ANALİZ – Varlığı ‘yok’ mertebesindeki aşının ‘etkililiğini’ tartışmak…

Brezilya’daki sağlık otoritesi dün (12 Ocak), Türkiye’de de kullanılacak Çin aşısının koruyuculuğunu yüzde 50,4 olarak ilan etti, oysa SB Bilim Kurulu yüzde 91 demişti. Aslında ‘etkililik’ tartışması çok da anlamlı değil, çünkü bir şeyin etkililiğinin tartışılması ancak o şeyin varlığı koşullarında anlamlı; bizim ise sadece 1 milyon 500 bin kişiye yetecek kadar aşımız var.

“Bilim Kurulu toplantısının görüntülü kayıtlarında çok kalabalık bir odada, bakan ve herkesin maskesiz, burun buruna muhabbet ettiğini görüyoruz. Korkmuyorlar mı? Hayır. Neden? Çünkü Biontech aşısı oldular.”

“Türkiye’ye getirilen 25.000 doz Biontech aşısının RTE ve yandaşlarına yapıldığını söylemiş ve söylediğime ‘yalan’ diyorlarsa RTE’den bizzat kan alarak antikor bakmaya hazır olduğumu belirtmiştim. Çok geçmedi, kokusu çıktı. Çobanlara Biontech, koyunlara Çin aşısı…”

BioNTech aşısını üreten şirketin CEO’su Uğur Şahin’in Türkiye’ye 25 bin doz aşının gönderildiğini açıklamasından sonra ortaya dökülen iddialardan biri, Prof. Serdar Savaş’ın tweet’lerine böyle yansımıştı.

İddiaları yalanlayan çıkmadı ve bu soru, son dönemin ‘taze’ aşı sorularının arasında yerini aldı. Fakat asıl sorular Cumhurbaşkanı’nın “Perşembe ya da Cuma” başlayacağını söylediği Türkiye aşı kampanyasında kullanılacak Çin aşısı CoronaVac’la ilgili.

Soruların anası: Çin aşıları neden 3 milyon adette takılıp kaldı?

Çin aşısı CoronaVac’ın etkililiği üzerine yürüyen tartışmalar, Türkiye’nin elindeki aşı stoğuyla birlikte mütalaa edilince anlamsızlaşıyor. Çünkü bir şeyin faydası, etkililiği vb üzerine yürüyen bir tartışmanın anlamlı olabilmesi için o şeyin varlığının tartışma konusu olmaması gerekir. Oysa aşılama kampanyasında kullanılacak aşıdan elde sadece 3 milyon doz var ve bu da sadece bir buçuk milyon kişiye yetiyor.

Bu tabloya bakıp da “kampanya başlıyor, yaşasın” diye sevinmek pek makul görünmüyor. Yine de oraya odaklanmamız ve sevinmemiz isteniyor belli ki, aksi takdirde şu sorular öne çıkacak:

Nerede bu aşılar? Neden bir türlü gelmiyor? Elli milyon doz için anlaşma imzalandığı söylenmişti, imzalandıysa neden gelmiyor? Birçok ülke anlaşmalarını yaptı, gerekli stokları oluşturdu ve aşılamaya başladı, Türkiye neden bu kadar geç kaldı? Sağlık Bakanlığı ne olduğuna dair neden bir açıklama yapmıyor?

Yine de öbür sorulara bakarsak…

Yine de, olmayan ya da varlığıyla yokluğu arasında pek fark olmayan aşının etkililiğine dair sorulara bakarsak…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aşı takviminin birinci gününü açıklamasından birkaç saat sonra Brezilya’dan gelen bir haber, can sıkıcı bir soru bıraktı ortaya. Üçüncü faz araştırmasını Türkiye’dekinin 7-8 kat fazla gönüllüye dayandıran Brezilya’da ‘bizim’ aşımız CoronaVac (ki Brezilyalıların da aşısı) Dünya Sağlık Örgütü’nün etkililik alt sınırını sadece 0,4’lük bir farkla aşabilmişti: Yüzde 50,4.

Soru işareti üreten bir başka nokta, Türkiye’deki üçüncü faz denemelerinin 18-59 yaş aralığında sürdürülmüş olmasına karşılık ilk aşıların 60 yaş üstüne yapılacak olması…

Bazı Bilim Kurulu üyeleri, Brezilya’da 60 yaş üstünün de çalışmalara katıldığını ve 60 yaş üstü için özel bir sorun bildirilmediğinden hareketle 60 yaş üstünü kampanyaya katmanın sakıncasının olmadığını söylüyor. Fakat işte: Brezilyalılara güveneceksek onların yüzde 50,4 rakamına da itibar etmemiz gerekmez mi?

İşin en tuhaf tarafı ise şurada: Türkiye, Brezilya, Endonezya Çin aşısı hakkında farklı farklı rakamlar açıklarken ve bu durum bir sürü tartışmayı tetiklerken, aşıyı üreten Çinli şirket ölüm sessizliği içinde. Neden? Evladınız dört bir koldan dayak yiyor ve sizin kılınız kıpırdamıyor.

Tuhaf değil mi?

Önceki İçerikÇıkmaz demeyin, şansınızı deneyin
Sonraki İçerikTahta kızakta tatsız istifham