Soğuk ve yağmurlu bir Ankara sabahı heyecanla Meclis’in tarihi kapısından içeri girdim. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 51 üyesi de salonda yerlerini almıştı. Bir o kadar gazeteci de tarihi olaya tanıklık etmek amacıyla oradaydı. Kürt meselesi Türkiye’nin meselesi. Çözüm yeri de Meclis. Raporun Meclis’te grubu bulunan partilerin tamamının desteğini alması tarihi bir olay. Raporun içindeki ifadeler önemli. Daha önemlisi en zıt görüşteki partilerin, ortak bir metin yazabilecek bir noktaya gelmiş olmaları. Belki şöyle demek daha doğru olabilir: Partiler yüzlerini topluma döndüklerinde, toplum onları çoğulculuk, hak, hukuk, adalet gibi temel konularda çıtayı yükseltmeye zorluyor.
HER ŞEYİN BİR BAŞLANGICI VARDIR
Uygulamada beklenen adımların atılmadığı bir gerçek. Ancak her şeyin bir başlangıcı vardır. Bahçeli, bu çıkışı yaptığı dönemde ortada hiçbir şey yoktu. Bugün tartışılan konu Öcalan ve umut hakkı noktasına kadar genişledi. Bu rapor benim görüşüme göre toplumun belli bir noktaya gelmiş olmasının ürünüdür. Örneğin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ve Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının eksiksiz uygulanması talebi önemli. Şiddet içermeyen düşünce açıklamalarının terör suçu sayılmaması Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nda düzenleme yapılması önerileri temel ihlal noktalarına işaret ediyor. Ayrıca belediye başkanlarının yerine idarenin kayyum ataması yetkisi kaldırılıyor. Bu yetki yerel belediye meclislerine devrediliyor. Her çözüm önerisinin ardından “öneriliyor”, “bekleniyor” gibi ifadeler kullanılması bazı kesimlerde şüphelere neden olsa da şurası bir gerçek, bu önerileri yapanlar zaten kanunu çıkaracak olan Meclis’in ezici çoğunluğu.
Raporun dikkat çektiği, yapılmasını gerekli gördüğü meseleler, bir başka gözle bakıldığı zaman Türkiye’nin önünü açacak kadar önemli ve radikal. Özgürlük ve adalet konusunda tıkanan temel engellerin hemen hepsine çözüm önerileri getiriyor, göndermede bulunuyor. Meclis’in çalışıyor olması, konuya Meclis’in el atması, partilerin çözüme destek çıkabilmeleri için elverişli bir zemin yarattı. Sürecin şeffaf yürümesi, fazla hamasete de imkan vermiyor. Hatta bir ölçüde tarafların kendi duruşundan farklı çözümlere de imkan tanımalarını sağlayabiliyor. Neticeten Sayın Numan Kurtuluş başta olmak üzere siyasi parti liderleri ve Meclis çok zor bir eşiği aşarak bu raporu ortaya çıkardılar. Gördük ki Kürt meselesi yalnızca Kürtlerin meselesi değil. Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi yurttaşlarının hak ve hukukunu koruması meselesidir. Çoğulcu çok sesli bir toplum olma meselesidir. Kürt meselesi bir Türkiye meselesidir. Kardeşlik ve eşit vatandaşlık hukukunun kabulü meselesidir. Şimdi sıra uygulamada.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.