ANALİZ | Kimlerle helalleşilmez: Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısına sosyal medyada konulan kriterler

Kemal Kılıçdaroğlu’nun, partisinin geçmişte kırdığı, korkuttuğu topluluklar ve bireylerle helalleşme yolculuğuna çıkacağını bir videoyla açıklaması; sosyal medyadaki muhaliflerin kimilerince desteklendi kimilerince sert tepkiyle karşılandı. Karşı çıkanlar arasında Kılıçdaroğlu’nun AK Parti’yle uzlaşma yolu aradığını iddia edenler, “gericilikle, bölücülükle” helalleşmek istediğini öne sürenler, muhafazakârların da özeleştiri vermesi gerektiğini söyleyenler vardı.

“Yolsuzluk yapanla helalleşilmez”

Kılıçdaroğlu’na tepki gösteren iktidar muhalifi sosyal medya kullanıcılarının önemli bir kısmını; “partimizin geçmişte kırdığı topluluklar ve bireylerle helalleşeceğiz” ifadesini AK Parti’yle helalleşmek veya yakın dönemde yaşanan bazı kriminal olayların aklanması diye yorumlayanlar oluşturdu.

“Gericilikle, bölücülükle helalleşilmez”

Ulusalcı-Kemalist çizginin temsilcileri de CHP’nin ideolojik noktalarda özeleştiri vermesini şiddetle reddediyor. Bu grubun tepkisi; CHP’nin kendisine isnat edilen olumsuz uygulamaları hiçbir zaman yapmadığı düşüncesinden hatta CHP’nin kodlarını oluşturan ilkeler adına yapılan uygulamaların olumsuz diye tanımlanmasının isabetsizliğinden kaynaklanıyor:

“Onlar da özeleştiri vermezse helalleşilmez”

Diğer iki gruptakiler kadar keskin gözükmemeye çalışan bir başka tepkili kümeyi, CHP’nin geçmişiyle ilgili vereceği bir özeleştiriye ve farklı kesimlere yönelik helalleşme çabasına karşı çıkmamakla birlikte; özeleştirinin daha fazlasının diğer kesimler tarafından yapılmasını isteyen “biz daha az haksızız” çizgisi tutturanlar oluşturuyor.

Bu gruptakiler Maraş ve Madımak gibi insanlık dışı katliamlar için bütün “muhafazakâr dünya”yı “helalleşmeye” çağırıyor:  

“Suç varsa, kabul ve özür gerek, neyin helalliği?”

Kılıçdaroğlu’nun çıkışına gelen bir başka eleştiri de çağrısının çıkış noktasını ve doğrultusunu olumlu bulmakla birlikte “helalleşme” kavramının amaçlanan hedefe ulaşma açısından yetersiz kaldığını düşünenlerden geldi. Bu eleştiriyi yapanlar, alınacak tutumun “geçmiş suçları kabul etmek ve özür dilemek” biçiminde olması gerektiğini düşünüyor: