Kılıçdaroğlu’nun ‘helalleşme’ çağrısı için hangi siyasetçi ne dedi?

Erdoğan: ‘Sen önce benim başörtülü bacılarımdan helallik iste’, Bahçeli: ‘Hesaplaşmadan helalleşmemiz asla söz konusu olmayacaktır’, Soylu: ‘Hem yoğurdum ekşimesin hem ayranım dökülmesin’, Usta: ‘Kılıçdaroğlu, bu çağrıyla Erdoğan’ın elindeki istismar unsurunu almış oldu’ , Demirtaş: ‘Sahiplenilmesi, desteklenmesi ve güç verilmesi gereken ciddi bir adım’, Yeneroğlu: ‘Çok değerli bir çaba’, Türk: ‘Helalleşmeden önce yüzleşmenin olması lazım.’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 13 Kasım’da sosyal medya hesabından paylaştığı videoda bir helalleşme yolculuğuna çıkacağını söylemiş, “Liderliğini yaptığım partinin de geçmişte yarattığı derin yaralar vardır. Geçmişte kırdığımız farklı hayat tarzlarının temsilcileriyle buluşacağım” demişti.

Kılıçdaroğlu, 16 Kasım’da TBMM’deki grup konuşmasında ‘helalleşme’ çağrısını detaylandırmış, şöyle demişti:

“Helalleşeceğiz dostlarım helalleşeceğiz. Biliyorum zor olacak ama başaracağız. İkna odalarına sokulan başı kapalı kızlarımızla helalleşeceğiz. Roboski’yle helalleşeceğiz. Varlık Vergisi altında inim inim inleyen azınlıklarla helalleşeceğiz.”

CHP Liderinin bu çağrısı siyaset arenasında geniş yankı uyandırdı. Birçok siyasetçi, akademisyen ve gazeteci konuya ilişkin görüşlerini kamuoyu ile paylaştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: “Sen önce benim başörtülü bacılarımdan helallik iste”

Helalleşme bizim inancımızda vardır ve önemlidir. Kılıçdaroğlu helalleşmeyi nasıl anlıyor, nasıl tanımlıyor önce ona bir bakalım. Dün helalleşme kavramına böyle bakan bir zatın bugün birden aydınlanma yaşayıp 180 derece dönüşle helalleşme peşine düşmesi ne kadar ilginç. Ey Bay Kemal, utanmadan hala kalkıyorsun, ‘Onların hukukunu biz koruduk’ diyorsun. Hayatın yalan. Biz bu işin gerisindeki niyeti görmesek, diyeceğiz ki ‘olabilir, insan değişebilir’. Bay Kemal, ben seninle ilgili davaları geri çektim mi, çektim. Ama sen bunların hiçbirinin kadri kıymetini bilmedin. Sende anlayacak yüz de yok. Buradaki sorun şu ki ortada bir değişim de yok, değişen kimse de yok. CHP aynı CHP, Kılıçdaroğlu aynı Kılıçdaroğlu, sadece bunlara verilen rol değişti. Dün darbeciliğin şakşakçılığına soyunmuşlardı, bugün zoraki de olsa başka bir görünüme bürünmeye çalışıyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: “Hesaplaşmadan helalleşmemiz asla söz konusu olmayacaktır”

Sayın Kılıçdaroğlu sana güle güle, uğurlar olsun, madem bir yolculuğa çıkıyorsun, o zaman biletini tek yönlü alman gönülden temennimdir. Hesaplaşmadan helalleşmemiz asla söz konusu olmayacaktır. CHP yönetimi PKK’yla helalleşmiş, terörle mücadeleye ‘hayır’ demiştir. CHP yönetimi, FETÖ’yle helalleşmiş, 15 Temmuz’a tiyatro, masal, düzmece iftirası atmıştır.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: ”Hem yoğurdum ekşimesin hem ayranım dökülmesin”

Biliyorsunuz son zamanlarda birileri helallik istiyormuş, öyle mi? Hem yoğurdum ekşimesin hem ayranım dökülmesin. Ne güzel iş. Helallik istemek öyle her şeyi, her türlü meseleyi, her türlü değerimizi istismar etmekle olmaz. Helallik istemek hatadan dönmekle olur. Burada şehit ailelerimiz var, gazilerimiz ve gazilerimizin aileleri var. Her birinin önünde saygıyla eğiliyorum. Eğer bu şehit ailelerimizden helallik isteyeceksen PKK’nın adımlarına yüreğin yetiyorsa sırtını çevireceksin. Şehit ailelerinden helallik isteyeceksen şehit ailelerine küfredenlere sırt çevireceksin. Şehit ailelerine küfredenlere tepki verenler için altını çizerek söylüyorum, ‘yavşak’ diye ağzı bozuk olanlara sırtını çevireceksin. 15 Temmuz’a ‘tiyatro’ dediğin için şehitlerin ailelerinden helallik isteyeceksen FETÖ’ye sırt çevireceksin. Çevirebilecek misin?

İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta: “Kılıçdaroğlu, bu çağrıyla Erdoğan’ın elindeki istismar unsurunu almış oldu”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milleti sinir uçlarına dokunarak istismar ediyordu. Geçmişte yapılan hatalar bugün de olacakmış gibi vatandaşa mesaj veriyordu. Kılıçdaroğlu, bu çağrıyla Erdoğan’ın elindeki istismar unsurunu almış oldu. ‘Geçmişle yüzleşiyoruz, bu hataları tekrarlamayacağız’ çağrısı yerindedir, kucaklayıcıdır. Geçmişte dindar, Alevi vatandaşlarımız ve Kürt kardeşlerimizle ilgili sıkıntılar yaşandı. Muhafazakâr, Kürt, Alevi ve azınlıklarla ilgili kazanımların hiçbirini geri götürmememiz lazım. Buradaki tek önemli nokta Türkiye’nin üniter yapısıdır. Cumhurbaşkanı adayı, ittifak ortaklarının adayı olacak. CHP’nin geçmişte yaptığı ve hata olduğu söylenen şeyleri bu adayın önüne koyacaklardı. Kılıçdaroğlu’nun hamlesi olası bir kendi adaylığı için değil, aday kim olursa olsun onu rahatlatacaktır. Böyle bir çağrı gerekliydi.”

Eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş: “Sahiplenilmesi, desteklenmesi ve güç verilmesi gereken ciddi bir adım”

Geçmiş hatalarımızla samimi, dürüst ve cesur bir şekilde yüzleşip karşılıklı helalleşmeden hiçbir sorunumuzu kalıcı olarak çözemeyiz. Bu nedenle, Cumhuriyet’in kurucu partisi CHP’nin Genel Başkanı sıfatıyla yapılmış bu açıklama tarihi önemdedir ve mutlaka sahiplenilmesi, desteklenmesi ve güç verilmesi gereken ciddi bir adımdır.”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu: “Çok değerli bir çaba”

Sn. Kılıçdaroğlu’nun bu çabasını çok değerli buluyorum. Sadece Tayyip Erdoğan’ın keyfi otoriterliğine değil her türlü otoriter devlet anlayışına karşı çıkıp insan onurunu merkeze alan özgürlükçü demokratik bir devlet anlayışında birleşmemiz gerekir ve bu da mümkün. Bunun için üniforma giydirilmiş devlet anlayışından uzaklaşıp, birlikte yaşadığımız her bir bireyin temel hak ve özgürlüklerini merkeze alan ve devlete göre dizayn edilmiş makbul vatandaş anlayışını terk eden bir helalleşme sürecinin toplumsal yaralarımızı saracağına inanıyorum. Bunun için hangi yaraların neden açıldığını da cesur, dürüst, samimi ve sahici biçimde herhangi bir tabuya sığınmadan ve yaşananlardan örnekler vererek, bu örneklerden hangi tecrübeleri çıkarmamız gerektiğini de ortaya koyarak konuşabilmemiz gerekiyor. Somut olmamız da önemli.

Hangi uygulamalar yaralar açtı? Bu uygulamaların dayandığı temel esaslar neydi? Bu esasların toplumda yaralar açan boyutları nelerdi? Bu yaraları sarabilmemiz için hangi esaslara toplumsal mutabakat sağlayabiliriz ve helalleşmenin engeli olan yabancılaşmayı aşabiliriz? Sorunlarımızın özünde Cumhuriyetimizi demokratikleştirememiş olmamız yatıyor. Geçmişte yaşananlara takılı kalmadan yarını hangi asgari mutabakat üzerine inşa edebileceğimizi, otoriterlikler arasında tercih zorunluluğu yerine otoriterliği tümüyle aşmamız gerekiyor. Bunun reçetesi belli. İnsanlığın ortak öğretisi insan onurunu korumak üzere bina edilmiş ve insanların düşünme ve yaşam biçimlerine müdahale etmeyi kendine yasaklayan özgürlükçü ve çoğulcu demokratik devlet anlayışı. Bu noktaya gelebilmemiz için otoriter zihniyeti aşmalıyız.

