Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Milliyetçilik Fransız Devrimi ile mi başladı?

Milliyetçilik Fransız Devrimi ile mi başladı?

Milliyetçilik muhipleri kadar milliyetçilik karşıtları da çoğu kez aynı varsayımda buluşuyorlar: İşte milliyetçilik Avrupa’da Fransız Devrimi ile başladı ve oradan dünyanın geri kalan kısımlarına yayıldı. Peki doğru mu bu?

Milliyetçiliğin tarihi çok geniş bir konu. Bu yazının ise konusu milliyetçiliğin sanıldığı gibi Fransız Devrimi ile başlayan birşey olup olmadığı. Bu iki konu arasındaki farkı anlamayanların neden bunu göremediklerini sorgulayan bir kısa yazı olacak. Milliyetçilik muhipleri kadar milliyetçilik karşıtları da çoğu kez aynı varsayımda buluşuyorlar: İşte milliyetçilik Avrupa’da Fransız Devrimi ile başladı ve oradan dünyanın geri kalan kısımlarına yayıldı. Balkanlar’dan gelen soğuk ve yağışlı hava gibi bize Avrupa’dan geldi.

Bu yanlış bir kabul. Milliyetçilik dünyada Marksizm gibi ideolojilerden daha popüler olagelmesine rağmen milliyetçilik hakkındaki teorik literatur devede kulak misali minnacık kalmıştır. Milliyetçilik teorik olarak hakkıyla kavranmış ve anlaşılmış değildir. Dediğim gibi literatürün zayıflığı şimdiki konumuz değil. Bu yazının konusu basit bir tez: Milliyetçilik Avrupa’dan dünyaya yayıldı düşüncesi yanlış bir düşüncedir. Milliyetçiliğin yayılan birşey olduğu fikri milliyetçiliğin anlaşılmasının önündeki en büyük engellerden biridir. Milliyetçilik yayılmamıştır, tezahür etmiştir. İdeolojik yayılmalar, tezahür gerçeğinin yüzeydeki yansımalarıdır. Tekrar söylüyorum: Milliyetçiliğin yayıldığı fikri milliyetçiliğin ne olduğunu anlamaya engeldir.

Milliyetçiliğin “yapay” olması onun hariçten yapılan bir ithalatın ürünü olduğu anlamına gelmiyor. Milliyetçilik icad edilen birşey midir? Hayır, icad edilmiş değildir, örülmüştür. Milliyetçiliğin öte bir yerde icad edilip sonra ithal edildiği varsayımı onu bir sosyal olgu olmaktan çıkarıp bir ideoloji seviyesinde tutmuştur. Halbuki milliyetçilik bir ideoloji olmadan önce bir toplumsal realite olarak ortaya çıkmıştır. Kimi yerlerde ideolojinin realitenin önüne geçmiş olması bu yanlış algıyı takviye etmiştir. Gerçekte milliyetçilik ortaya çıkar ve yönetilir.

Aksi durum “yüzyüze görüşemedik diye Edison’dan elektrik alamadım” demeye benzer. Yüzyüze görüşemesen de (yani doğrudan temas olmasa da) Edison’dan elektrik almak (“vay be büyük adammış” demek veya onun cennete girip girmeyeceğini merak etmek) mümkün. Hatta Edison olmadan da elektrik almak mümkün. Çünkü Edison bulmasaydı başkası bulurdu ve hatta buldu. Hiçkimse bulmasaydı yine de sen tek başına bulabilirdin. İthal olmayan bu bulma Rusya’da da vukubulsaydı, bu iki bulmadan birini diğerinin ithal edilmesi olarak mı görecektik? Hayır. Elektiriğin Edison’la ilişkisi bir tezahürdür, bir icad değildir. Ampul suretinde cihazlaşma ile elektiriği aynı şey sayamayız.

Milliyetçilik bir siyasi ideoloji olmadan önce bir iletişim devrimidir. Belli bir iletişim kıvamına ulaşan her toplulukta ortaya çıkar. Ulus formu ikincil bir sonuçtur ve iletişim kıvamını yakalayan toplulukların aldığı isimlerden sadece bir tanesidir.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın