Posta Spor servisinden Faik Gürses onu iki cümleyle şöyle tanımlıyor: “Çok zeki. Ayağına çok hakim. Oyunun birkaç hamle sonrasını görebiliyor.” İspanya’da futbol siyaset kadar belki daha bile önemli bir alan. İspanya’da futbol deyince de akla ilk Real Madrid gelir. Her maçını içeride ve dışarıda milyonların izlediği bir süper takım. En çok taraftarı olan takım. Henüz 20 yaşına ayak basmış bu gencimiz, dünyanın parlak yıldızlarından birisi olarak top koşturuyor. Fenerbahçe alt yapısından adım adım bir süperstara dönüşmesi, mucizevi bir başarı hikayesi. 1.75 boyunda henüz olgunlaşan bir genç. 85 milyonda bir tane şimdilik. Arda Güler’den söz ediyorum. Real Madrid geçtiğimiz hafta sonu önemli ve riskli bir deplasman olan Valencia’daydı. İspanyolların futbol dünyasında en çok konuştuğu ve merak ettikleri konulardan biri, Arda Güler’in performansıydı. Hatasız oynadı. 82. dakikaya kadar sahada kaldı.
Oyundan çıkarılmasını futbol otoriteleri hatalı buluyorlar. Real Madrid’in 1-0’ı koruması, liderlik iddiasını sürdürmesi gerekiyordu. Ayağında top tutabilen, oyun kurabilen Arda’nın çıkarılması hataydı. Ancak Real Madrid maçı yine de kazandı. Arda’nın iki buçuk senedir futbol oynadığı Real Madrid bu süreçte üç teknik direktör değiştirdi. Carlo Ancelotti, Xabi Alonso, Alvaro Arbeloa… İlk yıl alışma yılıydı. İkinci yıl değişim, üçüncü yıl ustalaşma… Arda İspanya da son derece popüler bir isim. Öte yandan İspanya’da Arda’ya yönelik eleştiriler de var. Genç yaşı, yeteneği ve Real Madrid’deki potansiyeli sıkça övülüyor. Yaratıcılığı, pas kalitesi vurgulanıyor, “geleceğin yıldızı” gibi ifadeler kullanılıyor. Ancak, negatif yorumlar da söz konusu: Sahadaki görünmezliği, defansif zayıflığı, yavaşlığı, “overrated” (aşırı abartılmış) olduğu yönünde görüşler ve Arda’yı tiye alan İspanyolca sosyal medya esprileri var.
Biraz geriye dönelim: Arda, Ankara Altındağ’da doğdu. Fenerbahçe çocuk takımından başlayarak kendini kabul ettirdi. İzleyenin hayranlık duyduğu bir yetenekti. Türkiye sınırlarını aşan bir hedefle hareket eden bir yıldız adayıydı. Bir teknik direktörün onu keşfetmesi, ondaki cevheri keşfetmesi tarihi bir şanstı. Portekizli Vitor Pereria Fenerbahçe teknik direktörü iken hızla Arda’nın önünü açtı. Onu A takımı aldı. Arda bununla yetinmedi. Gözü İspanya’da, Real Madrid’deydi. 14-15 yaşında dünya devine gitmeye karar vermek ve gidebilmek, o da zekaya dahil. Ali Koç, Arda Güler’e dair soruyu şöyle cevaplamış: “Arda Güler transferi tüm Türkiye’nin gururu oldu… Sakatlık yaşamazsa tarihimizin en başarılı Türk oyuncusu olacak.” Ali Koç farkındaydı: O kafaya koymuştu, yeteneğinin de farkındaydı. Durmayacaktı.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.