Altılı masadan dikkat çeken dış politika eleştirileri: Üçlü mutabakat İsveç ve Finlandiya’yı bağlamıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsveç ve Finlandiya ile imzalanan üçlü mutabakatı “diplomatik zafer” olarak tanımlaması altılı masanın beşinci toplantısında tüm ayrıntılarıyla ele alındı. Masada, üçlü mutabakatta İsveç ve Finlandiya’yı bağlayıcı hiçbir hükmün olmadığının halka daha açık olarak anlatılması kararı alındı. Altılı masa, İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye’nin istediği terör suçlularını iade etmemesi durumunda bunun sorumlusunun Cumhurbaşkanı Erdoğan olacağında hemfikir.

Türkiye’nin, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine karşı çıkışını geri çektiği Madrid’deki NATO zirvesi, altılı masanın beşinci liderler buluşmasının öne çıkan gündem maddelerinden biri oldu.

Altı muhalefet lideri de İsveç ve Finlandiya’yla üçlü bir mutabakat imzalayan ve bu mutabakatla Türkiye’ye terörle mücadelesinde tam destek verileceğini ilan eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “halkı yanlış bilgilendirdiği”nden ve ABD Başkanı Joe Biden’la kurduğu temasa güvenerek Türkiye-ABD ilişkilerinde iyileşme varmış algısı yarattığından yakındı.

Türkiye’nin iddia ettiğinin aksine PYD/YPG ile ‘FETÖ’nün İsveç ve Finlandiya ile imzalanan üçlü mutabakat metninde terör örgütü olarak açıkça tanımlanmadığı, İsveç ve Finlandiya’nın bu örgütlerle mücadele konusunda Türkiye’ye karşı herhangi bir taahhütte bulunmadığı tespitinde birleşen muhalefet liderleri, dış politikadaki yanlışların halka daha çok anlatılmasını kararlaştırdı.

Bu karar liderlerin ortak açıklamasına Madrid zirvesine yapılan açık gönderme ile yansıtıldı:

“Türk dış politikasında son yıllarda kişisel ve tepkisel tercihlere bağlı olarak yaşanan savrulma, hedefsizlik ve vizyonsuzluğun son örneği, NATO’nun Madrid Zirvesi’nde görülmüştür. Türkiye’nin haklı taleplerini somut güvencelere bağlamayan üçlü mutabakat metni, bir iç siyaset malzemesi olarak kullanılması dışında herhangi bir değer taşımamaktadır. Dış politikayı şahsi menfaatlere göre değil, milli menfaatlere göre yöneteceğiz. Türkiye’yi itibarı sarsılan değil; sözü dinlenen, saygın ve bölgesinin en güçlü ülkesi yapacağız.”

NATO’nun genişlemesine evet

İsveç ve Finlandiya’nın üyeliklerinin NATO üyesi ülkelerin parlamentolarından gelecek onaylarla gerçekleşeceği dikkate alındığında Türkiye parlamentosundaki onay sürecinde hükümet ile muhalefetin nasıl tavır takınacağı merak ediliyor.

Hükümet, İsveç ile Finlandiya’nın üçlü mutabakatla Türkiye’ye verilen sözleri tutmadığı durumda iki ülkenin NATO üyeliğine doğrudan onay verilmeyeceği tezini savunarak İsveç ve Finlandiya ile pazarlığın sürdüğü mesajını veriyor.

Altılı masada muhalefetin İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğine karşı parlamentoda nasıl tavır takınacağı doğrudan değerlendirilmese de, masayı bilgilendiren parti kurmayları muhalefetin tavrının NATO’nun genişlemesinden yana olacağı, İsveç ve Finlandiya’ya karşı bir engel çıkartılmayacağı mesajı veriyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun dış politika başdanışmanı emekli büyükelçi Ünal Çeviköz, Türk hükümetinin Madrid’deki hatasının ikili sorunları çok taraflı örgütlerin içinde çözmeye çalışmak olduğunu dile getiriyor:

“İkili meselelerinizi çok taraflı örgütlerin içinde çözmeye çalıştığınız zaman, o zaman karşınıza bütün o çok taraflı örgütün üyelerini tek başınıza karşınıza almış olursunuz ve yapılan müzakerelerde de karşılıklı birtakım tavizleri çok ciddi bir şekilde görüşmek zorunda kalırsınız. Nitekim bu belgeden çıkan sonuç da benim gördüğüm kadarıyla böyle oldu. Eğer Türkiye bu terör örgütlerine karşı İsveç’in ve Finlandiya’nın göstermiş oldukları tutumları doğrudan doğruya bu ülkelerle ikili düzeyde ele almış olsaydı, belki çok daha kuvvetli bir sonuç elde edebilirdi.”

“Üçlü mutabakat bağlayıcı değil”

DEVA Partisi Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Koordinatörü emekli büyükelçi Abdurrahman Bilgiç de, Türkiye’nin üçlü mutabakattan ötürü bir sorun yaşaması durumunda sorumlunun İsveç ve Finlandiya olmayacağına işaret ediyor:

“İsveç ve Finlandiya mutabakatta sadece PKK’yı terör örgütü olarak tanıdığını söylüyor. PYD/YPG ya da FETÖ için aynı ifade mutabakat metninde yok. İsveç ve Finlandiya, bu mutabakata dayanarak Türkiye’nin istediği terör suçlularını iade etmek zorunda değil. Çünkü ortada bir taahhüt yok.”

Sadece CHP ve DEVA cephesinde değil İyi Parti, Demokrat Parti ve Saadet Partisi’nde de yapılan değerlendirmeler aynı:

“Eğer Türkiye’nin istediği terör suçlularını İsveç ve Finlandiya iade etmezse bunun sorumlusu hiçbir taahhüt hükmü bulunmayan üçlü mutabakata imza atan Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Üçlü mutabakat bağlayıcı değil. Bu mutabakatı diplomatik zafer ilan etmek Türk halkının hakkının dış dünyada savunulmadığını kabul etmektir.”

Çavuşoğlu: “Taahhüt ettiler”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise muhalefetin bu eleştirilerini reddediyor. NTV yayınına katılan Çavuşoğlu, “İsveç ve Finlandiya terörizmle mücadelede Türkiye ile tam işbirliğini taahhüt etti. Metne terör ve ambargo konuları girince imzaladık. PKK, NATO’nun da, AB’nin de terör listesinde. İlk defa YPG/PYD bir NATO belgesinde yer aldı. Diğer NATO ülkelerinin de İsveç ve Finlandiya ile imzaladığımız mutabakat metnine katılmasını sağlayacağız” diye konuştu.