarmalı ve idareyi sorumluluğunu üstlenmeye zorlamalıyız.

- Advertisment -