Batıdan doğuya, kuzeyden güneye: Türkiye artık büyük bir eylem sahası

Enerji ve maden şirketlerinin Türkiye’nin en değerli doğal varlıkları olan orman, dere, göl ve meraları üzerinde inşa ettiği projeler tahammül sınırlarını zorlayan boyutlara ulaştı. Türkiye’de çevre mücadelesinin öncülüğünü artık köylüler yapıyor. Batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine Türkiye büyük bir eylem sahasına dönüşmüş durumda. Türkiye’nin dört bir tarafındaki köylerde taş ocağı, maden ocağı, jeotermal enerji santrali projelerine karşı süren direnişlerin bir dökümünü yaptık.

Yaklaşık 78 milyon hektar yüzölçümüne sahip Türkiye’nin orman varlığı Tarım ve Orman Bakanlığının verilerine göre 22 milyon hektar. Bir başka ifadeyle Türkiye’nin yüzde 29’u ormanlarla kaplı. Bu da Türkiye’ye zengin tür, habitat ve ekosistem çeşitliliği kazandırıyor.

Kaynak: Orman Genel Müdürlüğü.

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) 2021 raporuna yansıyan değerlendirmeler, Türkiye’nin bu muazzam zenginliği, üstelik çevreyle ilgili uluslar arası sözleşmelere kağıt üzerinde taraf olmasına rağmen koruma faaliyetlerini çok da hayata geçirmediği yönünde.  Rapor diyor ki, “Mevcut mevzuat ve kurumsal yapı ile ilişkili yetki çeşitliliği kurumlar arasında eşgüdümü zorlaştırmaktadır.  Korunan alanlarda sık yapılan statü değişiklikleri doğa ve insanın sürdürülebilir geleceği açısından risklidir. Korunan alanların madencilik, enerji gibi amaç dışı kullanımlara maruz kalması olumsuz sonuçlara yol açmaktadır.”  Raporda dikkat çekilen 3 maddeyi, Tarım Orman-İş Sendikası Başkanı Şükrü Durmuş’un geçtiğimiz nisan ayında Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamalarına bağlayalım: “AKP iktidarının son 8 yılında, ormanlık alanların 334 bin 35 hektarlık kısmı ‘kamu yararı’ gerekçe gösterilerek maden, enerji ve turizm gibi faaliyetler için özel teşebbüslerin kullanımına açıldı. Bugün ise ormancılık dışı amaçlar için kullanılan alanlar 739 bin hektara ulaştı. Çoğu 49 yıllığına kiralanan alanlar, uğradıkları tahribat sonrası orman olma özelliğini yitirdi. Orman Yasası AKP döneminde 40’a yakın değişikliğe uğradı.”

Kaynak: WWF-Türkiye 2021 Raporu

Türkiye’nin yukarıdaki haritada yer alan tüm doğal varlıkları son yıllarda eşi benzeri görülmemiş bir tehditle karşı karşıya. HES (Hidroelektrik Santral), JES (Jeotermal Enerji Santrali) ve termik santraller ile madencilik projeleri devlet eliyle verilen teşviklerle kontrolsüz bir şekilde artarak doğa ve canlı yaşamını tahrip ediyor. Tarım alanları, göller, nehirler, dağlar, ormanlar, meralar özel şirketlerin kâr hırsına teslim edilmiş durumda. Trakya taş ocaklarının, Karadeniz HES’lerin, Ege JES’lerin, İç ve Doğu Anadolu madenlerin işgali altında. Öyle ki Tarım ve Orman Bakanlığının verilerine göre son 15 yılda 124 bin hektar orman madenlere açıldı.  Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez bir soru önergesine verdiği yanıta göre Türkiye genelinde 133 altın madeni ruhsatı bulunuyor. Devlet Su İşleri’nin 2020 verilerine göre ise 714 adet HES var. Bunlardan 646’sı özel sektöre ait. Yine 35’i özel sektör olmak üzere 37 HES’in inşaatı devam ediyor. “2023’e kadar geliştirilecek potansiyel” başlığı altında 2000’i aşkın HES varlığı dikkat çekiyor. JES’lerin sayısına gelince… Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yayınlamış olduğu Aralık 2020 tarihli rapora göre Aydın’da 28, Manisa’da 17, Denizli’de 8 santral işler vaziyette. Ayrıca Aydın’da 11, Manisa’da 2, Denizli’de 7 tane daha santral kurulması planlanıyor.

