Ana SayfaGÜNÜN YAZILARIGandhi’nin iktidar yürüyüşü: Sakin sakin, orta şeritten

Gandhi’nin iktidar yürüyüşü: Sakin sakin, orta şeritten

İngilizleri ülkeden kovan, cumhuriyeti kuran partisinin liderliğine büyük umutlarla seçildi, art arda iki seçim kaybetti, iktidar medyası “beceriksiz” dedi. Otoriter iktidara karşı ülkenin bir ucundan bir ucuna muhalif sanatçılar, siyasetçiler, aktivistlerle birlikte 136 gün boyunca yürüdü, parçalanmış muhalefeti biraraya getirdi. Başbakana hakaret ettiği gerekçesiyle hapis cezası aldı, milletvekilliği düşürüldü. İşte bir ana muhalefet liderinin iktidara gelmek için geçirdiği dönüşümün hikâyesi; büyük ihtimalle yanlış isim geldi aklınıza, bu Türkiye’nin Gandhi’sinin değil, Hindistan’ın ana muhalefet lideri, sağcı Başbakan Modi’nin 2024 seçimlerindeki en güçlü rakibi Rahul Gandhi’nin hikâyesi.

Partisi önce İngilizlere karşı bağımsızlık mücadelesi verdi, sonra ülkeyi kurdu, 30 yıl boyunca tek başına yönetti, dindar ve çok dinli bir ülkede seküler bir demokrasi kurmaya çalıştı. İlk yıllardaki otoriter uygulamaları nedeniyle tepki çekti.

Fakat yıllar içinde muhalefetteki sağ muhafazakârlar güçlendi, art arda seçim zaferleri kazandı, ülkede farklı bir otoriter düzen kurdu, değişim umuduyla gelen muhafazakâr iktidar geçmişte eleştirdikleri ne varsa aynısını yaptı.

Böyle bir atmosferde muhalefete düşen partisinin başına büyük umutlarla genel başkan seçildi, ilk seçimleri büyük farkla kaybetti, halkın güvenini kazanamadı.

İktidar medyası tarafından “beceriksiz” olarak yaftalandı, halktan kopuk olmakla suçlandı.

Eleştirileri dinledi, muhalefeti birleştirmek için kolları sıvadı, ülkenin bir ucundan bir ucuna yürümeye karar verdi.

136 gün süren bu yürüyüş boyunca partisini geri planda tuttu, iktidarın hedef gösterdiği gazeteciler, azınlıklar, sivil toplum örgütleri, sanatçılar ile bir araya geldi. Parçalanmış muhalefet partilerini bir araya getirmek için seçim ittifakı kurdu, birbirinden farklı partileri yan yana getirdi.

İşte bu ana muhalefet lideri Gandhi’nin hikâyesi; büyük ihtimalle yanlış isim aklınıza geldi, Türkiye’nin Gandhi’sinin değil, Hindistan’ın ana muhalefet lideri, sağcı Başbakan Modi’nin 2024 seçimlerindeki en güçlü rakibi Rahul Gandhi’nin hikâyesi.

Gandhi hanedanı kuruluyor



Jawaharlal Nehru ve Mahatma Gandhi.

Her ne kadar Mahatma Gandhi Hindistan’ın bağımsızlık hareketinin lideri olarak bilinse de, bağımsız ve modern Hindistan Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı Jawaharlal Nehru’ydu (Cevahirül-lâl). Nehru da Gandhi gibi Hindistan’ın İngiliz sömürgeciliğine karşı direnişini örgütleyen liderlerden biriydi. Bağımsızlığın ardından cumhuriyetin, yeni modern devletin temellerini atmış Ulusal Hint Kongresi adındaki seküler, merkez sol partinin lideriydi.

Gandhi 1948 yılında, ülkedeki Müslüman azınlığa desteği nedeniyle bir Hindu milliyetçisi tarafından öldürüldü; Nehru ondan bir yıl önce 1947’de ülkenin başbakanlığını üstlenmişti.

Sosyalist fikirlere yakın olan Nehru, ülkede ciddi sosyal reformlar uyguladı, neredeyse bütün yasaları yeniden yazdı, yeni bir devlet düzeni ortaya koyan bir anayasayı kabul ettirdi, katı din kurallarının ve kast sisteminin kamusal alan üzerindeki etkisini kırdı, dengeli bir dış politika benimsedi ve ekonomik yatırımları hızlandırdı. 1964 yılında hayatını kaybettiğinde “Hindistan’ın kurucusu” olarak anılıyordu.

Açlık grevindeki Mahatma Gandhi ve Nehru’nun kızı Indira Gandhi.

