Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Büyük işgal projesi ve İran

Büyük işgal projesi ve İran

İçeride baskıcı rejimlerin dışarıdan emperyalist saldırılara maruz kalması durumunda ortaya çıkan bir etik ikilemin çoğu insanı savurduğu bir zamandayız. İnsan olmaktan çıktıktan sonra Sünni, Türk veya Kürt olmuşsun, bunun hiçbir kıymeti yoktur. Kurtuluş istemek hakkındır ama soykırımcıların kılıçlarıyla değil.

Bir istibdad rejimi olan İran’a yönelik savaşın İran’ın içindeki herhangi birşey ile ilgili olduğunu düşünmek ya aldanma ya da aldatmadır. Bugün İran’a savaş açanlar bunu aşağıdakilerden hiçbiri için yapmıyor:

(1) Rejime tepkiden kendi vatanına ihanete uzanan geniş bir spektrumda zilletli bir hale düşen rejim muhaliflerini kurtarmak.

(2) İran Kürtlerini kurtarmak. Kürtler ki zulmü altında oldukları İran devletine karşı sahip oldukları tepkisellikleri kendi aleyhlerine kullanılarak kurbanlık koyun olmaya davet ediliyorlar. Evvela sahada asker olarak kullanılıp telef edilecekler. Zira istibdad rejimlerinin yapacağı katliamlara muhatap olacaklar (bir taşla iki kuş). Daha sonra da o katliamlar, bu katliamları teşvik eden sözde Batılı devletlerce o rejimler aleyhinde o rejimleri insan hakları ihlali teraneleri ile suçlamak için arşiv malzemesine çevrilecek. Böylece hem azmettirici, hem katil, hem maktulün avukatı, hem de insan hakları duyarcısı olacak bir sinsilik. Bu üçkağıdın gafil muhataplarına gelince, ne demeli? İnsanda feraset olmayınca diyecek birşey yok.

(3) İran’ın nükleer silah kapasitesini durdurmak. Nükleer silahlarıyla yarın açıktan Amerika’yı ve Avrupa’yı tehdit edecek bir eşkıya rejime karşı İran’ın geç kaldığı gerçeği de işin cabası.

(4) Ortadoğuda sudan aziz sayılan demokrasiyi İran gibi susuzluk çeken bir ülkeye okyanustan akıllı füzelerle boca etmek arzusu.

(5) Elbette Kadınlar gününde unutmamamız gereken bir başka sebep: İranlı kadınları molla rejiminden kurtarmak. (Afgan kadınların son kullanılma süresi doldu). Onlar ki salıverilseler kış ortasında bile Malibu plajındaymış gibi zenginleştirilmiş çağdaşlık üretebilecek nükleer modern mağdurlar. Bu bir kısım rejim muhaliflerinin hali Batıdan çok Batıcı bir dilenciliğin insanları düşürdüğü bir düşkünlük halidir. Allah kimseyi kendinden nefret ettigi için yaranmak istediği Batılı insanların bile kendilerinden iğrendiği bu acıklı insanların haline düşürmesin.

(6) Güç bende diye istediği yere saldırmak isteyen tipik Amerikan saldırganlığı.

Yukarıdaki liste uzatılabilir. Bunlardan hiçbirisi mevcut savaşın sebebi değil. Baş saldırgan gibi duran Amerika bile bu savaşa kendi rızasıyla girmiş değil. Kendi halkına rağmen Amerikan devletini ele geçirmiş bir terör örgütünün şantajıyla girdi. Görmek istemediğimiz gerçek şudur: Savaşın İran’la hiçbir ilgisi yok. Bu savaş Büyük İşgail Projesi’nin aşamalarından bir tanesi. Ya körfezdeki diğer kimi devletler gibi köleliği şimdiden kabul edip, doğranma saatine kadar bekleme odasında istikrar iltifatı göreceksiniz ya da işgal ve terör örgütünün doğrudan saldırısına peyderpey uğrayacaksınız. Filistin, Lübnan, Irak, Suriye ve şimdi İran’da olduğu gibi.

İran’ın saldırının hedefi haline gelmesinde ana sebep bağımsız bir devlet olmasıdır. Müslüman olması değil, Şii olması değil, nükleer tehdide karşı kendini korumak için ne yapmalıyım diye bakınıyor olması vesaire gibi sebeplerin hiçbirisi değil. Bugün İran’ın baskıcı bir rejim olarak günahlarından bahsededenler yahut İran’ın kör mezhepçiliğinden şikayet edenler mevzuyu ya yanlış anlıyorlar ya da yanlış anlatıyorlar.

Amerikan gemilerine, Türkiye topraklarına, Azarbaycan topraklarına, Irak Kürdistanı topraklarına gelecek kimi roketlerin İran’dan değil onları bu savaşa katarak zayıf ve esir düşürmek isteyen işgal ve terör örgütünden geleceğini bilmek için müneccim olmaya gerek yok. Büyük İşgal Projesi aynı zamanda büyük bir şeytanın küçük tersköşelerle de aleme nizam vermesi projesidir.

Başlatmadığı bir savaşta şehirleri ve sivilleri bombalanan bir komşu ülkeye inen her darbeden acı duymayanların Müslümanlıktan ve insanlıktan yana kendilerini yoklamaları gerekir.

175 tane masum kız çocuğunun topluca katledildiği bir ülke kimin ülkesi olursa olsun senin ülken imiş gibi seni üzmeli. Eğer bir insan isen bu böyledir. Eğer bir Müslüman isen bu iki kere böyledir. Eğer Müslüman bir komşu insan isen bu üç kere böyledir. Hele hele etnik ve dini mezhepçilik ayağına komşusunun evi yanarken kendi yumurtasını pişirmeye çalışanların hali en basit tabiriyle düşkünlüktür. Saldırıya maruz kalmış, can derdindeki bir komşu memlekete hariçten gazel okumak ve savaşı şöyle böyle yaymasaydın diye ahkam kesmek de yanlıştır.

Kendi devletiyle mücadeleye İranlı muhaliflerin ve kendilerine zulmettiği için onunla savaşmaya bile İranlı Kürtlerin hakları vardır. Fakat apaçık soykırım işlemiş bir katil terör örgütünün şakşakçısı ve oyuncağı olmayı kabul eden yaklaşımlar (ister Türk, ister Fars, ister Kürt olsun) insanlıktan nasipsiz kalmış yaklaşımlardır.

İçeride baskıcı rejimlerin dışarıdan emperyalist saldırılara maruz kalması durumunda ortaya çıkan bir etik ikilemin çoğu insanı savurduğu bir zamandayız. İnsan olmaktan çıktıktan sonra Sünni, Türk veya Kürt olmuşsun, bunun hiçbir kıymeti yoktur. Kurtuluş istemek hakkındır ama soykırımcıların kılıçlarıyla değil.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın