1453 yılında fethedilen gözbebeği İstanbul’u tahrip etmek için özellikle son yarım asırda elden gelen yapıldı. Durum adeta işin içinden çıkılmaz hale geldi. Bu şehrin deprem bölgesinde olduğunu bilmezden geldik. Deprem konusunu kendine dert eden sadece İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu kaldı.
İstanbul her şeyden önce turizm bölgesidir. Burasını sanayi bölgesi haline getirdik. Bakın Paris, Roma gibi şehirler sanayi şehirleri değildir. İstanbul ve civarını sanayi bölgesi yaptık. Sonunda ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 25’ini taşıyan dünyada tek şehir, dikkat edin tek şehir haline geldi.
Özellikle Atatürk döneminde, zorluklara rağmen sanayinin ülkenin çeşitli bölgelerine dağılmasına itina edilmişti.
Binaların göz ardı edilemeyecek bir kısmı çürük. Yollar, afet zamanında afet araçlarının geçemeyeceği derecede dar ve kalabalık. Üstelik kule binalar, AVM’ler çok arttı. Binaların çoğu rant, rüşvet gibi gerekçelerle onaylanmış. Bunlara ilaveten imar afları gelmiş. Medeni ülkelerde imar affı kelimesi yoktur.
Zamanında doğru teşhisi o devirde belediye başkanı olan Sayın Erdoğan koymuş ve Londra’yı örnek göstererek bu tür genişlemenin sakıncalarını vurgulamıştı. Sonra kendi sözünü çiğnemiş, onu da “İstanbul’a ihanet ettik” cümlesiyle özetlemişti.
Neler yapılabilir? Evvela kulelere izne son verilsin. New York’ta kule yapmak için “air rights” satın almanız gerekir.
Evet çürük binalar yenilenmeli veya restore edilmeli. Zaman alan ve mali yük getiren bir süreç. İnşa edilecek yeni binalar beş katı geçmemeli.
Ama en önemlisi sanayi tesislerinin İstanbul ve civarından ülkenin çeşitli bölgelerine taşınması için teşvikler getirilmeli, gitmezlerse cezai nitelikte vergiler konmalıdır. Kısacası İstanbul nüfusu yaklaşık 10 milyona indirilmelidir. Dikkat edin, İstanbul’da dolaşan araçların 41 yani Kocaeli plakalı olanlarının sayısı göz ardı edilemeyecek kadar çok. Kısacası İstanbul ve civarı sanayi bölgesi olmaktan kurtarılmalı.
Fetih böyle olur.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.