Nehru öldükten sonra göreve gelen yeni başbakan da 18 ay sonra hayatını kaybedince, parti liderliğine iki kişi aday oldu: Nehru’nun kızı Indira Gandhi ve Ekonomi Bakanı Morarji Desai. Indira Gandhi, Mahatma Gandhi’nin bir akrabasıyla evli değildi, eşi Gandhi’den etkilendiği için soyadını değiştirmişti. Seçimleri Nehru’nun kızı Indira Gandhi kazandı, babadan kızına geçen parti liderliği bundan sonra pek aile dışından birine nasip olmayacaktı.

Indira Gandhi: Sorun yolsuzluk değil, otoriterlik

Babasından koltuğu devralan Indira Gandhi, başbakan olarak girdiği ilk seçimleri (1967) kaybetti. Seçim yenilgisinin ardından uygulamaya başladığı sol politikalar partisindeki sağcı isimlerin tepkisini çekti. Bu kişilerin başında, liderlik koltuğu için yarıştığı Desai geliyordu. Gandhi, parti disiplinine uygun hareket etmediği için partisinden ihraç edilince sol kanat ile birlikte aynı adla yeni bir parti kurdu ve 1971 seçimlerini büyük bir farkla kazandı. En yakın rakibi %10, Gandhi %41 oy almıştı.  

Fakat seçimlerden 4 sene sonra, Gandhi’nin seçim bölgesindeki bir mahkeme ilginç bir karara imza attı ve Gandhi’nin seçimi kendi seçim bölgesindeki sandıklarda başbakan olmasının getirdiği kolaylıklarla kazandığına hükmetti. Seçim usulsüzlükleri nedeniyle milletvekilliğinin iptal edilmesine, 6 yıl siyaset yasağı uygulanmasına karar verdi. 

Yasalar, Hindistan başbakanının aynı zamanda milletvekili olmasını zorunlu kılıyordu ve bu nedenle Gandhi’nin başbakanlıktan da istifa etmesi gerekiyordu. Gandhi mahkeme kararına uymadı, istifa etmedi, Cumhurbaşkanı ile görüştü ve ülke çapında OHAL ilan etti.

Gandhi, 1977 seçimlerine kadar ülkeyi OHAL’de yönetti. Sol ekonomi politikalarını yaygınlaştırdı, oğlu Sanjay Gandhi’yi ön plana çıkardı. Fakat OHAL boyunca ülke çapında insan hakları ihlalleri ile muhalifler ve medya üzerindeki baskılar arttı; en çok oğlu Sanjay Gandhi’nin yürüttüğü zorla kısırlaştırma politikaları tepki çekti. Hukuki denetimsizlikten faydalanan güvenlik güçleri, yoksul erkekleri sokaktan zorla toplayıp kısırlaştırıyor, nüfus kontrolü adı altında işkence uyguluyordu. Sadece bir sene içerisinde 6 milyon Hint erkek zorla kısırlaştırılmıştı.

1977 seçimlerinde Gandhi’nin eski rakibi Morarji Desai 81 yaşında kendisine yeniden rakip oldu. Desai sosyalistleri, milliyetçileri, komünistleri, sağcıları, eski Gandhi destekçilerini birleştirerek ortak bir ittifakla seçimlere girdi, Indira Gandhi’yi sandıkta yendi. Ülkenin kuruluşundan beri ilk kez yönetimdeki parti değişmişti.


Desai’nin kurduğu “Halk Partisi” ittifakı.

Desai’nin kurduğu ittifak pek başarılı olamadı; koalisyondaki radikaller Indira Gandhi’den intikam almak istedi, soyut iddialarla önce milletvekilliği düşürüldü, sonra tutuklandı. Indira Gandhi bu haksızlık karşısında halkın sempatisini kazandı ve 1980’de tekrar seçimleri kazanarak başbakan oldu. Aynı yıl halefi olarak gördüğü oğlu Sanjay Gandhi bir uçak kazasında öldü.

Indira Gandhi, başbakanlığının dördüncü yılında radikal Sih militanlarına karşı askeri operasyon düzenlediği ve askerlere bir Sih tapınağını basma emri verdiği için kendi Sih korumalarının suikastına uğradı ve hayatını kaybetti.

Gandhi’nin adı Türkiye argosunda nedense yolsuzluk iması için kullanılıyor ama Hindistan’da asıl otoriter tavrı nedeniyle tepki çekmiş, Hindistan’daki muhalefete birleşerek kazanılacağını tecrübeyle öğretmişti. Ne tesadüf ki, 70 yıl sonra kendisine karşı uygulanan bu ittifak formülünü torunu başka bir otoriter yönetime karşı uygulayacaktı.

Nineden miras: Birleşerek kazanmak


Indira Gandhi’nin oğlu Rajiv Gandhi.

