Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Habermas’ın sessizliği: İyi Avrupalı, kötü insan

Habermas’ın sessizliği: İyi Avrupalı, kötü insan

Gazze’deki soykırımın önemli bir sonucu da bugüne kadar bize evrensellik ve insancıllık dersleri veren Avrupalı düşünürlerimizin ne adam gibi evrensel ne de hakkıyla insandan yana olmadıklarının açığa çıkması oldu.

Allah yeterince uzun ömür vermiş, bir Alman filozof var: Jürgen Habermas. 1929’da doğmuş hala hayatta. Epey detaylı, kalın ve okuması pek de zevkli olmayan eserleri var. Çoğu Türkçe’ye çevirildi. Bazan başını kaldırıp gündeme dair küçük müdahalelerde bulunduğu oluyor. Kamusal sorumluluk hisseden bir entelektüel olarak Avrupa’ya ve Avrupa adına konuştuğu oluyor.

İnsaniyetimizi nasıl koruruz (ahlaki evrensellik) ve aklımıza nasıl mukayyet oluruz (araçsal olmayan bir rasyonalite) gibi konularda duyarlı eserler vermiş biri ne de olsa. Müzakereci demokrasi, anayasal vatanseverlik, kamusal alanda eşitlik, iletişimsel eylem gibi hoş prosedürel fikirleri var.

“Kamusal alan” tartışmalarının tavan yaptığı yıllar olan 1990’lar Türkiye’sinde ismi pek sık gündeme gelirdi. Ben dahil çoğu akademisyenin adını anmadan tartışma yapamadığı bir teorisyendi özellikle İslam ve kamusal alan gibi konularda. Başörtülü insanların eşitliğine karşı çıkmak için Avrupa’dan entel örnekler vermek isteyen 28 Şubat Türkiye’sinin despot ve cahil generallerinin bile ağzına düşecek kadar ismi dolaşımda biri idi.

Solculuk, insancıllık, pazar ve gücün istismarına karşı aklın korunması gibi konularda ömür törpüsü kitapları ile bilinen bu zat-ı muhterem, en son Gazze’deki soykırım konusunda yaptığı ve soykırımcıları destekleyen utanç verici (ve ziyadesiyle Alman) açıklaması ile hatırlarda kaldı. Gazze’deki soykırımın önemli bir sonucu da bugüne kadar bize evrensellik ve insancıllık dersleri veren Avrupalı düşünürlerimizin ne adam gibi evrensel ne de hakkıyla insandan yana olmadıklarının açığa çıkması oldu.

Komplo teorisi olsa inanmayacağın şeyler gerçek oldu. Aydınlanmacı, mazlumdan yanacı (solcu), evrenselci geçinen Habermas mutlak bir Alman ezikliği ve eksiksiz bir Avrupalı insafsızlığıyla mazlum ve mağdurlardan değil katil ve soykırımcılardan yana tavır aldı. Sanki vaktiyle Nazilik yapmışların şimdi Nazilik yapanlara ödedikleri fidye gibi bir tutum takındı. Sessizliği hakka ihanetti. Evrensel adaletten bahseden bu düşünür Irfan Ahmad’in dediği gibi aslında bir “etnik düşünür”den fazlası değildi.

Bir soykırımdan diğerine geçmek için savaş başlatan bir tedhiş örgütünün lideri olan ve uluslararası hak örgütlerinin raporlarında ve bütün insanlığın vicdanında bir savaş suçlusu olarak yargılanması istenen Netanyahu’nun İran’a saldırı sırasında Almanya’da bulunmayı seçmiş olması aklıma emektar filozofu getirdi. Acaba Habermas daha önce Filistin’de yaptığı gibi yeni savaş açtığı ülkede okul bombalayıp yüzlerce kız çocuğunu katleden bir teröristin kendi ülkesinden savaşı komuta ediyor olması karşısında bir tepki verecek miydi?

Batılı devletlerin siyasilerinin tehdit ve şantajla esir alındıklarını anlamak zor değil. Ancak kimi Batılı düşünürlerin bu ahlaki iflaslarını ne ile açıklayacağız? Kendi abartılı mağduriyetine biriciklik atfederek oradan bir ırkçı üstünlükçülük çıkaran bir siyasal ideoloji karşısındaki bu eziklik sadece Almanların suçluluk psikolojisiyle açıklanamaz. Belki kimi Avrupalıların konu Avrupa dışındakiler olunca sadece kötü insanlar oldukları gerçeğini kabul etmek gerekiyor.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın