Amsterdamlı kadınlardan Türkiyeli hemcinslerine: “Burada yalnız ve birlikte duruyoruz”

Amsterdam’da kadınlar 10 Nisan Cumartesi günü, Amsterdam'daki Dam Meydanı'na, öldürüldüğü için ayakkabı giyemeyen Türkiyeli kadınlar için “Yetmiş kırmızı topuklu ayakkabı” yerleştirildi.

Sanatçı Vahit Tuna, 2018 yılında, Türkiye’de o yıl öldürülen 440 kadını temsilen 440 çift kadın ayakkabısından oluşan “İsimsiz” adlı bir sergi açmıştı. Amsterdamlı kadınlar o sergiden esinlenerek, kadın cinayetlerine dikkat çekmek amacıyla Türkiye’de bu yıl öldürülen 70 kadını temsilen Dam Meydanı’na 70 kırmızı kadın ayakkabısı yerleştirildi.

Yetmiş kırmızı topuklu: 1 Ocak 2021 ile bugün arasında öldürüldüğü için artık ayakkabı giyemeyen her Türkiyeli kadın için birer tane. Yazar ve radyo sunucusu Yeşim Candan, Cumartesi öğleden sonra Dam Meydanı’ndaki protesto eyleminin arkasındaki fikrin bu olduğunu söylüyor.

“Bir noktada beş aylık hamile olan on altı yaşındaki bir kızdan bir mesaj geldi. Kocası tarafından on altı kez karnından bıçaklandı ve öldü. Sonra düşündüm: bu normal değil, bu nereye gidiyor?”

Yeşim Candan, şarkıcı ve yazar Stella Bergsma ile birlikte Dam Meydanı’nda, kadın cinayetlerine dikkat çekmeye işte böyle karar vermişler.

Türkiye, bu yılın Mart ayında, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını yayınladı. Muhafazakâr politikacılar bir süredir sözleşmeyi eleştiriyorlardı ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerde İstanbul Sözleşmesi saldırı altındaydı.

Sözleşmeyi onaylamayan 11 ülkeden biri olan Polonya’da, Adalet Bakanı Zbigniew Ziobro’nun 27 Temmuz’da resmen çekilme sürecine girileceğini ilan etmesi üzerine, ülke çapında on binlerce kadın sokağa çıkarak kararı protesto etmişti. 30 Mart’ta Polonya Parlamentosu’nda ikinci turda verilen 400 oyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme yasa teklifi reddedilmişti.

Hollanda’da her 8 ila 10 günde bir kadın cinayeti gerçekleşiyor. Failler çoğunlukla kadınların ilişki kurduğu erkekler. Yeşim Candan, “Pandemi bunu daha da kötüleştirdi, çünkü kadınlar evde oturmak zorunda kaldıklarında yardım istemekte zorlanıyorlar. Bu nedenle, Hollanda dahil tüm dünyadaki duruma dikkat çekmek istiyoruz” diyor.

Pandemi nedeniyle Amsterdam Belediyesi eyleme 35 kişinin katılmasına izin verdi. Yazar Nazmiye Oral “Ben birim ve yetmişim” diye başlayan bir şiir kaleme aldı, şiiri gazeteci Sinan Can okudu.

“Biz bir ve milyarlarcayız. Burada yalnız ve birlikte duruyoruz.”

Eylemin örgütleyicilerinden Candan, özellikle Türkiye’deki kadınların kendilerini desteklenmiş hissetmelerini istiyor: “Umarım bu tür protestolar tüm dünyayı takip eder.”

Sosyal medyada #rodehakken #redshoes #redheels #👠 tag’lerinde kadınlar şiir ile birlikte kırmızı ayakkabıları ve kadın cinayetlerine karşı mesajlarını paylaşıyorlar.

Sosyal medya hesaplarından tepki gösteren kadınlar her yıl dünya çapında yaklaşık 180 bin kadının (eski) partneri veya aile üyeleri tarafından öldürüldüğüne dikkat çekiyor.

Kaynak: Het Parool

Çeviri: Ekmek ve Gül.

https://ekmekvegul.net/sinirlarin-otesi/dam-meydaninda-kadin-cinayetlerini-protesto-eden-70-kirmizi-topuklu

Fotoğraf: @ShirinMusa Twitter hesabı.

İlk “Kırmızı Pabuçlar” Eylemi

2009’da Meksika’nın -ABD, Teksas eyaleti sınırında- Ciuadad Juárez şehrinde bir sanat okulunda öğretmenlik yapan Elina Chauvet, telefon direklerinde, panolarda, duvarlarda karşısına çıkan kayıp kadın ilanlarını fark ediyor.

Resmi makamların kadın cinayetlerini umursamadığını bilen Elina Chauvet, Zapatos Rojos (Kırmızı Pabuçlar) isimli projesini hayata geçiriyor. Her bir çift ayakkabının kayıp bir kadını, kırmızı rengin cinayeti işaret ettiği ilk yerleştirme Ciuadad Juárez sokaklarında yapılıyor. Otuz üç çift pabuçla başlayan eylem önce Meksika içinde daha sonra dünyanın farklı şehirlerine yayılıyor. Zamansız fotoğraflar kadın cinayetleriyle ilgili haberlerde kullanılıyor. Aradan geçen on iki yılın ardından Elina Chauvet’in başlattığı “Kırmızı Pabuçlar” eylemi elden ele tüm dünyayı dolaşacak gibi görünüyor.

foto-de-luis-brito

 

Elina Cahuvet. Fotoğraf: Luis Brito

Önceki İçerikŞükrü Erbaş: Öfkem hiç geçmeyecek
Sonraki İçerik“Merdivenleri çıkarken Özal bana ‘Başbakan sen olacaksın’ dedi”