Indira Gandhi’nin 1984 yılında öldürülmesinin ardından parti liderliğine ve başbakanlığa Rajiv Gandhi seçildi. Rajiv hemen seçimlere gitme kararı aldı ve annesinin ölümünün etkisiyle %50 oy aldı. Fakat 5 sene sonraki seçimlerde oyu düştü ve ana muhalefete geçti. Rajiv Gandhi 1991 yılında Sri Lanka hükümetinin ayrılıkçı Tamil militanlarıyla çatışmalarına müdahil olduğu için bir Tamil militanının bombalı saldırısına uğradı, annesinin kaderini paylaştı.


Sonia Gandhi.

Rajiv Gandhi’den sonra eşi Sonia Gandhi partinin başına geçmesi için davet edildi. İtalyan asıllı Sonia Gandhi teklifi 1991 yılında reddetti, fakat 7 sene sonra tekrar edilen teklifi kabul ederek Ulusal Hint Kongresi’nin başkanı oldu. Liderlik sırası gelindeydi.

Sonia Gandhi, bundan sonraki seçimlerde her ne kadar parti içi muhalifleri uzaklaştırsa da kendisini geri planda tuttu; parti liderliğini sembolik hale getirdi, diğer sol ve merkez partilerle seçim koalisyonları kurdu. Manmohan Singh’in ülkenin ilk Sih başbakanı seçilmesini sağladı, partinin “aile partisi” imajını ön plana çıkarmamak için çabaladı.

Fakat 2004 yılında yurtdışı eğitiminden dönen oğlu Rahul Gandhi’yi siyasete soktu, kızı Priyanka Gandhi’yi ise sağ kolu yaptı. Rahul Gandhi parti içinde hızla yükseldi, 2013’te başkan yardımcısı oldu, artık fiili olarak partinin kampanyasını üstleniyordu.


Rahul Gandhi.

Parti 2014’te çok ağır bir yenilgi yaşadı. Genel seçimlerde %19 oy aldı ve 162 sandalye kaybetti. Sağ muhafazakâr ve Hindu milliyetçisi BJP partisi, karizmatik yeni lideri Narendra Modi ile büyük bir zafer kazanmıştı. Modi, Gujarat eyaletinin 13 sene başbakanlığını yapmış yerel bir siyasetçiydi. Kampanyasında Gandhi ailesinin nepotizmini, Kongre partisinin yolsuzluklarını merkeze aldı, yaptığı yerel hizmetleri anlattı, kalkınmacı ve kapsayıcı bir kampanya yaptı, seküler olmayan dindar seçmene seslendi.


Narendra Modi.

Seçim sonuçları Kongre Partisi için hezimetti. Ülke kurulduğundan beri en kötü seçim sonucunu almışlardı. Modi, 2019 seçimlerini de büyük bir farkla kazandı ve oylarını 6 puan arttırdı. %37 ile iktidara gelen Modi ve BJP Partisi, zamanla otoriterleşmeye başladı. Mahkemeler üzerinde baskı kuruluyor, denetim kurumlarındaki eleştirel isimler görevden uzaklaştırılıyor, hükümeti tenkit eden akademisyenler kovuluyor, Modi’ye yakın iş insanları medya sektörüne girerek yandaş bir basın oluşturuyordu.

İşin en kötüsü, Modi hükümeti ülkedeki %10’luk Müslüman azınlığa savaş açmış, vatandaşlık kimliklerinin iptal edilmesine sebep olabilecek yasaların dahi tartışıldığı, siyasetçilerin Müslümanları hedef alan bir dil kullandığı bir atmosfer doğmuştu.

Rahul Gandhi, 2019 seçimlerinden sonra istifa etti, parti liderliğini annesine bıraktı. Fakat bu sürede iktidar medyası Rahul Gandhi’ye özel olarak odaklandı, “becereksiz, yeteneksiz” olduğu uzun bir süre boyunca vurgulandı.

2022 yılında ekonominin kötüye gitmesi, enflasyonun yükselmesi ve toplumda Modi’nin otoriterleşmesinden rahatsızlık duyan kesimlerin artması nedeniyle Rahul Gandhi, tekrar küllerinden doğmaya karar verdi.

7 Eylül 2022’de farklı muhalif isimlerle beraber Birlik Yürüyüşü’ne çıkacağını açıkladı. Rahul Gandhi, Hindistan’ın en güneyinden en kuzeyine yürüyecek; halkla bir araya gelecekti.




Yürüyüş güzergahı.

