ANALİZ – Açığa alınan kaymakamlar ve Soylu hadisesi: Ne oldu?

Başlıktaki sorunun cevabını biliyoruz sanmayın: ‘FETÖ’ şüphesiyle açığa alınan 58 kaymakam ve bir iddiaya göre sırasını bekleyen 400 kaymakam hadisesinde gerçekte “ne olduğunu” söyleyecek kimse yok henüz. Bu da zaten iddialar, ithamlar, ikazlar ve imalar arasında yürümeyi göze alıp gerçeğin hiç olmazsa bir bölümüne ulaşmaya çabalayanlar için bir yardımcı malzeme yazısı.

Hikâyenin en ‘flaş’ kısmından başlayalım; çünkü hikâyenin “bu mesele göründüğünden farklı bir mesele galiba” dedirten kısmı orası.

“Flaş’, önceki gün Serbestiyet’te okuduğunuz şu başlıktı: “Soylu’dan gazetecilere: ‘Esas sizi açığa almak lazım.’”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu dilinin kemiği olmayan bir siyasetçi ama gazetecileri, toplu olarak bu şekilde paylaması yine de şaşırtıcıydı. Gazeteciler, Soylu’yu çok kızdıran bir şey yapmış olmalıydı.

Serbestiyet’in haberi buna dairdi zaten. Hatırlayalım:

“İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ‘FETÖ’ şüphesiyle haklarında idari tedbir kararı uygulanarak açığa alınan 58 mülki idare amirinin durumu hakkında öğlen saatlerinde 106. dönem kaymakamlık kursu kura töreninde kameralar karşısına geçti. Fakat Soylu’nun konuşması A Haber, CNN Türk ve TRT Haber gibi kanallar tarafından ‘FETÖ ile ilişkilendirme iddiaları tamamen yalandır’ sözleriyle haberleştirildi.

“Sözlerinin bu şekilde haberleştirilmesine sinirlenen Soylu, kameralar karşısına bir kez daha geçerek şu ifadeleri kullandı:

“[Gazetecilere] Esas sizi açığa almak lazım, açık söyleyeyim. Bu cümlelerden onu nasıl çıkartıyorsunuz hala anlayabilmiş değilim. (…) “Tekrar ediyorum: Kaymakamları açığa almışız ama esas sizi açığa almak lazım. Çok net. Kimin tasarrufuysa ona söylüyorum.”

İzaha muhtaç bir gazetecilik

Gerçekten de Soylu’nun açığa alınan kaymakamlarla ilgili olarak birkaç günlük bir suskunluktan sonra yaptığı açıklamanın, onun ağzından “FETÖ ile ilişkilendirme iddiaları tamamen yalandır” diye verilmesi izaha muhtaç bir gazetecilikti… 

Soylu, 106. dönem kaymakamlık kursu kura töreninde yaptığı konuşmasına “4 Eylül’de 58 mülki idare amiri FETÖ soruşturmaları çerçevesinde açığa alındı. Bunların 31’i kaymakam, 17’si vali yardımcısı, 9’u hukuk müşaviri, 1 tanesi de mülkiye müfettişiydi” cümlesiyle başlamıştı; yani açığa almaların ‘FETÖ’ soruşturması bağlamında olduğunu net bir biçimde söylemişti.

Peki televizyonlarda Soylu’nun sözleri olarak verilen “FETÖ ile ilişkilendirme iddiaları tamamen yalandır” ibaresi nereden çıkmıştı?

Burada iki ihtimal var: Kasıt ya da kusur.

Kusur ihtimali: Soylu, evet, konuşmasına “4 Eylül’de 58 mülki idare amiri FETÖ soruşturmaları çerçevesinde açığa alındı” gibi net bir ifadeyle başlamıştı ama, hemen devamında, ortalıkta dolaşan bir söylentiye cevap verirken şöyle demişti:

“Gerek ana akım medyada gerekse sosyal medyada bazı mahfiller yaşanan bu gelişmeyi yeni atanan kaymakamların içerisinde FETÖ’cülerin tespit edildiği ve nedamet getiren FETÖ’cülerin tekrar atandığı şeklinde bir süredir gündemde tuttukları saçma iddialarına dayanak yapmaya çalıştılar.”

