Anasayfa / Öne Çıkanlar / Türkiye’yi kadınlar yönetseydi

Türkiye’yi kadınlar yönetseydi

Kadınlar yönetimde olsalardı, geçen yıl Türkiye’de 294 kadın erkekler tarafından öldürülmezdi. 297 kadın da şüpheli ölümlere terk edilmezdi. Bir başka önemli veri daha var: 2025 verilerine göre öldürülen kadınların yüzde 61’i evlerinde öldürüldü. Ayrıca 203 kadın aile içindeki erkekler tarafından öldürüldü. Bu tablo, ev içi erkek şiddetinin ne kadar büyük bir kriz olduğunu gösteriyor.

Aslında “Dünyayı kadınlar yönetseydi?” diye de sorabilirdik. Kadınlar yönetimde olsalardı, geçen yıl Türkiye’de 294 kadın erkekler tarafından öldürülmezdi. 297 kadın da şüpheli ölümlere terk edilmezdi. Bir başka önemli veri daha var: 2025 verilerine göre öldürülen kadınların yüzde 61’i evlerinde öldürüldü. Ayrıca 203 kadın aile içindeki erkekler tarafından öldürüldü. Bu tablo, ev içi erkek şiddetinin ne kadar büyük bir kriz olduğunu gösteriyor.

Yıllar önce, 1995’te, İsveç’e, İsveç Dışişleri Bakanlığı’nın davetiyle bir haftalık bir ziyaret yapmıştım. Beni davet ettiklerinde nasıl bir gezi programı istediğimi sormuşlardı. O yıllarda İsveç hükümetindeki bakanların yaklaşık yarısı kadındı. İsveç’in kadın özgürlüğü konusunda önemli mesafe almış ülkelerin başında geldiğini bildiğim için, “Ülkenizdeki kadın önderlerle konuşmak ve kadın meselesini irdelemek isterim” demiştim.

Çok verimli bir gezi oldu. Kadın özgürlüğü konusunda epey şey öğrendiğimi söyleyebilirim. Cumhuriyet gazetesinin o yıllardaki İsveç temsilcisi rahmetli Gürhan Uçkan’ın da katılımıyla, “kadınların İsveç’i”ni incelemeye ve bu tabloyu ülkemizle karşılaştırmaya başladım.Foto muhabiri Mustafa ile Stockholm sokaklarında dolaşırken bir pazar yerine geldik. Elinde pazar arabası olan, ak saçlı bir kadını gösterdi. “Bu kadın Ticaret Bakanı” dedi. Sonra Mustafa ile oradan ayrıldık ve Cinsiyet Eşitliği Bakanı Marita Ulvskog’un randevusuna gittik. Bakanlık binasından içeri girdik. “Ne için geldiniz?” diye sordular. “Bakanı ziyarete geldik” dedik.

“Bekleyin” dediler. Biraz sonra asansör açıldı. Bir kadın, “Buyurun” dedi. Biz de asansöre bindik. Üçüncü kata gelince indik. “Biz bakana gelmiştik” dedik. Kadın, “Bakan benim” dedi. O arada ne içeceğimizi sordu, kahve yaptı. Ben bunun üzerine, “Evde de kahveyi siz mi yapıyorsunuz?” diye sordum. “Hayır” dedi, “Ben bakan olduğum için eşim işyerinde izinli sayılıyor ve çocuklara evde o bakıyor.” Marita Ulvskog’un bakanlıktaki temel faaliyetlerinden biri; çalışan sayısı belli bir sayının üstünde olan iş yerlerinde kadın-erkek eşitliği konusunda inceleme ve değerlendirme yapmak, gerekirse uyarıda bulunarak düzeltmeler sağlamaktı. Başka ülkelerde en küçük bürokratın bile nasıl afra tafrayla hareket ettiğini biliyoruz.

Kadınların etkili olduğu İsveç’te hem bu klasik bürokratik kültür hem de erkek egemen kültür, daha bundan 30 yıl önce bile, önemli ölçüde geriletilmiş durumdaydı. Marita Ulvskog, bize, eşitlikten sorumlu bakan olarak, “Eşitlikle ilgili daha çok meselemiz olduğunu düşünüyorum. Kadınların aynı iş için daha düşük ücret aldıklarını biliyor musunuz?” demişti. İsveç, kadınların iktidardaki gücüyle demokrasinin gelişmişlik derecesinin birebir ilişkili olduğunu bize gösteren bir örnek. Dünyanın tüm gelişmiş ülkelerinde, kadınların etkisini görürüz. Kadın olmadan demokrasi olmaz. Bu gerçeği aklımızın bir köşesinde bulundurmamızda yarar var.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın