Macaristan’da 12 Nisan 2026 parlamento seçimi yaklaşırken, ülkenin “sarsılmaz” görünen Başbakanı Viktor Orbán için rüzgâr tersine dönmüş gibi. Karşısında bu kez dağınık bir yapı değil, bizzat eski iktidar çevrelerinden kopup gelen genç ve karizmatik bir muhalefet lideri, yani Peter Magyar var. Peter Magyar, Viktor Orbán kabinesinin eski adalet bakanı Judit Varga’nın eski eşi. 2010 yılında iktidara gelen Viktor Orbán, adım adım kişisel bir güç alanı inşa etti. Rejimle özdeşleşti. Basın, sermaye ve sivil toplum üzerinde kurduğu ağır baskı, rejimin karakteri haline geldi. Ancak Magyar’la Orbán arasındaki rekabet sertleşirken, anketler iktidar için ciddi alarm zilleri çalıyor.
Reuters’ın aktardığı Zavecz Research/Telex ölçümünde (19-24 Ocak) “kararlı seçmen”de Peter Magyar’ın partisi Tisza %49, Orbán’ın Fidesz’i %39 seviyesinde. Benzer şekilde Publicus Institute/Nepszava anketi de (21-24 Ocak) Tisza’yı %48, Fidesz’i %40 gösteriyor. Öte yandan, Nézöpont Institute gibi hükümet yanlısı kurumların anketlerinde, Orban’ın Fidesz’i önde görünüyor. Devlet kurumlarıyla bağlantılı bir çocuk istismarı davasında yaşanan “af skandalı” ve örtbas girişimleri, halkta “bardağı taşıran son damla” etkisi yaptı. Muhalefet lideri Peter Magyar’ın öncülük ettiği ve on binlerin katıldığı protestolar, bu öfkenin sokağa yansımasıydı. Orbán, toplumsal tepki karşısında üslubunu değiştirmek zorunda kaldı. Seçim öncesinde takındığı bu “uzlaşmacı” rol, iktidarda kalabilmek için mecburi bir manevra gibi duruyor.
Macaristan’da hayat pahalılığı ve enflasyon can yakarken, ülkede hayatın tadını çıkarabilen yegâne kitleyi turistler ve expatlar oluşturuyor. Köşeye sıkışan Orbán ise ilginç bir ironiyle; yolsuzlukla mücadele, donmuş AB fonlarını geri getirme ve bizzat kendisinin bozduğu kurumları “normalleştirme” vaadine sarılıyor. Gerilim hattını büyüten bir başka cephe de teknolojik manipülasyonlar: Peter Magyar, Ekim 2025’te yayılan ve kendisine aitmiş gibi gösterilerek “emekli maaşlarını keseceği” yalanını yayan yapay zeka üretimi video nedeniyle suç duyurusunda bulunacağını açıkladı. Aslında Macaristan’ın tarihsel kodlarında güçlü bir itiraz kültürü saklıdır. 1956 Macar Devrimi bunun en somut örneğidir. Sovyet tanklarına ve dayatmacı politikalara karşı 23 Ekim-10 Kasım 1956 arasında sergilenen direniş, bir halkın otoriteyi reddedişinin simgesidir.
Bugün Orbán, Avrupa Birliği’ni SSCB’ye benzeterek kendini “özgürlük savaşçısı” gibi konumlandırmaya çalışsa da AB ile yaşadığı sürtüşmelerde pek de özgürlükleri temsil eden tarafta görülmüyor. Orbán, “AB’nin başkenti Brüksel’in, Macaristan’a karşı, Moskova’nın Sovyet egemenliği dönemini hatırlatan yöntemler kullandığını” düşünüyor. Viktor Orbán, bir “hık deyiciler” topluluğuyla kendi yankı odasında iktidarını sürdürmeye çabalıyor. Macaristan halkı, bu yankıyı bozmaya mı hazırlanıyor? Orbán’ın kırsal kesimdeki gücünü, elindeki devlet/medya imkanlarını ve dış politika bağlantılarını düşününce, Macaristan’da bir iktidar değişiminin o kadar da kolay olmayacağı aşikâr.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.