Avukat Kazan’dan YSK’ya ‘seçim güvenliği’ çağrısı: “İmamoğlu dâvâsına itiraz edin, seçim güvenliği tehlikede”

Eski İstanbul Barosu Başkanı Turgut Kazan, bugün (11 Kasım) ikinci duruşması görülen İmamoğlu davasını Serbestiyet’e değerlendirdi. Kazan, İmamoğlu’nu siyasi yasağın eşiğine getiren “ahmak” sözünün muhatabının YSK üyeleri değil, İçişleri Bakanı Soylu olduğunun mahkeme tarafından da tescillendiğini söyledi. Bu aşamada YSK başkanı ile üyelerinin İmamoğlu davasına acilen itiraz etmesi gerektiğini belirten Kazan, “Aksi halde YSK’nın bağımsız olmadığını, seçimlerde taraf olduklarını ve seçim güvenliğini de kendi elleriyle tehlikeye attıklarını itiraf etmiş olacaklar” uyarısında bulundu.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Muharrem Akkaya’ya daha önce bir yazıyla başvurarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki şikâyetlerinden vazgeçmelerini isteyen eski İstanbul Barosu başkanı Turgut Kazan’a göre, 14 Aralık’a ertelenen İmamoğlu dâvâsında YSK’ya “ders niteliğinde” gelişmeler yaşandı.

Serbestiyet’e konuşan Kazan, duruşma hâkiminin YSK üyelerinin şikâyetine konu olan “ahmak” sözcüğü için “Bu sözlerin kime söylendiği belli. Bu dünyada bu (lafa bakarım laf mı diye adama bakarım adam mı) sözlerinin Süleyman Soylu’ya söylenmediğini söyleyen varsa buraya gelsin” dediğini, bunun YSK tarafından etraflıca değerlendirmesi gerektiğini söyledi.  

Kazan, YSK başkanı ile üyelerinin hukukun gereğini yerine getirip derhal İmamoğlu dâvâsına itiraz etmeleri, kendilerine dönük bir hakaretin söz konusu olmadığını kamuoyuyla paylaşmaları gerektiğini söyledi:

“Duruşma yargıcı sözün muhatabının İçişleri Bakanı Soylu olduğunu açıkça söylüyor. İmamoğlu’na dönük yargılamanın neden yapıldığı sorusu ayan beyan ortadadır. Davayı sürdürmenin de bir anlamı kalmadı. YSK Başkanı ile üyelerinin –İmamoğlu bizi kastetmiyormuş- diye derhal itiraz etmeleri gerekir.”

YSK başkanı ile üyelerinin harekete geçmemesi durumunda YSK’nın ülkede seçim güvenliği kalmadığını itiraf etmiş olacağını anlatan Kazan, niye böyle olacağını da şöyle dile getirdi:

“Seçim güvenliği YSK’nın eline emanet edilmiştir. Çok büyük bir kentin, İstanbul’un belediye başkanı seçim yasağı ile karşı karşıya kalacak bir suçlamanın içindedir. Bu suçlamanın iddianamesinde YSK başkanı ile üyeler mağdur gösteriliyor. YSK başkanının -gereğinin yapılması- isteğiyle yazılan yazının sonucu olarak İmamoğlu dâvâsı başlatılmıştır. Ülkede, seçim kurullarını oluşturan insanların da bir çeşit katkılarının olduğu bir seçim yasağı gelirse, artık YSK seçim güvenliğini sağlayamaz. Seçimin tarafı olamazlar ama oluyorlar bakın. İtiraz etmezlerse taraf oluyorlar.”

Seçilme hakkını kaybedecek

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2019 seçimlerinin ardından katıldığı Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde konuşmuş, “Sadece üç ayda, 13 bin oydan 806 bin oya çıkan bir farkla bedel ödeten bir halk var” demişti. Soylu birkaç gün sonra İmamoğlu’na “Avrupa Parlamentosu’na gidip Türkiye’yi şikâyet eden ahmağa söylüyorum, bunun bedelini bu millet sana ödetecek” diye seslenmiş, İmamoğlu da cevaben “31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır” demişti.

YSK Başkanı ve kurulun dört üyesi daha sonra kendilerine hakarette bulunduğu iddiasıyla İmamoğlu hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Suç duyurusu üzerine açılan dâvâda savcı İmamoğlu için 4 yıl bir aya kadar hapis ve siyasi yasak istiyor. İmamoğlu, davada iki yılın üzerinde bir ceza alırsa siyasi yasaklı hale gelecek ve cumhurbaşkanlığı seçimi ile genel seçimde aday olma hakkını kaybedecek.