İnsan hatalarını nasıl önleyeceğiz?

 

İdlib’de alevlenen çatışmada 7’si asker 8 insanımızı yitirdik. Van Bahçesaray ilçesinde çığ altında 41 yurttaşımızı kaybettik. Uçak kazasında 3 yolcu yaşamından oldu. Bu arada Ege hemen her gün sallanıyor ve deprem tehdidi altında yaşamımızı sürdürüyoruz. Siyasi gerilimlerde de doğal felaketlerde de kayıpları artıran, çoğunlukla insandan kaynaklanan hatalardır.

 

Örneğin Van’da yaşadıklarımız: İlk çığ düştüğünde 8 yolcu yaşamını yitirdi. İlk günün sonunda 2 kişiye ulaşılamadı. Bu kez onlarca kişi, çığdan kurtarma tecrübesi yokken olay yerine koştu. Devlet görevlisi, yapılacak son şeyi yaptı, iş makinesi yolladı. Uzmanların saptadıkları bazı hatalar: İkinci bir çığ ihtimaline karşı önlem alınmadı.

 

İş makinelerinin ve toplanan kalabalığın yarattığı titreşimin yeni çığı tetikleyeceği düşünülmedi. Kurtarma çalışmaları sürerken, ekibin bir kısmı gözlemci kalsaydı, yeni çığ düştüğünde, kim nerede bilinecekti, yapılmadı.

 

Yasalara, yönetmeliklere kurallara uymak

 

Sabiha Gökçen faciasında da insan hataları öne çıkıyor. Rüzgarı karşısına alarak inmesi gereken uçak, tersine rüzgarı arkasına alarak iniyor. Bu yanlış inişin sorumlusu pilot mu, havaalanı iniş kulesi mi? Yoksa ikisi de mi? Onu soruşturmanın sonunda öğreneceğiz. Her durumda böyle bir inişin yapılmaması gerektiğini anlıyoruz.

 

İnsan kusuru bir yönüyle bireyseldir. Ancak bu bireysel kusurun, genel toplumsal davranışlarla, devletin denetim mekanizmasının sağlam olup olmayışıyla da bir ilişkisi vardır. Örneğin uçak kazasının yanlış inişten kaynaklandığını duyduğumda ilk tepkim:

“Bir şey olmaz abi sendromu” oldu. Yani “daha önce bu koşullarda indik bir şey olmadı, şimdi de olmaz” diye düşünülmüş olabilir miydi?

 

Yakın geçmişimizdeki tren kazalarındaki ihmalleri görünce ister istemez akla bu geliyor. Kuralların, yönetmeliklerin, yasaların uygulanmaması, ya da gevşetilmesi eninde sonunda bizlere felaket olarak dönebiliyor. Devlet yasalara uyacak… İdareci yönetmeliklere uyacak, görevli kurallara uyacak…

 

Esas mesele bütün bunların özümsenip içselleştirilebilmesi… Yani “birkaç tanesini sallandıralım” ya da “pilotları gözaltına alalım” diyerek parmak sallamanın da bir anlamı yok. Almanya’daki Türklerin, Almanlarla alay etmek amacıyla anlattıkları örneklerden biri: “Dağın tepesindeki bir köy yolundaki kırmızı ışıkta bile bu Almanlar arabalarını durdurur ve yeşili beklerler…” Böyle yaptıkları için de Almanların çoğu işi düzgün yürür.

 

Mesela çığ düştüğünde eline küreği alan herkes olay yerine koşturup kurallara aykırı çalışmalara girişmez… Doğal felaketlerden kaçınamasak da, tahribatı azaltabiliriz. Bu da çok boyutlu bir anlayış ve davranış değişimini gerektiriyor.

Önceki İçerik“Travmay” Durağı
Sonraki İçerikSuriye ordusunun, Serakib’e girdiği bildiriliyor