Aslında çok geçmişe gitmeye de gerek yok. Toplum 99-2002 arası iktidarda olanları neden sandığa gömdü ve neden AK Parti’yi iktidara taşıdı? Bugün adeta tüm yanlışları ile o dönemin daha ağır ve şiddetli halini yaşıyoruz. Yaşadığımız sorunların hiç birisini daha farklı bir otoriterliğe, devletçiliğin farklı bir biçimine, ideolojik ve militan Cumhuriyete, daha azgın bir milliyetçiliğe dayanarak çözemeyeceğimiz besbelli. Aslında sorunların çözümü ezberlerimiz sebebiyle çok zor görünse de çok kolay. Bu sebeple Sn. Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çabası çok değerli ve üzerinde samimiyetle durulması gereken bir konu.

Gelecek Partisi Sözcüsü Serkan Özcan: “Helalleşme değil hesaplaşma olacak”

İşin adını ne koyduğumuzun hiçbir önemi yok. Türkiye’de Merkez Bankası’nın 128 milyar dolarını satan adamla helalleşilmez. Yandaş müteaahitlere verilen projelerle ilgili helalleşme olmaz, onun adı helalleşme değil hesaplaşma olacak. Bu ükede vatandaş hep mağdur oldu. Bizim Türkümüz de, Kürdümüz de, Alevimiz de sünnimiz de yoksul; demokratik, özgür, hukuk devleti içerisinde yaşayamamaktadır. Bu nizamı değiştirecek bir tepki gerekiyor, bunun siyaset üstü olması lazım, Türkiye’ye yeni bir siyaset lazım!

Ahmet Türk: “Helalleşmeden önce yüzleşmenin olması lazım”

Geçmişte yaşananları Türkiye gündemine, toplumun gündemine taşımak lazımdır. Mağdur olanların tüm mağduriyetlerini ortadan kaldıracak bir yüzleşmenin gerçekleşmesi lazımdır. Yoksa helalleşmek kendi başına bir şey değil. Bir dini tabirdir işte, ‘hakkını helal et’ fakat burada bizim beklentimiz, insanların beklentisi, bu acıyı çekenlerin beklentisi yüzleşmedir. Umut ediyorum ki bu dönem gelir, bu helalleşmeyi bu şekilde biz görmek istiyoruz. Bir yüzleşme olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Türkiye Değişim Partisi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül: ‘Hukukta helalleşme olmaz, kişiler arasında olur’

Daha 3-4 gün önce siyasette sakinleşme çağrısı yapan, normalleşme isteyen bir Genel Başkan olarak, ‘Türkiye’yi barışa barışa büyüteceğiz. Türkiye’yi barışa barışa değiştireceğiz’ diyen bir parti olarak, helalleşmeye ‘Hayır’ dememiz mümkün değil. Hakkını helal etmek, affetmek kişiler arasında olur, ama hukukta helalleşme olmaz.

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal: ‘Sorumlu olarak kendilerini görüyorlarsa toptan özür dileyip kapılarına kilit vursunlar’

2011 yılında ‘Roboski’ diye adlandırılan olayın faili, Cumhuriyet Halk Partisi midir ki böyle bir helalleşme ihtiyacı duyulmuştur? 12 Eylül öncesi dönemde yaşanan, Sivas ve Maraş’ta, Alevi vatandaşların kapıları işaretlenerek yapılan katliamlar Cumhuriyet Halk Partisi tarafından mı gerçekleştirilmiştir? 28 Şubat davasının ya da Kumpas davalarının mağduru askerler ve aileleriyle mi, 15 Temmuz darbe girişiminden dolayı mahkemelerde olan FETÖ davası mağduru askerler ve aileleriyle mi? O zaman Bahçelievler katliamının, Madımak Oteli yangınının, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok gibi değerli gazeteci ve bilim insanı suikastlarının mağdurlarının neden listeye alınmamış diye sorular aklımıza geliyor. Bu kabul edilemez. Ne biz ne inançlı Atatürkçüler ne de laik demokratik Cumhuriyet’in inançlı bireyleri böyle bir vebali üstlenmeyi, içlerine sindiremezler. Listede yer verilen olayların ve yaşananların tamamı, küresel emperyalizmin güdümünde çalışan, gizli servislerin patronu uluslararası Gladyo örgütüyle birlikte ülke yönetimini tahakkümü altına almış oligarşik yapının kurguladıkları senaryo ve onun sonuçlarıdır. Bu siyasi bir taktik-strateji ise işte asıl o zaman Atatürk’ün ilkelerine ve Cumhuriyet’in değerlerine bağlı milyonlarca yurttaşın inanç ve bağlılık duyguları derinden yaralanacaktır. Eğer bugünkü CHP yönetimi, helalleşmek üzere alt alta sıraladığı ‘haksızlıkların ve kötülüklerin’ müsebbibi olarak gerçekten sorumlu olarak kendini görüyorsa, kapı kapı dolaşmasına gerek yok, toptan özür dileyip kapısına kilit vursun daha anlamlı olur.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki: “Kılıçdaroğlu’na benim hakkım helal değil”