Rahul Gandhi, 136 gün boyunca ülkenin bir ucundan bir ucuna 4 bin kilometre yürüdü. Bu yürüyüş sırasında annesinden parti liderliğini bırakmasını istedi ve genel başkan olarak 24 senenin ardından ilk kez aile dışından bir ismin seçilmesini sağladı. Yürüyüşe gittiği eyaletlerdeki sivil toplum örgütlerini, yerel kabileleri, partileri çağırarak her biriyle iletişim kurdu, Modi’ye karşı muhalefet cephesini genişletmeye çalıştı. Hindu tapınaklarını ziyaret etti, Modi’nin hedef gösterdiği Müslümanlarla dayanışmak için camileri ziyaret edip dua etti. Bazı muhalifler Modi’nin üniversite diplomasının sahte olduğunu ana gündem haline getirirken, Rahul Gandhi bu eleştirinin eğitimsiz kitleleri rahatsız edeceğini düşündü; söylemlerini ekonomi, hukuk ve insan hakları üzerine kurdu.


Her fırsatta Modi’nin diplomasını gündeme getiren muhalif AAP partisinin lideri Sanjay Singh.

Rahul Gandhi’ye 136 günlük yürüyüşü boyunca oyuncular, sanatçılar, aktivistler eşlik etti. Gandhi yürüyüşe başlamadan önce ülkedeki en etkili isimlere mektup yazmış, hepsini yürüyüşe davet etmişti.

Gandhi yürüyüş aralarında mitingler düzenledi, hükümetin pandemi, insan hakları, ekonomi politikalarını eleştirdi.

Yürüyüş boyunca kesmediği sakalıyla dikkat çekti, artan toplu tecavüz ve cinsel tacizlerden dolayı hükümeti eleştiren kadınlarla bir araya geldi.

Her ne kadar henüz somut bir program önerisi ortaya koymasa da, 2024 seçimlerine kadar Modi karşısında etkin bir alternatif olmak, hakkındaki önyargıları kırmak için gerekli adımları atmıştı.

Yürüyüş bittikten sadece 3 ay sonra, bir mahkeme Rahul Gandhi’nin “bütün hırsızların soyadı Modi” sözünü iftira olarak değerlendirdi ve Gandhi’ye 2 sene hapis cezası verdi. Rahul Gandhi’nin cezasının ardından milletvekilliği düşürüldü.

O güne kadar birbirinden ayrı duran ve yürüyüşte yan yana gelen birçok muhalif parti Rahul Gandhi’ye destek açıklaması yaptı, protestolara katıldı.

Ne tuhaftır ki, hem zamanında babaannesi Indira Gandhi’nin yaşadığı hukuksuzluklara bizzat maruz kalmış, hem de babaannesi kadar otoriterleşen bir hükümete karşı babaannesinin rakipleri gibi birleşerek kazanmayı şiar edinmişti.

Sakin sakin, orta şeritten

Hindistan dünyanın en büyük demokrasisi. 1,5 milyar nüfusa sahip bir ülke. Modi, büyük kitleleri ekonomik kalkınma ve dindarlık üzerinden birleştirebiliyorken, farklı dil ve kültürlere sahip bölgelerde demokrasi ve hukuk devleti üzerinden ortak bir muhalefet kurmak, bütün nüfusun tanıdığı ulusal bir muhalif figür etrafında birleşmek çok zor. Muhalefetin ise birleşerek kazanma dışında bir modeli yok, zira seçim sistemi dar bölge olduğu için birinci olan parti o bölgedeki bütün sandalyeleri kazanıyor ve ülke genelinde alınan oy oranının pek önemi kalmıyor.

Bu nedenle Rahul Gandhi, ülkenin kurucusu olan ailesinin soyadının tanınırlığını kullanarak yerel aktörleri, parçalanmış muhalefeti, farklı azınlıkları, kabileleri, Müslümanları, kadınları bir araya getirerek Modi’nin karşısına güçlü bir seçim ittifakı ile çıkmayı planlıyor. Muhalefet özellikle her seçim bölgesinde farklı bir modelle Modi’ye alternatif oluşturmak için kolları şimdiden sıvıyor.

Her ülkenin koşulları, siyaseti, sosyolojisi birbirinden farklı. Rahul Gandhi’nin 2024 seçimlerini de kaybetmesi düşük olmayan bir olasılık; seçimin tek etkeni muhalefetin birleşmesi, Gandhi’nin partisini dönüştürmesi değil. Önemli olan güven vermesi ve toplumun karşısına somut politikalarla çıkması.

Fakat farklı kesimlerin bir araya getirilmesi, kapsayıcı bir dil kullanılması, somut politikalarla güçlü bir alternatif ortaya konması durumunda herkese huzur getirecek bir zafer de mümkün.

Zira yolun sonu ister Delhi’ye, ister Ankara’ya çıksın, sakin sakin orta şeritten gidince en uzun ve en sıkıcı yollar en keyifli, en ulaşılamaz hedeflerin güzergâhı haline gelebilir.  

- Advertisment -