İyiniyetli bir yorumla şöyle denebilir: Bir hız mesleği olan televizyonculukta olabilir böyle hatalar. Konuşmayı aceleyle dinleyen ya da önündeki metni aceleyle okuyan bir editör, ayrıntıları atlayarak bu ifadelerden “kaymakamların içerisinde FETÖ’cülerin tespit edildiği doğru değildir” gibi bir anlam çıkartıp haberin altına “Soylu: FETÖ ile ilişkilendirme iddiaları tamamen yalandır” diye yazmış olabilir.

Oysa Soylu’nun sözleri sakince okunduğunda, son günlerdeki “saçma iddiaların”, bu kaymakamların a) Süleyman Soylu döneminde atanan “yeni” kaymakamlar olduğu, b) nedamet getiren FETÖ’cülerin tekrar atandığı iddiaları olduğu anlaşılıyor.

Kasıt ihtimali: Doğrusu, birkaç gündür ortalıkta böyle söylentilerin dolaştığını bilen televizyoncuların, üstelik de bakan Soylu’dan beklenen açıklamanın bir türlü gelmediği koşullarda, nihayet gelen açıklamayı çok dikkatli değerlendirmeleri makul bir beklenti olurdu.

Böyle bakıldığında, Bakan Soylu’nun sözlerinin bilerek “büküldüğü” elbette bir ihtimal olarak duruyor.

Yani kimse dile getirmese de ortada şöyle bir soru var: Birileri bu son soruşturmada İçişleri Bakanı’nın elini zayıflatacak bir ‘imkân’ gördü de oraya mı çalışılıyor?

İçişleri Bakanı’nın, ortaya çıkan şeyi hata olarak mı kasıt olarak mı yorumladığını bilmiyoruz. Fakat öfkesinin dozu, pekâlâ kasıttan şüphelendiğine dair bir karine olarak düşünülebilir.

Bakanın sessizliği, Ankara’nın sessizliği

Gazeteci Tolga Şardan’ın dün (11 Eylül) T24’te kaleme aldığı imalarla dolu yazısı da bu soruşturma bağlamında İçişleri Bakanı Soylu’nun bazı sıkıntılarının olabileceğini gösteriyor.

Şardan, öncelikle olayın patladığı günle Soylu’nun ilk açıklamasını yaptığı gün arasındaki boşluğa dikkat çekiyor:

“Kendi görev alanı kapsamında ülkede yaşanan her türlü olaya ve gelişmeye anında açıklama yapabilen İçişleri Bakanlığı yönetiminin, kaymakamlara görevden el çektirilmesi konusunda sessizliğe bürünmesi dikkatlerden kaçmadı. Bakanlık, kamuoyuna hiçbir bilgilendirme yapmadı.

“Bakan Soylu ise, aradan dört gün geçtikten sonra konuşmayı tercih etti. Bu süreç için ‘yokluk’ algısı yaratılmak isteniyor sanki.”

‘FETÖ’ yargılamalarını yakından izlediği bilinen Tolga Şardan yazısında daha sonra vali, vali yardımcıları ve kaymakamlarla ilgili olarak sürdürülen soruşturmaların ilk başladığı 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonraki günlere uzanıp, bu soruşturmaları yürüten savcıların daha sonra nasıl tenzil-i rütbe uygulamalarıyla karşılaştığını ve söz konusu valiler, vali yardımcıları ve kaymakamlar olunca işlerin bir türlü hız kazanmadığını anlatıyor.

İmaların yazılarında önemli bir yer tuttuğu Şardan bu son yazısında aslında yine bir “soruşturmayı engelleme girişimi”nden mi söz ediyor, aradaki suskunluğu bu soruşturmaların özel durumlarına mı bağlıyor, onu tam olarak anlamak mümkün değil. En iyisi okuyup siz karar verin buna:

https://t24.com.tr/yazarlar/tolga-sardan-buyutec/feto-cu-kaymakam-sorusturmasinin-perde-arkasinda-ne-var,27964

Önceki İçerikMoody’s, Türkiye’nin kredi notunu 2002 seviyesinin altına düşürdü
Sonraki İçerikMoria yangını sonrası mülteciler perişan, AB 400 sahipsiz çocuğu kabule hazırlanıyor