Kılıçdaroğlu birileriyle helalleşiyormuş. Benim bu toplumda yaşayan, akşam oturmalarında, gündüz dükkan sohbetlerinde dedikodumu, gıybetimi yapan herkese hakkım helal olsun. Bunlar vatandaş, duyduğu bir şeyi aktarır, konuşur, sohbet eder. Ne diyelim onlara, diyecek bir şeyimiz yok. Kayseri’de yaşayan herkese hakkım helal olsun. Özel olarak tezgahlayıp, dedikodu üretmek için fesat kumkumaları var. Buralarda başlayıp, bunları ortaya atarak menfaat umanlara da hakkım helal değil. Allah onlardan hesap soracak ve ben de inşallah göreceğim onları. Kaç kişi olurlarsa olsunlar, onlara hakkım helal değil. Kılıçdaroğlu’na da hakkım helal değil.

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş: “CHP önce 15 Temmuz’la ilgili özür dilemeli”

Bu sözlerin inşallah ne manaya geldiğini bilerek bu helalleşmeyi gündeme getiriyordur. Hele hele o tek parti zamanlarına girmiyorum. Oralara girersek oradaki defter çok kabarık ama çok partili siyasi hayatımızda dahi konuları açtığımız zaman Cumhuriyet Halk Partisi’nin hakikaten milletimizle helalleşmesi gereken çok konuları vardır. Samimiyetle helalleşmelerinin kendileri için de hayırlı olacağı kanaatindeyim. CHP uzun yıllar bir devlet partisi olarak milletten ayrı düşmüş, milletin hissiyatından ayrı düşmüş milletin değerlerinden ayrı düşmüştür. Tabiri caizse, ‘Millet başka telden çalmış, devlet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi başka telden çalmıştır.’ Ne yazık ki çok partili siyasi hayatımızda da CHP hep darbelerin, olağanüstü dönemlerin destekçisi olarak görülmüştü.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: “Yaşatılan acılarla nasıl helalleşecekler?”

Helalleşme denildiği zaman saygı duymak gerekir. Fakat problem bunun altını nasıl dolduracaksınız? Son olarak bir milletvekilinin şehit ailesine küfür etmesi karşısında suskun kaldılar. Neredeyse şehit ailesini suçladılar. Yassıada’da şehit edilenlerin aileleriyle nasıl helalleşilecek? Türkiye’ye yaşatılmış acılarla nasıl helalleşilecek? 28 Şubat döneminde ve başka dönemde, pek çok genç kızın hayatını karartmalarıyla nasıl helalleşecekler? Suriye’deki YPG-PYD bize saldırmaz dediklerinde sınırda görev yapan askerlerle nasıl helalleşecekler? Darbelere destek vererek ülkeye yaşatılan acılarla nasıl helalleşecekler. Rahmetli Menderes’in aziz hatırasını yüreğinde yaşatan Türkiye vatandaşlarıyla nasıl helalleşecekler? Suriye’deki rejimi nasıl tuttuklarını görüyorsunuz, bu rejmin katlettiği insanlarla nasıl helalleşecekler. Helalleşme kültürümüzün en önemli kavramlarından biridir. Keşke gerçek bir şekilde bunu yapsa ve birtakım açıları unutturmak için yeni bir imkan çıksa diye umut ederiz. Ama bu çeşitli dönemlerde söylense de gerçekleşmiyor. Bunların altının doldurulması önemlidir.