Yalan, riya ve aldatmayla işgören aktörlerin geniş bir coğrafyada dünyayı formatlamaya (rejim değişikliği yapmaya) çalıştığı ve orantısız bir güçle saldırdığı bir zamanda, Müslümanlar kendilerini nasıl savunacaklar? Teknololojik bir maddi istibdada karşı Müslümanların manevi silahı ne olmalıdır?
Müslümanların ve insanlığın ayakta kalabilmesi için tutunacağı en temel silah dürüstlüktür. Yalanı yalanla, sahtekarlığı sahtekarlıkla yenemezsiniz. Çünkü siz (de) yenilirsiniz. O halde, hile ve aldatmaya karşı dürüstlük, yalana karşı doğruluk.
Hile ve yalanın içi yılan ve çiyan ile doludur. Ama doğruluğun içi ile dışı birdir. Yalanın içinde boşluk, doğruluğun içinde doluluk vardır. Kırılgan olan, taşıması zor olan yalandır. Yükü ağır olan, planlama yapmak zorunda kalan yalandır. Sıdkın ise saf bir yapısı vardır. Sıdkın yekpare pürüzsüzlüğü anti-kırılgandır. Doğrunun yükü hafiftir, vicdanı rahattır. Yalanın bagajı ağırdır, her zaman başka yalana ihtiyaç duyar.
Kitle kültürünün, tekno-merkezileşmenin insanları esir aldığı bir zamandayız. Küresel bir hegemonya kurmak isteyen aktörlerin insanlığı yalan, şantaj ve propaganda ile köleleştirmek istediği bir çağda en yerli ve en yerinde silah cesaret ve hakkaniyetin insanda tecelli ettiği sıdktır. Bir cesur insan bin korkak insana bedeldir. Bir doğru bin tane yalanı çöp eder. Bir dürüst tebessüm, bir milyon sahte gülücükten üstündür. Hayatı (veya savaşı) kazanmak isteyenin herşeyden önce kendini kazanması gerekir.
Sahtesi yapılamayan ve tüm sahtelikleri yakan bir güçtür doğruluk. Yalana karşı doğruluk, namertliğe karşı mertlik. Sadece doğrular ve mertler ölümü göze alır. Namert insanlar ve riya ehli olanlar (münafıklar) ise korkaktır. Herşey en sonunda gelip insana dayanıyor. İnsan elmas gibi saf, sağlam ve kırılmaz olursa karşısına çıkan her türlü engeli aşabilir. Karaktere yatırım yapmak, insana yatırım yapmaktır. İnsana yatırım yapmak herşeyin en sonunda gelip dayandığı ana unsura yatırım yapmaktır. Makina ne kadar mükemmel olursa olsun, en sonunda dürüst bir insana yenilir. Savaşların başlayıp bittiği yer insandır. İnsanı kaybeden savaşı kaybeder. İnsanı kazanan savaşı da barışı da kazanır.
İslam peygamberinin peygamberlik öncesindeki tek kariyeri “emin” (dürüst, güvenilir) biri olmaktı. İslamın esası sıdktır. Müslümanlar İslama layık bir doğruluğu giyindiklerinde, imana layık bir cesareti kuşandıklarında dünyanın rengi değişecektir. Çünkü sıdkı kazandığında bir Müslüman aynı zamanda düşmanları dahil bütün insanlığın vicdanını tarafına (hakkın tarafına) almış oluyor. Doğruluğun cesareti karşısında yalanın zinciri birşey yapamaz, kırılır. Sıdk İslamın en gizsiz silahıdır. Sadece insanda bulunur. Sadece sahici iken vardır. Sıdk yalanı çözen çözücü, düşmanı dosta çevirip imana (emniyete, güvenliğe) getiren iksirdir. Kızbe (deccal = yalancı) karşı insanlığın kurtarıcısı (mehdi = hidayet edici) sıdktır. Hiçbir zaman kaybedilmeyen savaş doğruluğun savaşıdır. Hilenin teknolojisine karşı dürüstlüğün ilkselliği. Yalanın zekasına karşı doğruluğun cesareti.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.