Nereden nereye: ABD’de kürtaj yasağı

“Aldığımız karara halkın nasıl tepki göstereceğini bilseydik dahi, bugün verdiğimiz kararda en ufak bir değişiklik olmazdı. Biz sadece işimizi yapıyoruz ve kanunları uyguluyoruz…” Bu sözler Politico haber sitesinin dün (2 Mayıs) sızdırdığı, ABD Yüksek Mahkemesi’nin federal düzeyde kürtaj hakkını koruyan içtihadından geri döndüğünü ilan ettiği karar taslağında geçiyor.

ABD Yüksek Mahkemesi, 1973 yılında Roe v. Wade kararında kürtaj hakkının federal düzeyde korunması gereken anayasal bir hak olduğuna hükmetmiş ve böylece kürtajın yasaklanmasını ve hamileliğin ilk 12 haftasından önce kürtajı zorlaştıracak birtakım düzenlemeler yapılmasını engellemişti. Bu karar neticesinde Cumhuriyetçilerin ve muhafazakarların yönetimindeki Texas gibi eyaletlerin kürtajı eyalet yasaları aracılığıyla engellemesinin önüne geçilmiş, kadınların kürtaj hakkı ülke çapında korunan bir hak haline dönüşmüştü.

Roe v. Wade kararında özel hayatın gizliliği temel alınmış ve kadınların kürtaj hakkı bu hüküm aracılığıyla anayasal koruma altına alınmıştı. Roe v. Wade kararı Hindistan’dan Kanada’ya kürtajı yasal bir hak kabul edilen birçok mahkeme tarafından ilham kaynağı olarak kabul edilen, atıf yapılan temel bir karar oldu.

Yüksek Mahkeme’nin kararı bugün nasıl Demokratların tepkisini zamana yaymak ve yumuşatmak için erkenden basına sızdırılmışsa, Roe v. Wade kararı da o zaman muhafazakar halkın tepkisini zamana yaymak ve yumuşatmak için erkenden basına sızdırılmıştı. Anketlere göre bugün ABD halkının çoğunluğu kürtaj hakkını destekliyor; bu nedenle mahkeme olası bir tepkiden çekindiği için bir şekilde kararı basına sızdırdı, halkı alıştırmayı amaçladı. Kürtaj hakkının ABD’de bir nevi “iptal edilmesi” 1973 yılında olduğu gibi dünyadaki birçok ülkeyi etkileyeceğe benziyor.

Kararın sızdırılması sonrası hem Kürtaj hakkı savunucuları hem de karşıtları Yüksek Mahkeme binasının önünde toplandı.

Ne oldu?

Cumhuriyetçilerin yönetimindeki Mississippi eyaleti Trump’ın başkanlığı döneminde Roe v. Wade kararının aksini öngören bir yasayı kabul etti; buna göre 15 haftadan sonra kürtaj yasaklanıyordu. Bu stratejik bir karardı çünkü Trump, başkanlığı boyunca 40 yaşında muhafazakar ve kürtaj karşıtı üç Yüksek Mahkeme yargıcı atamıştı.

ABD Yüksek Mahkemesi’nin toplamda 9 yargıcı var. Anayasaya göre bu 9 yargıç ölene dek veya kendi istekleri doğrultusunda emekli olana kadar görevde kalıyor. Bir kişinin yargıç seçilmesi için hukuk fakültesi mezunu olma zorunluluğu yok, fakat teamül gereği hepsi hukuk mezunu. Yargıç seçilmek için ABD başkanı tarafından aday gösterilmek ve detaylı Senato sorgu süreçlerinin ardından Senato onayı almak yeterli. Bu seçim süreci nedeniyle yargıç atama tamamen politik. Yargıçlar mahkemeye, ABD halkını ikiye bölen; liberaller ve muhafazakarlar olarak ayıran kürtaj, eşcinsel evlilik, dini özgürlükler gibi konulardaki düşünceleri ve geçmiş tutumları doğrultusunda atanıyor.

Senato ve başkanlık makamı Demokratlardaysa kürtajı destekleyen, eşcinsel hakları konusunda ılımlı liberal bir yargıç mahkemeye atanırken, bu makamlar Cumhuriyetçilerdeyse tamamen aksi düşüncede olan, federal hükümetin bu tür konularda yetkili olmamasını savunan muhafazakar yargıçlar atanıyor. Bu iki makam farklı partilerdeyse iki partinin mecburen uzlaşması gerekiyor. Fakat Trump döneminde Senato ve başkanlık makamı dört sene boyunca Cumhuriyetçilerde olduğu için Trump en az 40 sene mahkemede görev yapacak oldukça genç ve çok muhafazakar üç yargıcı mahkemeye atadı, böylece önümüzdeki bütün Kongre ve başkanlık seçimlerini kaybetseler dahi Cumhuriyetçilerin ABD’yi Yüksek Mahkeme kararlarıyla yönetebilecekleri, Demokratların atadığı yargıçlar ve ılımlı muhafazakar yargıçlar aracılığıyla elde edilen birçok hak kazanımının tehlikeye gireceği bir döneme kapı araladı.

Trump’ın atamalarıyla 6 muhafazakar yargıcın çoğunluğu elde ettiği Yüksek Mahkeme, öncelikle kürtaj hakkını iptal etti. Önümüzdeki günlerde Cumhuriyetçilerin stratejik yasalarıyla ve dava süreçleriyle eşcinsel evlilik gibi birçok hukuki kurumu geçersiz kılabilecek kararlara imza atma potansiyeline sahip Yüksek Mahkeme, büyük ihtimalle kalabalık ve yoğun gösterilerin hedefinde olacak.

