Akşener, EMASYA planının ihya edilmesini istedi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Muğla'nın Bodrum ilçesinde orman yangınında zarar gören bölgeleri ve köyleri ziyaret etti. Akşener, askerlerin eski yangınlarda olduğu gibi afet bölgelerinde görülmemesi tartışmalarına değinirken, bunun nedeninin EMASYA protokolünün yürürlükten kaldırılması olduğunu öne sürdü ve geri getirilmesini istedi.

Akşener, EMASYA protokolünün neden yeniden yürürlüğe konması gerektiğini açıklarken şöyle konuştu:  

“Eski İçişleri Bakanı olarak şunu söyleyeyim. EMASYA diye bir tebligat, yönerge vardı. Emniyet, asayiş, yangın ve afet üzerineydi. Bu program, bu yönerge kaldırıldı. Askerler için de devlet görevlileri için de bir plan, programdı bu. Eğitilirlerdi. Yangın ve afet için eğitilirlerdi. Bir yangında Mehmetçik ne yapacak o eğitimde verilirdi. Ki ben 1999 depremini ailesiyle yaşamış bir siyasetçiyim. Bilinirdi. Şimdi ilk iş o kaldırıldı. O EMASYA planının tekrar yerine koyulmasında fayda var.”

EMASYA planı neydi, neden kaldırılmıştı?

1999’da, Korgeneral Çetin Doğan ile İçişleri Bakanlığı Müsteşarı arasında imzalanmış bir protokol olan EMASYA (Emniyet-Asayiş-Yardımlaşma) kamuoyunda uzun bir süre fark edilmedi. Protokolün yürürlükte olduğunu ve içeriğini ilk fark eden gazetecilerden biri olan Ali Bayramoğlu’na göre, EMASYA’nın, bugün Meral Akşener’in işaret ettiği yönünün yanı sıra o dönemdeki askeri vesayeti tahkim eden bir başka yönü daha vardı. Bayramoğlu, eski yazılarından birinde şöyle anlatmıştı EMASYA’nın bu iki yönünü:

“EMASYA (Emniyet-Asayiş-Yardımlaşma) 5442 sayılı İller İdaresi Kanunu’nda yer alan, valilerin ihtiyaç duydukları anlarda askeri birlikleri iç güvenlikte kullanabileceklerine dair ve bunun nasıl uygulanacağına yönelik bir protokoldü. Protokolden, bu yasa hükmüne göre, vali askeri ne zaman, nasıl göreve çağırır, asker görev aldığında güvenlik güçleri komutası kime ait olur, koordinasyon nasıl sağlanır, hangi askeri birlikler görev almak üzere hazır bekler, görev ne zaman biter, gibi sorulara yanıt vermesi ve bunları düzenlemesi beklenirdi. Ayrıca 5442 sayılı kanunun bu hükmü (olağanüstü hal ve sıkıyönetim rejimi dışında) askerin iç güvenlikte kullanılmasına imkân veren yegane yasal çerçeveyi oluşturduğu oranda, bu tür düzenleme anlaşılabilir bir durumdu.”

Fakat Bayramoğlu’na göre, meselenin askeri vesayeti tahkim eden bir yönü daha vardı:

“Nitekim sorun EMASYA Protokolünün olması değildi. Sorun, EMASYA Protokolü’nün yasanın üzerine çıkan, askeri vesayet düzenini derinleştiren, askerin iç güvenlik alanında hakimiyet kurmasını hedefleyen bir mantıkla hazırlanmasıydı.

“Protokol demokratik kuralları, askerin sivil otoriteye tabi olma kuralını ters yüz ediyordu. Kimi hükümleri askere gerekli gördüğü durumda validen talimat almadan toplumsal olaylara el koyma yetkisi veriyordu. Kimi hükümleri ise, önleyici tedbir olarak, garnizonlarda daimi güvenlik merkezlerinin kurulmasını, bu merkezlerin istihbarat ve değerlendirme birimleri olmasını öngörüyordu. Askerin direktif almadan hareket etmesinin, denetim dışı kalmasının, emniyeti ikame etmesinin, dahası topluma yönelik takip ve fişleme yapmasının önü açılıyordu.”

EMASYA Protokolü ve Planlarının tam metni 2005’te Şemdinli iddianamesinde yer aldı. 2010’da Balyoz davasında seminer tutanaklarında zikredildi. 2010’da hükümet tarafından yürürlükten kaldırıldı.