11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü

19 Aralık 2011’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda alınan bir kararla, her 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü olarak kutlanıyor. Kız çocuklarının karşılaştığı toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin vurgulandığı kutlamaların Türkiye’deki önemli aktörlerinden biri Aydın Doğan Vakfı.

Türkiye’de Dünya Kız Çocukları Günü 2015 yılından itibaren Aydın Doğan Vakfı önderliğinde Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Nüfus fonu (UNFPA), UNICEF Konferansı’yla kutlanıyor. Konferansın bu yılki teması “Dijital Çağda Kız Çocuklarının Liderliği” oldu.

Dünya Kız Çocukları Günü kız çocuklarının karşılaştığı sorunların ele alınması, kız çocuklarının güçlendirilmesi ve sahip oldukları insan haklarının teşvik edilmesi amacıyla kutlanıyor. Birleşmiş Milletler, toplumsal adalete ve eşit katılıma ulaşmada toplumsal cinsiyet eşitliğinin,  kadınların ve kız çocuklarının haklarını güvence altına almanın ayrılmaz bir parçası olduğunu savunuyor. Dolayısıyla, sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşmada 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü önemli bir rol oynuyor.

Bu yılki konferansın açılış konuşmasını yapan Aydın Doğan Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Vekili Vuslat Doğan Sabancı özellikle dijital eşitsizlik üzerinde durdu. Kız çocuklarının hâlâ bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında yeteri kadar temsil edilmediğini belirten Vuslat Doğan Sabancı, dünya genelinde internet kullanımında %17’lik bir cinsiyet farkı olduğunu vurguladı. Cinsiyetler arası internet kullanım farkının eğitim, sağlık ve finansal katılım gibi hizmetlere erişimini şimdiden zora soktuğunu, dijitalleşme arttıkça bu hizmetlere ulaşmanın kadınlar ve genç kızlar için çok daha zor hale geleceğini ifade etti.

UNICEF Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Afshan Khan da cinsiyetler arası dijital eşitsizliğe ve çevrimiçi şiddete vurgu yaptı ve bazı istatistikler verdi. Khan’ın belirttiğine göre dünya genelinde kadınların erkeklere oranla akıllı telefona erişim ihtimali %26 daha az, kadınların %85’i çevrimiçi şiddete maruz kalıyor ve Z kuşağının %34’ü çevrimiçi şiddetle mücadele etmek zorunda kalıyor. Çevrimiçi şiddetin bitmesi için bu şiddet türünün de fiziksel şiddet gibi suç kapsamında olması gerektiğini belirten Khan, tüm dinleyicileri kız çocuklarının refahı için birlikte çalışmaya davet etti.

Konferansın ilk oturumunda Gazeteci Afşin Yurdakul moderatörlüğünde kız çocuklarının ve kadınların liderliği alanındaki öncülerle sohbet edildi. Konuşmacılar bilimsel ve teknolojik bir dönüşümün eşiğinde olduğumuz günümüzde kadınların ve kız çocuklarının bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında eğitimlerinin desteklenmesinin ve kız çocuklarının dijital okuryazarlığının artırılarak güvenli internete erişimlerinin sağlanmasının çok önemli olduğunu belirttiler. Oturumun akılda kalan cümlelerinden biri Hanzade Doğan’ın “Hiç kimsenin kızsın diye daha az şey başarırsın fikrini size aşılamasına izin vermeyin” cümlesi oldu.

Konferansın ilk paneli gazeteci Şirin Payzın moderatörlüğünde UNFPA Türkiye Temsilcisi Hassan Mohtashami’nin açılış konuşmasıyla başladı. Panelistler dijital çağda kız çocuklarının güçlenmesinde fırsatları ve zorlukları değerlendirdi. London School of Economics profesörlerinden sosyal psikolog Sonia Livingstone kız çocuklarının kendilerini ifade etme konusunda dijital dünyayı bir fırsat olarak gördüğünü, teknoloji konusunda heyecanlı olduğunu ve kız çocuklarının dijitale erişim engelleri kaldırılır ve güvenli internete erişimleri sağlanırsa çevrimiçi araçları kullanma konusunda oldukça hevesli olduklarını belirtti. Panelistler pandemiyle birlikte kız çocuklarına yönelik siber şiddet vakalarında artış olduğunu ancak siber şiddeti farklı yaşlardan, mesleklerden, toplumlardan gelen kadınların farklı deneyimlediğini, bu sebeple şiddeti filtreli olarak gördüğümüzü ifade ettiler.

İlayda Işık “Sosyal medyada şiddeti filtreli olarak görüyoruz çünkü ilgi alanlarımız olan içerikleri algoritmalar aracılığıyla daha çok görüyoruz. Benim ‘keşfet’ime düşenle 15 yaşındaki bir kız çocuğunun ‘keşfet’ine düşen aynı değil, dolayısıyla benim maruz kaldığım şiddetle onun maruz kaldığı şiddet aynı değil” dedi.

Selin Özünaldım, siber şiddeti bitirmek için özel şirketlerin, sivil toplumun, devletin ve yargı yapıcılarının birlikte çalışması gerektiğini ifade etti. Sosyal medya platformlarının kritik bir role sahip olduğunu ve bu platformlarda gerçekleşen şiddete karşı önlemler ve yaptırımlar uygulanması gerektiğini belirtti.

Panelistler sosyal medyayı kız çocuklarının haklarını savunmaya ve siber şiddeti sonlandırmaya yönelik bir fırsat olarak gördüklerini, sosyal medya aktivizmiyle çok kişiye ulaşılabileceğini aktardılar.

Konferansın ikinci paneli Gazeteci Afşin Yurdakul moderatörlüğünde BM Kadın Birimi Türkiye Ülke Direktörü Asya Varbanova’nın açılış konuşmasıyla başladı. Ayşegül İldeniz, teknolojinin yaygınlaştırıcı ve eşitleyici bir rolünün olduğunu ve dolayısıyla dijitalde çalışmanın kadınlar için biçilmiş kaftan olduğunu belirtti, yaşanan dijital dönüşümle birlikte gelecekte sosyal becerilerin ve duygusal zekânın ön plana çıkacağını, dolayısıyla bilişim sektörünün kadınlar için avantajlı hale geleceğini aktardı.

Peki bugün bilişim sektöründe durum ne? Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi Buse Tolunay, bilişim sektöründe erkek egemen bir tutum olduğunu ve bazen kendini bu sektöre ait hissetmediğini söyledi. Bu durumun gelecekte bu sektörlerde yer alacak kız çocukları için değişmesi gerektiğine vurgu yaptı. Panelistler dijital alanın kız çocukları için eşitlikçi hale getirilmesinin önemini vurgularken, gençlerin liderlik ettiği güvenli dijital mecralar kurmanın önemli olduğu belirtildi.

Konferans, programın sunuculuğunu yapan haber sunucusu Özge Uzun’un “Her bir mesajın geleceğe umut olmasını, kızlarımızın liderlik yolunda güçlenmesini diliyorum” mesajıyla ve Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar mottosuyla sonlandı.

Önceki İçerik‘Kahrolsun yetmez ama evet’çilerin dünkü ve bugünkü YAE’leri
Sonraki İçerikLübnan renk festivali bu yıl ‘renksiz’di: “Bizi beyaz temsil ediyor, siyasi partisiz yeni hayatın rengi…”