Demokratlar ne yapamadı?

ResimABD’de Temsilciler Meclisi, Senato ve Başkanlık makamları Demokratların elinde olmasına rağmen, kürtajın federal bir hak olarak korunmasından vazgeçilmesi kararının yayımlanmasından itibaren en az 13 eyalette kürtaj işlemi yasak hale gelecek. Birçok kadın kürtajın serbest olduğu eyaletlere gitmek zorunda kalacak, yoksul kadınlar ise kürtaj için desteğe ihtiyaç duyacak.

Demokratlar Yüksek Mahkeme’nin bu tür bir karar verebileceğini tahmin ediyordu. Fakat Biden, Demokratları ikna edip kürtajı federal bir hak olarak düzenleyen bir yasa tasarısını Kongre’ye sunmayı başaramadı veya 40 senatörün yasama sürecini engellemesine imkan tanıyan filibuster engelini aşıp Yüksek Mahkeme yapısını güncelleyen, kürtaj hakkının engellenmesinin önüne geçen bir yasanın geçmesini sağlayan bir reform paketi öneremedi. Kısacası Demokratlar seçimi kazanmalarına rağmen göz göre göre en çok savundukları insan haklarından biri olan kürtaj hakkının iptal edilmesini engelleyemedi, Trump döneminin sonuçlarından birinin Biden döneminde hayata geçmesine bir nevi göz yummak zorunda kaldı.

Bu Demokratların ilk hatası değildi. Demokratlar 2014’te de liberal feminist yargıç Ginsburg’ın ısrarı nedeniyle büyük bir hataya imza atmıştı. Yüksek Mahkeme’nin en yaşlı yargıcı olan liberal Ruth Bader Ginsburg, 2014 yılında 80 yaşını aştığı ve o esnada hem Senato hem Başkanlık makamı Demokratlarda olduğu için emekli olma baskılarına maruz kalmıştı. Ginsburg, 2016 seçimlerinde Hillary Clinton’ın kazanacağına inandığı ve sağlığına güvendiği için emekli olmayacağını açıkladı, Barack Obama’nın çağrısını reddetti. Trump seçilince büyük bir şok yaşadı ve geçirdiği kanser hastalığına, yoğun bakımda yatmasına rağmen görevden ayrılmadı, her gün spor yaparak hayata tutundu. Fakat bütün çabalarına rağmen Ginsburg, 2020 seçimlerine az bir süre kala hayatını kaybetti ve sadece 1-2 ay sonra hem başkanlığı hem Senatoyu kaybedecek olan Cumhuriyetçiler, vefat eden liberal bir yargıcın yerine 50 yaşlarında genç muhafazakâr bir kadın yargıcı atadı. Ginsburg’ın koltuğuna atanan muhafazakar genç kadın yargıç Barrett da kürtaj konusunda muhafazakar yargıçlarla beraber hareket etti ve kürtaj hakkının iptal edilmesini savundu. Gerekçesi, kürtaj yaptıramayan kadınların çocuklarını doğurup evlatlık verebilme imkanına sahip olmasıydı.

Sorumlu kim: Hillary Clinton mı?

ResimYüksek Mahkeme’nin karar taslağının sızdırıldığı saatlerde New York Metropolitan Müzesi’nde şehrin en görkemli törenlerinden biri olan Met Gala düzenleniyordu. Elon Musk’tan Kim Kardashian’a birçok ünlü konuk kırmızı halıdaydı. Davetin en dikkat çeken konuklarından biri ise Hillary Clinton’dı. Clinton geceye kendisine ilham veren ünlü Amerikan kadınlarının isminin işlendiği kırmızı bir elbiseyle katılmıştı. 2016’da Clinton ABD başkanı seçilseydi hem ABD’nin ilk kadın başkanı olacak hem de 2016-2020 arasında emeklilik ve ölüm gibi sebeplerden ötürü boşalan üç Yüksek Mahkeme yargıçlığı konumuna kürtaj hakkını savunan yargıçlar atanacaktı.

Kararın açıklanmasının ardından hem Hillary Clinton’a, hem de 2016 seçimlerinde yüzde 2-3 civarında oy alan, Putin’in davetlerinin önemli konuklarından, Clinton’ın oylarını böldüğü ve Trump’a seçim zaferi getirdiği için eleştirilen Yeşiller Partisi başkan adayı Jill Stein’e yönelik ciddi bir tepki oluştu. Sol kanada yakın isimler 2016’da Trump’ın, Clinton gibi merkez bir siyasetçinin aday olması nedeniyle; merkez kanada yakın isimler ise Stein gibi solcu bir ismin oyları bölmesi nedeniyle seçildiğini ve üç muhafazakar yargıç atadığını, böylece kürtaj hakkının iptal edildiğini belirterek öfkelerini dile getirdi.

Hiçbiri seçim sonuçları doğrultusunda mahkeme kararlarının değişmesine, temel hak ve insan hakları rejiminin baştan yazılmasına tepki göstermiyordu, çünkü 2016’da bir televizyon yıldızını başkan olarak seçen, 2020’de Kongresi sıradan halk tarafından basılan ABD’de hukuk ve insan hakları siyasi kutuplaşmanın bir parçası haline çoktan dönüşmüş, yıllardır devam eden iç savaşın bir mevzii olmuştu.