HES, JES VE maden sahaları nasıl eylem sahası oldu?

Türkiye’nin hemen her yeri enerji ve maden projeleri ile taş ocaklarının neden olduğu çevresel felaketlerle karşı karşıya. Yenilenebilir enerji kaynakları olarak sunulsa da sürdürülebilir olmaktan uzak HES ve JES’ler, hem sayılarının çokluğu hem şirketlerin çevreyi korumak için taahhüt ettiği yükümlülükleri yerine getirmediği için kuruldukları yerlerde geri dönülmez tahribata yol açıyor. Zehirlenen nehir ve dereler, kirlenen ve azalan yeraltı suları, tarım cenneti kabul edilen ovalarda yetişirken zarar gören ürünler… Geçimini, aynı zamanda yaşam alanı olan bu yerlerden sağlayan yüzbinlerce insanın hayatı ve geleceği şirketlerin ipoteği altında. Plansız ve denetimsiz bir şekilde sayıları her yıl artarak faaliyet gösteren santraller ve maden şirketlerinin proje alanları artık halkın eylem sahasına dönüşmüş durumda. Ekolojik yıkıma karşı çıkıp il ya da bölge ya da belde ya da köy, mahalle ölçeğinde örgütlenen insanların kurdukları dernekler, inisiyatifler, platformlar yeni bir harita ortaya çıkıyor Türkiye’de, çevre için mücadele ve direniş haritası… Proje sahalarına karşı doğa ve yaşam alanlarını korumak için direnişe geçen, mücadele eden insanların, Türkiye’nin dört bir yanında devam eden eylemlerini derledik.  Ortaya, neredeyse Türkiye’nin tüm coğrafyalarını içine alan bir direniş haritası çıktı.

KIRKLARELİ / KAPAKLI KÖYÜ- TAŞ OCAĞI PROJESİ

Kırklareli’ne 20 kilometre uzaklıktaki, Istranca Ormanları’nın da bulunduğu Kapaklı Köyü uzun yıllardır taş ocaklarına karşı mücadele veriyor.  Köyde 5 ayrı firmaya ait 12 taş ocağı işletiliyor. Geçen yıl bir ocak işletmesi kapasite artışı isteyerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığına başvurdu. 144 bin 871 ağaç kesileceği ortaya çıktı. Kırklareli Kent Konseyi ve köylüler şirketin ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) toplantılarında itiraz ediyor, gelişmeleri yakından takip ederek projeleri protesto ediyor, taş ocaklarının bulunduğu alanlarda bir araya gelerek doğa, insan ve canlı yaşamını yok edecek girişimlere karşı seslerini yükseltiyor.

Kırklareli’nin Kapaklı köyü kadınları direnişte başı çekiyor.                                  Fotoğraf: Evrensel.

Kırklareli’de aynı nedenle örgütlenen bir diğer köy Evciler Köyü. Ormanlarına yapılmak istenen taş ocağına karşı köylüler 20 Mayıs’ta nöbete başladı. Köylüler iş makinesinin önüne geçerek kepçelerin çalışmasını da engelledi.

Kırklareli’nin Evciler köyü de eylem sahasına çevirdikleri taş ocağı proje sahasında nöbette Fotoğraf: Doğal Yaşamı Koruma Vakfı.

EDİRNE/MECİDİYE KÖYÜ- TAŞ OCAĞI PROJESİ

Mecidiye Köyü sahili                                                      Kaynak: kesan.gov.tr.

