Ana SayfaHaberlerEkonomiEnflasyon neden yükseliyor?

Enflasyon neden yükseliyor?

Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp BBC Türkçe için kaleme aldığı yazıda talep azalmasına karşın, enflasyonun beklentilerin iki katına çıkmasının nedenlerini yazdı.

Cuma günü açıklanan Haziran ayı enflasyonu, beklentilerin yaklaşık iki kat üzerinde gelerek senelik enflasyonu yüzde 12,6’ya çıkardı. Peki ne oldu da talebin böylesine düştüğü bir krizin ortasında enflasyon rakamı bu kadar yüksek geldi?

Enflasyon neden yükseldi sorusuna en kolay cevap; düşük faiz ve bol kredi ile coşan talebin fiyatları yükseltmesi olurdu.

Düşük faizin talebi canlandırması ve enflasyonist baskıları tetiklemesi uzun vadede elbette beklenir.

Ancak böyle bir talep açıklaması için henüz erken olduğunu düşünüyorum.

Haziran ayı enflasyonunun alt kalemlerini incelediğimizde, aylık bazda en fazla artış gösteren üç kalemin sırasıyla ulaştırma, lokanta ve oteller, ve eğlence ve kültür olduğunu gözlemliyoruz.

Her üç kalemin de servis sektörüne ait olması, fiyat artışlarının yüksek talebin sonucu olduğu açıklamasını zayıflatıyor.

Çünkü COVID-19 salgınında talebin en çok daraldığı kalemlerin yakın temas gerektiren servis sektörüne ait olduğunu biliyoruz.

Koç Üniversitesi’nden Cem Çakmaklı, Sevcan Yeşiltaş, Muhammed Ali Yıldırım ve Maryland Üniversitesi’nden Şebnem Kalemli-Özcan ile yaptığımız çalışma, COVID-19 krizinin sektörel bazda maliyetlerini hesaplıyor.

Uzaktan çalışılabilecek sektörlerin evden çalıştığı ve diğer tüm sektörlerin açık olduğu bir senaryo düşünelim.

Bu senaryoda, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) üzerindeki maliyeti alt sektörlerine ayırdığımızda, en büyük payın lokanta ve oteller, eğlence ve kültür, ve emlak sektöründen geldiğini ve negatif talep etkisinin yoğun olduğunu görüyoruz.

Talep düşükken fiyat artar mı?

Talep düşerken arz da düşerse enflasyon artabilir. Arzdaki düşüşün görece büyüklüğü de enflasyonist süreci uzatır.

Salgın endişesi ile tüketimini azaltan ve kolay kolay da salgın öncesi seviyelerine getirmeyecek kitleleri bir kenara bırakalım.

Bu gruptan ayrı olarak, Haziran ayında sosyal izolasyon tedbirlerinin gevşemesi ile tüketime dahil olan küçük bir grup, fiyata çok hassasiyet göstermeyecek, güçlü ve inelastik bir talebi temsil ediyor olabilir.

Bu durum arz kaynaklı fiyat artışları için daha uygun bir zemin oluşturabilir.

Arz hangi şartlarda azalır?

COVID-19 nedeni ile arz zincirinde aksamalar olması, özellikle ithal ara malına bağımlılığı daha yüksek olan sektörlerde talepten daha büyük bir arz daralmasını beraberinde getirebilir. Gerçekten de Haziran ayı enflasyonunun en yüksek olduğu ulaştırma sektörü ithal ara malı bağımlılığı yüksek olan bir sektör olarak karşımıza çıkıyor.

Tedarik zincirindeki aksamalara ilave olarak dış borcu yüksek olan sektörlerin de COVID-19’dan daha fazla etkilenmeleri söz konusu. Bu noktada lokanta ve oteller, emlak, inşaat ve ulaştırma sektörleri dış borcu yüksek ve dolayısı ile kurdaki dalgalanmalara hassas sektörler olarak gözümüze çarpıyor. Yaptığımız analiz, GSYH cinsi maliyetin yüksek olduğu sektörlerin döviz cinsi borcu görece yüksek olan sektörler olduğunu gösteriyor.

Sene başından bu zamana geçen altı aylık dönemde kurda yüzde 15 civarında bir değer kaybı oldu. Normal şartlar altında kur geçişkenliğinin enflasyonu iki puan kadar artırması beklenirdi. Ancak bu etkinin talebin bu kadar zayıf olduğu bir ortamda etkili olabilmesi oldukça zor. Analistleri şaşırtan da büyük ölçüde bu oldu. Cevdet Akçay bu durumun beklenti etkisiyle gelen kısmi bir fiyatlama davranışına işaret ettiğini vurguluyor. Kurdaki mevcut seviyelerin rezerv kullanarak kontrol edildiği bir ortamın sürdürülebilir olmaması durumunda, bu inancın ileriye yönelik beklentileri artırarak fiyatlama davranışlarını etkileyebileceğine işaret ediyor.

Arzdaki azalmanın bir diğer sebebi de yılların getirdiği enflasyon yapışkanlığınının QE ile daha da güçlü bir hal alması. Enflasyonun düşeceğine dair bir inanç oluşmadıkça ve tahvil alımları ile piyasaya sürülen ciddi para arzının bir noktada geri çekileceğine dair inandırıcı bir iletişim sinyali gelmedikçe beklentiler ve dolayısı ile maliyetler düşük talebe rağmen azalmıyor.

 Kaynak: BBC Türkçe

- Advertisment -