Anasayfa / Gündem / Anayasa Hukukçusu Aslan’dan mutlak butlan kararına itiraz: “Hukuk dersleri veriyorum, bu gerekçelendirmeden bir şey anlamadım”

Anayasa Hukukçusu Aslan’dan mutlak butlan kararına itiraz: “Hukuk dersleri veriyorum, bu gerekçelendirmeden bir şey anlamadım”

Dr. Volkan Aslan: “Yüksek Seçim Kurulu derhal toplanarak asliye hukuk mahkemesinin görevsiz olduğuna ilişkin bir karar almalı, söz konusu hukuksuzluğa dur demelidir.”

İstanbul Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku hocalarından Dr. Volkan Aslan, mutlak butlan kararını yorumladı:

“CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultayının mutlak butlan nedeni ile iptali kararı açıkça hukuka aykırıdır.

Siyasi parti kongrelerindeki seçimlere ilişkin özel düzenleme olduğu, bu kongrelerdeki seçimlerin iptaline asliye hukuk mahkemeleri tarafından karar verilemeyeceği birçok vesileyle dile getirilmişti.

Özetle: Siyasi Partiler Kanunu’nun (SPK) 21. maddesi gayet açıktır. Bu madde kurultay ve diğer kongre seçimlerine yapılacak itirazların ne şekilde yapılacağını düzenlemektedir. Konu SPK’da özel olarak düzenlendiğinden Türk Medeni Kanunu’ndaki dernek genel kurulunun iptaline ilişkin düzenleme siyasi parti kongrelerinde yapılan seçimler için uygulanamaz. Dolayısıyla kurultaya ve il kongresine karşı hukuk mahkemesinde açılmış davanın görevsizlik sebebiyle reddi gerekmektedir.

Öte yandan kurultayın ve il kongresinin iptal talebinin gerekçeleri olarak sunulan iddialarla ilgili ceza soruşturması ve kovuşturması süreci de kurultay ve kongrelerdeki seçimler üzerinde herhangi bir etkiye yol açamaz. Olur da ceza yargılaması sonucunda yönetimde yer almayı engelleyecek bir mahkûmiyet kararı verilir ve bu karar kesinleşirse, söz konusu karar o andan itibaren aleyhine hüküm verilen kişiler için bir sonuç doğurur.

Kararın gerekçesinin en başında fahiş bir hata ile başlanıyor ve mutlak butlanla hükümsüzlük hukuki sebebine dayanılarak açılan iptal davalarında genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna ulaşılıyor. Oysa bu konu SPK, m. 21’de özel olarak düzenlenmiş olup yukarıda da belirttiğim üzere konu SPK’da özel olarak düzenlendiğinden Türk Medeni Kanunu’ndaki dernek genel kurulunun iptaline ilişkin düzenleme siyasi parti kongrelerinde yapılan seçimler için uygulanamaz.

Kararın devamında derdest bazı ceza davaları ile hukuk davalarına atıf yapılarak sanki bu davalara sebebiyet veren iddialar kanıtlanmış ve ceza davaları mahkumiyetle sonuçlanıp kesinleşmişcesine CHP kurultayı ve il kongresinin mutlak butlan sebebiyle yapıldığı tarihten itibaren iptaline karar verilmiş.

Diğer bir deyişle çeşitli düzenlemeler sayılıp halihazırda devam eden yargılamalara dayanılarak mutlak butlan kararı verilmiş.

Hukuk Fakültesinde yıllardır anayasa hukuku ve seçim hukuku dersleri veren bir öğretim üyesi olarak ben bu gerekçelendirmeden bir şey anlamadım.

Atıf yapılan ceza davalarına bakıldığında, suç olarak “2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununa aykırılık” gösterilmekte; sevk maddesi olarak da SPK, m. 112 ile TCK, m. 53/1, 37/1 gösterilmektedir. “Oylamaya hile karıştırılması” başlıklı SPK, m. 112 uyarınca, “Önseçimler ile siyasi parti kongrelerinin seçimleri ve kararları için yapılan oylamalarla, her kademedeki her çeşit parti görevlileri ve yedeklerinin seçimi için yapılan oylamalara ve bu oylamaların sayım ve dökümüne hile karıştıranlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.”

Belirtmek gerekir ki belirli yönde oy vermelerini sağlamak amacıyla delegelere baskı kurulduğu, delegelere oy karşılığı para, ev ve arabalar verildiği, bazı delegelere iş imkânı sağlama sözü verilerek seçim sonucunun değiştirildiği gibi iddialar gerçek olsa dahi bu fiiller SPK, m. 112’de düzenlenen suçun oluşumuna sebebiyet vermez. Nitekim bu maddede “oylamalara ve bu oylamaların sayım ve dökümüne hile karıştırmaktan” bahsedilmektedir. İddia edilen fiiller oylamalara yahut sayım ve döküme hile karıştırma niteliğinde değildir.