      İlk taş ocağının 70’li yıllarda ruhsatsız bir şekilde faaliyete geçtiği Mecidiye köyü, o yıllardan bu yana ocaklara maruz kaldı. Köylülerin uzun uğraşları, 90’lı yıllarda şirketleri ruhsat almaya zorladı ama bu kez “ruhsatlı” olarak arkası geldi. İptal davaları açılsa da şirketler devlet kurumlarını arkalarına alarak yeni ocaklar da kapasite artışları da yapmaya devam etti. Mecidiye köylüleri doğayla birlikte yaşam alanlarını koruma çabasını var gücüyle sürdürüyor.

Edirne Mecidiye Köyü sakinlerinin taş ocaklarına karşı mücadelesi kuşaktan kuşağa devam ediyor.

ÇANAKKALE/EVCİLER KÖYÜ- KAZDAĞLARI MERMER OCAĞI PROJESİ

Türkiye’de yıllardır altın madenine karşı en büyük çevre mücadelesine dönüşen Kazdağları, 350 bine yakın ağacı kestikten sonra bölgeyi terk etmek zorunda kalan Alamos Gold’un ardından bu kez mermer ocağı tehdidi altında. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nin geçtiğimiz gün duyurduğu yeni tehlikenin adı Nergis Mermercilik. Ruhsat alanı 81 hektar olan proje için mermer şirketi, ÇED mevzuatına takılmamak adına ÇED alanını 24,79 hektar olarak gösterdi. Projenin etki alanındaki çevresel özellikleri sıralayan şirket, “proje alanına 2.900 metre mesafede Kazdağları Milli Parkı ile 1.400 metre mesafede Ayazma Tabiat Parkı’nın bulunmasını” bile önemsemedi.

Kazdağlarında büyük bir kıyıma neden olan altın madeninin ardından mücadelelerini sürdüren bölge halkı, Mermer ocağı projesinin ortaya çıkmasıyla sosyal medya üzerinden projenin durdurulması için belediye ve bakanlığa çağrıda bulundu.

İZMİR/ORHANLI KÖYÜ- JES PROJESİ

İzmir’in Seferihisar ilçesinde binlerce yıllık zeytin ağaçlarının da olduğu Orhanlı köyünde Jeotermal Enerji Santrali (JES) kurulmasına karşı halk ayakta. Orhanlı Köyü, bir süredir jeotermal enerji santrali projelerinin tehdidi altında. Köyün neredeyse tamamına JES projeleri için dört farklı ruhsat izni verilmiş durumda. Sondaj çalışmaları başlamış olan bir JES projesine karşı geçtiğimiz aylarda dava açan köylüler, bu davaya ilişkin hukuki süreç devam ederken bir başka JES projesiyle daha karşı karşıya kaldı. Bu şirketlerden Kipaş Holding geçen hafta gece yarısı 20’den fazla zeytin ağacını keserek alandan kaçırmak istedi. Durumu fark eden köylüler Jandarmaya haber vererek ağaçların köyden götürülmesini engelledi. Asırlık zeytin ağaçlarının kesilmesini protesto eden Orhanlı halkı gece gündüz nöbette.

Fotoğraf: Orhanlı Köyü Derneği.

AYDIN/PAMUKÖREN KÖYÜ- JES PROJESİ

Aydın’ın Kuyucak İlçesine bağlı Pamukören köyünde, evlerin 200 metre yakınında kurulan son JES’e karşı mücadele iki yıldır sürüyor. Köylülerin açtığı davada mahkeme ÇED olumlu kararını iptal etti, ancak yürütmeyi durdurma kararı vermediği için işletme faaliyetine devam ediyor. Pamukören köyünde 8 tane jeotermal santrali bulunuyor. Köylüler kokudan duramadıklarını, sağlık sorunlarının arttığını, tarımda verimin düştüğünü belirterek JES’lere karşı eylemlerini sürdürüyor.

Fotoğraf: Pamukören Çevre ve Doğa İçin Mücadele.

BURSA/KİRAZLIYAYLA- MADEN PROJESİ

Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla köyünde Meyra Madencilik’in gerekli izinleri tamamlamadığı hâlde yapımına başladığı kurşun, çinko, bakır zenginleştirme tesisi ve atık barajı çalışmaları sürüyor. 345 hektarlık ruhsat alanına sahip maden şirketinin işletmesi İznik Gölü Uzun Mesafe Koruma bandında yer alıyor. Şirketin yer seçimi bile başlı başına bir risk. Çünkü Kirazlıyayla projesi hem deprem hem de heyelan bölgesinde konumlanıyor. Buna rağmen devam eden inşaat alanında geçtiğimiz günlerde yaşanan göçükte 2 kişi yaralandı.

Meyra Madencilik’in Kirazlıyayla ısrarı şimdiden ormanı bu hâle getirdi.

Madene karşı harekete geçen köylüler geçen yıldan bu yana,  şirketi koruyan jandarmanın ve şirkete ait iş makinelerinin kuşatması altında yaşıyor. “Bursa’nın en verimli ovalarından Yenişehir ovası Marmara’nın çöplüğü olmasın” diyen köylüler toprakları ve dereleri kirlenmesin, tarım arazileri yok olmasın istiyor. Köylülerin mücadelesine Yenişehir Çevre Platformu da destek veriyor.

Maden şirketinin kendisi kadar araçları da dar sokaklı Kirazlıyayla’da günlük yaşamı tehdit ediyor. Fotoğraf: Yenişehir Çevre Platformu.

BİLECİK/MURATDERE KÖYÜ- BAKIR MADENİ PROJESİ

Bilecik’in Bozüyük ilçesindeki Muratdere ormanlarında yapılması planlanan bakır madeni ocağına karşı Muratdere köylüleri 2017 yılından bu yana direniyor.

Kaynak: “Muratdere Köyüne Maden Ocağı İstemiyoruz” isimli facebook sayfası.

Üç yıl önce rafa kalkan proje, Bilecik İl Genel Meclisi’nde AKP ve MHP’li üyelerin oylarıyla kabul edilince şirket yeni bir ÇED sürecine başladı. Kurulacak tesisin genişletmeyle birlikte Muratdere köyüne sadece 1,5 km uzaklıkta olması köylülerin mücadelesini kaldığı yerden yeniden başladı. Muratdere köylüleri imza kampanyalarıyla, itiraz dilekçeleriyle projeye karşı durmaya devam ediyor.

Kaynak: Facebook.

ORDU /ÜNYE- ÜÇPINARKÖYÜ MADEN PROJESİ

TEMA Vakfı’nın hazırladığı raporla Ordu’daki orman alanlarının yüzde 65’inin madenlere ruhsatlı olduğunun ortaya çıkması, madenciliğin kamu yararını gözeten ekonomik faaliyet değil doğayla birlikte tüm yaşam alanlarını işgal eden mekanizmaya dönüştüğünün göstergesi. Öyle ki İngiliz- Türk ortaklı bir maden şirketi 5 yıldır faaliyette olduğu Fatsa ilçesinin ardından bu kez Üçpınar köyü merkezli Ünye ilçesinde maden çıkartmak için sondaj çalışmalarına başladı. Çalışmalara karşı geçtiğimiz yıldan bu yana direniş gösteren köylüler Üçpınar ve çevre köyler dayanışma platformu olarak çevre mücadelesini sürdürüyor. Topraklarını savunan Ünyelilerin “örgütsel faaliyetten” yargılandığı davanın 5 Temmuz’da görülen duruşması ertelendi.

Kaynak: “Ünye / Üçpınar Direnişi” facebook sayfası.

TOKAT/ERBAA- SİYANÜRLÜ ALTIN ARAMA PROJESİ

Tokat’ın Erbaa ilçesine bağlı Çerkezfındıcak ve Kozlu köyleri arasındaki Sakarat ve Boğalı Yaylaları’nın tescilli mera alanlarında Verusa Holding geçen yıl siyanürle altın arama faaliyetlerine başladı.

Tokat Erbaa’da altın arama faaliyetlerinin yürütüldüğü alan. Fotoğraf: Yeşil Erbaa Çevre Platformu.

20 bin dönümlük ruhsat alanında yürütülmesi planlanan çalışmalar başka bir riski de barındırıyor. Alan, birinci derece deprem bölgesi. Şirketin pervasızlığı öyle bir noktada ki Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporuna bile gerek görmüyor. Erbaa halkı, Yeşil Erbaa Çevre Platformu ve Çerkezfındıcak Köyü Çevre ve Doğa Koruma Derneği ile harekete geçti. Sosyal medyada imza kampanyaları açıldı. Bölge sakinlerinin mücadelesi karşılık buldu, Çevre Bakanlığından “ÇED gereklidir” kararı çıktı. Bir yıllık çaba kazanımla sonuçlansa da Erbaalılar altın arama faaliyetinin tamamen son bulması için mücadeleye devam ediyor.

Kaynak: Yeşil Erbaa Çevre Platformu.

NEVŞEHİR/KARABURÇ KÖYÜ – BAZALT OCAĞI PROJESİ

Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesi Karaburç köyünde başlayan ve SİT alanını de içine aldığı belirlenen maden ocağı projesine karşı köylülerin mücadelesi bir yıla yaklaşıyor. Köy halkı bilgilendirilmeden “ÇED gerekli değil” kararı verilen bazalt madeninin ruhsat alanında 2800 yıllık Hitit Kalesi de var.

Maden ocağına ait iş makinelerinin çalıştığı “ruhsatlı alan” buğday tarlalarının hemen yanında Fotoğraf: Karaburç Köyü Doğayı Koruma Geliştirme Platformu.

Bazalt taş ocağının çalışmalarının durdurulması için köylülerin oluşturduğu Karaburç Köyü Doğayı Koruma ve Geliştirme Platformu dava açtı, şirkete verilen “ÇED gerekli değildir” kararının iptalini istedi. Köylüler maden ocağının hem tarihi dokuyu hem tarım alanlarını hem de canlı türlerinin yaşam alanlarını tehdit ettiğini ifade ederek defalarca eylem yaptı.

Fotoğraf: Karaburç Köyü Doğayı Koruma Geliştirme Platformu.

Mücadele sonuç getirdi. Mahkeme geçtiğimiz günlerde “ÇED gerekli değildir” raporunun kabul edilmemesine ve ilgili firmanın maden sahasını acilen terk etmesine karar verdi.

MUĞLA/İKİZKÖY- AKBELEN ORMANI MADEN PROJESİ

Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de bulunan Akbelen Ormanı’nda termik santrale kömür sağlamak için 15 hektarı kamulaştırılan alanda yapılmak istenen ağaç kıyımına karşı köylüler aylardır direniyor. İkizköylüler yürütmeyi durdurma istemiyle dava açarken karar beklenmeden ağaç kesimi yapıldı. Bunun üzerine, kömür madeni açmak isteyen şirkete karşı İkizköylüler orman içinde nöbet tutmaya başladı. Şirketin beşinci denemesinde görevliler alana alınmadı. Yargı süreci devam ederken köy sakinleri orman içinde kurdukları çadırlarda gece gündüz nöbet tutuyor.

Kaynak: “İkizköy İnsanca Yaşam İçin Direniyor” twitter hesabı.

ANTALYA/GÜNDOĞMUŞ- ALARA ÇAYI HES PROJESİ

Antalya Gündoğmuş’da, Torosların zirvesi Akdağ ve Geyik dağlarında Uçansu Şelalesi’nin kaynağını da oluşturan Alara Çayı üzerinde 8 HES projesi bulunuyor. Üstelik 5 Haziran’da Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla Uçansu doğal sit alanının “kesin korunacak hassas alan” ilan edilmesine rağmen. HES şirketlerinin kamu yararı gözetmediğini belirten köylüler, daha önce 3 adet HES projesinin 1 adet gibi gösterildiğini ortaya çıkardı. Yasa ve mevzuatları hiçe sayan şirketlerin devlet denetiminden uzak faaliyetlerine karşı bölgedeki 6 köyden 700 köylü bir araya gelerek haklarını korumak için ortak mücadele seferberliğine başladı. Köylülerin 4 HES projesinin iptali için başlattığı hukuki süreç devam ediyor.

Kaynak: ANTALYA ekspres.

DİCLE HAVZASI-SARIM ÇAYI HES PROJESİ

Fotoğraf: Twitter.

Diyarbakır’ın Lice ilçesi ile Bingöl’ün Genç ilçesi arasında yer alan Dicle Havzası Sarım Çayı ve yan kolları üzerinde kurulması planlanan “Birsu Hidroelektrik Santrali Projesi” Silvan Elektrik Şirketi’ne 49 yıllığına kiralandı. HES’lerin yapılması hâlinde 100’e yakın köyün olumsuz etkileneceği belirtiliyor.  Bölge halkı ÇED sürecine dâhil edilmediklerini, projenin arıcılık ve bal üretimi gibi geçim kaynaklarını yok edeceğini söyleyerek projeye karşı çıkıyor. Sarım Havzası ve Çevresi Doğal ve Kültürel Mirasın Korunması Derneği projenin onaylanması hâlinde hukuki mücadeleye başlayacak.

ERZİNCAN/KEMALİYE – DEMİR VE ALTIN MADENİ PROJESİ

Altın, demir, manganez… Maden işletmeciliği ve sondaj faaliyetleri, Erzincan’ın Kemaliye ilçesindeki su kaynaklarını, endemik bitki ve hayvan türlerini barındıran yayla ve kanyonlarını iki yıldır tehdit ediyor. Kemaliye halkı projelere karşı canla başla mücadele ediyor. Bu yılın başında Deman Madencilik tarafından Karakoçlu köyü yakınlarında yapılmak istenen demir madeni tesisi için ÇED süreci başlatıldı.  Son olarak Fimar Madencilik tarafından altın madenciliği projesi ile ilgili düzenlenmek istenen halkın katılım toplantısını köylüler maden istemediklerini belirterek yaptırmadı. Kemaliye’ye bağlı köyler hem hukuki yoldan hem de sürekli yaptıkları eylemlerle maden projelere karşı durmaya devam ediyor.

Fotoğraf: Yukarı Fırat Doğa ve Çevre Platformu.

DERSİM/AKİREK KÖYÜ -MADEN OCAĞI PROJESİ

Yaşam alanlarında maden ocağı istemeyen Dersim Çemişgezek ilçesine bağlı Ekirek köylüleri uzun zamandır Gökalp Maden Şirketi’ne karşı mücadele veriyor. Köydeki meranın 10 bin hektarlık alanında yapılması planlanan demir madeni projesi için sondaj çalışması yapmak isteyen şirketin iş makineleri halkın protestosuyla karşılaştı. Traktörleriyle yolu kapatan köylüler makinelerin geçmesine izin vermedi. Köylülerin tepkisi sonucu proje bu yılın başında iptal edildi. Ancak şirket projeden vazgeçmedi. Farklı yöntemlerle köy halkını ikna etmeye çalışan şirket yetkilileri, geçtiğimiz günlerde köy muhtarı ile özel görüşme yapmak istedi. Yetkililer, köylülerin ve muhtarın itiraz etmesi nedeniyle görüşme yapamadan bir kez daha köyden ayrılmak zorunda kaldı.

Fotoğraf: Munzur Koruma Kurulu.

Önceki İçerikİyi bayramlar…
Sonraki İçerikANALİZ | Erdoğan’ın müjdesi: Tahammülfersâ bir nezaketsizlik