ANALİZ – Çok şey söyleyen bir hukuk kronolojisi

Kimi olaylar birbirinden kopuk gibi görünür, fakat kronolojik bir sırayla peşpeşe dizildiklerinde, ortaya muhtelif yorumlara açık bir dizi senaryo çıkar. Bize anlamlı gelen bu senaryolar, senaryodaki aktörlerin şu ya da bu nedenle “susmaları” durumunda gözümüze daha “gerçekçi” görünür; Sezgin Baran Korkmaz’ın iki aya sığan a) başının hukukla belaya girmesi, b) sonra hukukun ‘yok bi şey’ demesi, c) ardından ‘pardon suçluymuşsun, gel bakalım’da karar kılması kronolojisinde olduğu gibi…

30 Eylül 2020: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Sezgin Baran Korkmaz’ın da (SBK) aralarında olduğu 14 kişinin malvarlıklarına el konulmasını talep etti. 10. Sulh Ceza Hâkimliği talebi yerinde gördü. Hemen ardından Korkmaz hakkında yurt dışına çıkış yasağı çıkarıldı.

17 Ekim 2020: İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hasan Yılmaz’ın bu görevi sona erdi; Yılmaz, Adalet Bakan yardımcılığına getirildi.

5 Kasım: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 30 Eylül’deki talebini ‘düzeltti’; Sezgin Baran Korkmaz’ın malvarlıklarına el koyma kararının düşürülmesini, şirketlerinin banka hesapları üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasını talep etti.

6 Kasım: İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine SBK hakkındaki tedbir kararını kaldırdı. Kararın, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçlar Araştırma Kurulu’nun (MASAK) bir gün önceki “suç bulunamadı” raporu üzerine alındığı belirtildi.

8 Kasım: MASAK’ın doğrudan kendisine bağlı olduğu Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak istifa etti.

27 Kasım: Bütün bu gelmeli gitmeli süreç işlerken İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıolan İrfan Fidan Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından Yargıtay üyeliğine seçildi.

4 Aralık (Sedat Peker’in iddiası): SBK İçişleri Bakanlığı’na davet edildi, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ona “kaç” dedi. (Peker, “o günün kamera kayıtları incelensin, SBK’nın Bakanlığa gittiği ve bir buçuk saat orada kaldığı görülecektir” demişti. Bakanlık, bu altın fırsatı değerlendiremedi; kamera kayıtları yayımlansa ve Peker’in doğruyu söylemediği gösterilebilse, öbür iddialarının inanılırlığına büyük bir darbe indirilebilirdi.)

5 Aralık: SBK yurtdışına gitti.

29 Aralık: MASAK’ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği raporda SBK dosyasında suç unsuruna rastlandığı belirtildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı aynı gün SBK’nın da aralarında olduğu 19 kişi hakkında gözaltı kararı aldı.  

7 Ocak 2021: Veyis Ateş SBK’yı aradı, SBK’nın hukuki durumunu düzeltebilecek bir ‘klik’le konuştuğunu, fakat bunun için 10 milyon Euro göndermesi gerektiğini söyledi.

23 Ocak 2021: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yargıtay’da yapılan seçimde en yüksek oyu alan İrfan Fidan’ı AYM üyeliğine atadı.

***

Kronolojimiz böyle, artık buradan kim nasıl bir senaryo üretirse…  

Yalnız, kronolojiye 9 Haziran’da ortaya çıkan çok önemli bir gelişmeyi ilave etmezsek olmaz, o da şu:

Bu tarihe kadar herkes, hepimiz ortada birbirini nakzeden iki MASAK raporu olduğunu sanıyorduk:

Birincisi: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 5 Kasım tarihli, “SBK dosyasında suç unsuru yokmuş; mal varlığına konulan tedbir ve yurtdışı yasağı kaldırılmalı” talebine dayanak teşkil eden MASAK raporu.

İkincisi: Yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, “SBK dosyasında suç unsuru varmış, mal varlığına tedbir konmalı, yurtdışı yasağı getirilmeli” talebine ve gözaltı kararlarına dayanak teşkil eden 29 Aralık tarihli MASAK raporu.

Biz, bu iki rapor nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın rutin bir işlemi yerine getirdiğini, birbiriyle çelişkili de olsa iki farklı MASAK raporu neyi gerektiriyorsa onu yaptığını düşünüyorduk.

Fakat 9 Haziran’da Hazine ve Maliye Bakanlığı bir açıklama yaparak iki farklı MASAK raporunun olmadığını, 5 Kasım’da (SBK’nın mal varlıklarına konulan tedbirin kaldırılmasına dayanak teşkil eden) olumlu bir raporlarının bulunmadığını söyledi. Yani MASAK sadece 29 Aralık’ta, SBK aleyhine sonuç doğuran raporu hazırlamıştı.

Bu durumda dev gibi iki soru çıkıyor karşımıza:

Birincisi: 5 Kasım tarihli bir MASAK raporu yoksa, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı mahkemeye hangi raporu sunmuştu? Herhangi bir rapor sunulmuş muydu?

İkincisi: SBK’nın “suçsuz” olduğunu söyleyen MASAK raporunun tarihi 5 Kasım. Kamuoyu o tarihten itibaren bu raporla ilgili birçok haber okudu, dinledi… Şimdi, 9 Haziran tarihli bakanlık açıklamasından öğreniyoruz ki meğer böyle bir rapor yokmuş!

MASAK neden o tarihte, olmadı sonraki aylar içinde ortaya çıkıp “biz böyle bir rapor yazmadık” demedi? Neden yedi ay boyunca sustu?

Şimdi senaryolarınızı yazabilirsiniz.

Önceki İçerikİkizdereli protestocu köylüye ‘THKP-C, TKP-ML propagandası’ndan gözaltı
Sonraki İçerikANALİZ | Yalım Eralp: “Azerbaycan için de Afganistan için de Meclis kararı gerekir”