İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Medya A.Ş.’nin eski Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, yaklaşık 15 aylık tutukluluğundan sonra gözaltı süreci, cezaevi koşulları ve soruşturma aşamasında yaşadıklarını mahkeme heyetine aktardı.
“Yapan Utansın, Ben Utanmıyorum”
Konuşmasının başında Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde maruz kaldığı çıplak arama sürecini anlatan Türker, salondaki kadın izleyicilere dönerek şunları söyledi:
“Vatan Emniyet’teyken arşiv odası gibi bir yere aldılar beni. Eldiven giyen bir polis üstünü çıkar dedi çıkardım. Sonrasında gidip gidemeyeceğimi sorduğumda, altımı da indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi. Cinsel organını aç dedi, arkanı dön-eğil dedi. Utanan varsa çıkabilir ben utanmıyorum. İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın, ben utanmıyorum.”
“Çocuklarınla Tehdit Ettiler”
Tutuklanıp Silivri’ye gönderildikten bir gün sonra SEGBİS odasına çağrıldığını ve karşısındaki ekranda adliye salonu yerine kendisini sorgulayan savcının odasını gördüğünü belirten Türker, aralarında geçen konuşmayı şu sözlerle aktardı:
“Savcı, ‘Hâlâ avukat diyorsun bana’ dedi. ‘Sen bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin’ dedi. ‘Sen bekârsın, değil mi?’ dedi. Evet. ‘Velayetleri de sende?’ Evet. ‘Senin çocukların reşit de değildi, değil mi?’ dedi. Değil dedim. ‘Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını’ dedi.
Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. ‘Ya bana gelir konuşursun ya da dedi malını mülkünü de alacağım’ dedi.”
“İyilik ve Kötülük Kavramı Birbirine Girdi”
Sevk edildiği Düzce Cezaevi’nde yaşadığı psikolojik kırılmayı ve koğuş ortamını anlatan Türker, sözlerine şöyle devam etti:
“Düzce’de insanın benim şeyim bozuldu… İnsan olarak öğrendiğim iyilik ve kötülük kavramı bozuldu. Çünkü iyi insan dediğimiz bir tarif var, bir de kötü insan dediğimiz bir tarif var; birbirine girdi bu. Çünkü Düzce’ye bir gittim, 40 metrekarede 25 kişiyiz, 16 kişilik. Koğuş arkadaşlarım; uyuşturucu satıcıları, cinayet, hırsız… Bir kız getirdiler hamile, 5 aylık, 4 aylık. 1.5 yaşındaki kızını duvara vura vura öldürmüş. İddianamesini ben okudum. Ama diyor ki: ‘Eşime benziyordu.’ diyor. ‘Çok ağlıyordu.’ ‘Dayanamadım.’ diyor. ‘Ama benim içim’ diyor, ‘çok ferah.’ Ben o insanlarla birlikte kaldım.”
Türker, o ortamda teselli bulmak için koğuştaki bebeklere baktığını ve taşan tuvaletleri temizlediğini belirterek, “Film gibi bu yaşananlar. Gözlerimi açıp reklam setindeki gibi birinin çıkıp ‘Kestik!’ demesini bekliyorum ama olmuyor. Tutukluyuz biz hakikaten” dedi.
“Kızım Kepini Saklıyor, Sen Gelince Atacağım Diyor”
Yüzde yüz beraat edeceğine inandığını, rüşvet almadığını ve hiçbir şey çalmadığını vurgulayan Türker, evlatlarına olan özlemini anlatırken salondaki duygusal yük daha da ağırlaştı:
“Bak geçen sene mezun oldu Nehir. Londra’ya gidemedik, o okuldan kabul olamadı. Benim kızım tüm dünyada yapılan sınavda %1’lik dilime girdi. Şu an dünyanın en iyi yapay zeka okulunda okuyor. Bak mezun oldu, ben göremedim. Orada benim güzel kızım. Diyor ki: ‘Anneciğim kepimi saklıyorum, sen eve geldiğinde havaya atacağım.’ Yani şu kadar, bacak kadar da onu ilkokula verdiğimde, mezun oldu, ben göremedim.”
“O Kadar Yorgunum Ki…”
Yaşadığı süreç nedeniyle geleceğe dair hiçbir yaşama sevincinin kalmadığını söyleyen Türker, savunmasını şöyle tamamladı:
“Çok yorgunum. Anneme dedim ki, demesem iyiydi çünkü benim annem babam ablamı kaybetmişler, çok agresif bir lösemiden 9 ayda… Anneme dedim ki: ‘Keşke’ dedim, ‘idam cezası olsa da kalemi olsa, bitse bu iş.’ O kadar yorgunum, o kadar yorgunum ki kendime dair hiçbir beklentim, isteğim yok.
Ama Sayın Hakim lütfen vicdanınıza sesleniyorum, Sayın Savcım sizin de. Yargılayın ama Pınar’ı yargılayın da anne Pınar’ı ne olur tahliye edin. Ev hapsi verin, ben çocuklarımla zaten el ele oturmak istiyorum.”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.