Gerçekleştiği iddia edilen fiiller daha ziyade 298 sayılı Kanun’da düzenlenen “haksız oy temini” suçunun unsuru olarak düzenlenen fiillere benzemektedir. Ancak 298 sayılı Kanun, haksız oy temini suçunu vatandaşların oy kullanabileceği milletvekili seçimleri veya mahalli idare seçimleri gibi seçimler için öngörmüştür. Bu suçun siyasi partilerin kurultay seçimleri için uygulanabilmesi her şeyden önce suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereğince mümkün değildir. Ancak iddianamede belirtildiği üzere oylamaya hile karıştırılması yahut mezkûr iddianameden bağımsız başka bir suçtan mahkûmiyet kararı verilse dahi bu mahkûmiyet kararı kurultay iptaline yol açamaz.

Şayet ceza yargılaması sonucunda bir mahkûmiyet çıkar ve mahkûmiyet kararı kesinleşirse, söz konusu mahkûmiyet kararı merkez organlarında yer alabilme koşullarının yitirilmesine yol açarsa, ancak bu durumda yeni bir kurultay gerçekleştirilerek merkez organlarının seçimlerinin yapılması mümkün hale gelebilir. Nitekim değinilen iddianamenin sevk maddesi içinde de gösterilen Türk Ceza Kanunu’nun “Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlıklı 53. maddesi uyarınca, kişi kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan yoksun bırakılabilmektedir. Bu sonucun gerçekleşebilmesi için mahkûmiyet kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi gerekmektedir.

İşte, böyle bir durum gerçekleşmesine rağmen kurultay toplanmaz ve merkez organlarda yer alma yeterliliği sona eren kişilerin yerine yenileri seçilmez ise seçim yargısı dışında yer alan mahkemelerin yetkisi gündeme gelebilir.

Diğer yandan CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan seçimli kurultayının mutlak butlan nedeni ile iptaline karar verildiğinden bu tarihten sonra yapılan tüm olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan tüm kararların iptaline, 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultaydan önceki duruma dönülmesine karar verilmesi de açıkça hukuka aykırıdır. Nitekim Kasım 2023 tarihli kurultaydan günümüze hem genel başkan çağrısıyla hem de delegelerin talebi ile birden fazla kurultay toplanmış ve organ seçimleri yapılmıştır.

CHP Parti Tüzüğü’nün 48. maddesi uyarınca,
“Genel Başkan; doğrudan ya da Parti Meclisinin kararı ya da kurultay üye tamsayısının beşte birinin (1/5) on beş (15) günlük süre içinde noterden onaylı imzaları ile yaptıkları başvuru üzerine olağanüstü kurultayı toplantıya çağırır.”

Bilindiği üzere kurultay doğal ve seçilmiş üyelerden oluşur. Doğal üyeler Genel Başkan, Parti Meclisi üyeleri, TBMM’nin partili üyeleri ve partili bakanlar, Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı ve üyeleridir. Seçilmiş üyeler ise il kongrelerinde o ilin TBMM üye sayısının iki katı olarak seçilen kurultay delegeleridir. CHP’nin kasım ayında gerçekleştirdiği kurultayın iptali ve sonrasında gerçekleştirilen işlemlerin iptali kurultayın oluşumunu etkilemediğinden kurultay üyelerinin aldığı olağanüstü kurultay kararının etkilenmesi hukuken mümkün değildir.

Diğer bir deyişle CHP’nin Kasım 2023’te yapılan kurultayının mutlak butlan nedeni ile iptali yanlış bir karar olmasının yanı sıra bu tarihten sonra yapılan tüm olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan kararların iptali hukuken mümkün değildir.

Öte yandan tedbir kararıyla 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan genel başkanın, parti meclisi ve yüksek disiplin kurulu üyelerinin “karar kesinleşinceye kadar” tedbiren göreve iadelerine karar verilmesi de hukuken mümkün değildir. Göreve iade edilen genel başkanın doğrudan ya da parti meclisinin kararı ile yahut kurultay üye tamsayısının beşte birinin (1/5) on beş (15) günlük süre içinde noterden onaylı imzaları ile yaptıkları başvuru üzerine olağanüstü kurultay toplantıya çağrılabilir.

Diğer bir deyişle asliye hukuk mahkemesi tedbir kararı olarak kendi kararı kesinleşinceye kadar eski yönetimin göreve iadesine karar veremez. Eski yönetim göreve başlayıp kurultay kararı almasa bile delegeler kurultay kararı alabilir.

Aslında bu durum yine, asliye hukuk mahkemelerinin parti kongrelerindeki seçimlerle ilgili görevli olmamalarının mantıksal sonucudur.

Ne yapılabilir: Kararda ihtiyati tedbir kararının, gereği için Yüksek Seçim Kuruluna, Ankara İl Seçim Kuruluna,
Çankaya 4. İlçe Seçim Kuruluna ve Ankara Valiliğine gönderilmesine de karar verilmiştir.

Yüksek Seçim Kurulu derhal toplanarak asliye hukuk mahkemesinin görevsiz olduğuna ilişkin bir karar almalı, söz konusu hukuksuzluğa dur demelidir.”

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın