ÖZEL HABER | Diyarbakır neden aşı olmuyor?

Hem Erdoğan hem Demirtaş çağrı yaptı, şehirdeki STK’lar birleşip Sivil Toplum Pandemi Koordinasyonu’nu kurdu, şehre hem Türkçe hem Kürtçe afişler asıldı ama hiçbiri Diyarbakırlıları ikna etmedi. Diyarbakır hâlâ aşı oranı en düşük beş il arasında, vaka sayısı ise her gün artıyor. Diyarbakır’ın en merkezi yerlerinden Gazi Caddesi’ne çıkıp Diyarbakırlılara neden aşı olmadıklarını sorduk.

Serbest TV’de izlemek için

Diyarbakır’da Covid-19 vakaları artıyor, aşı oranları ise yerinde sayıyor. Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre aşılama oranının en düşük olduğu 5 il içerisinde yer alan Diyarbakır için Diyarbakır Tabip Odası (DTO), Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları kentte kurulan Sivil Toplum Pandemi Koordinasyonu (STPK) bünyesinde çalışmalar yürütüyor. Koordinasyon, yurttaşların aşı ile ilgili bütün endişelerinin giderilmesi, aşı hakkında doğru biçimde bilgilendirmesi ve insanların aşıya ikna edilip artan vakaların önüne geçilmesi için çalışıyor.

Koordinasyon bünyesinde yapılan çalışmalarda; köy muhtarları, siyasi parti ve STK temsilcileri aşı konusunda bilgilendiriliyor, sosyal medya için kampanya videoları hazırlanıyor.

Koordinasyon sık sık Kürtçe ve Türkçe, “Aşılanalım, salgını birlikte aşalım” çağrısı yapıyor.

Ama devlete güvenmeyen Diyarbakırlıları, sivil toplumun çabaları da ikna etmiş gözükmüyor.

“Sağlık Bakanlığı yeterli bilgilendirmeyi yapmadı”

Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Elif Turan’a göre aşı karşıtlığından öte aşıya karşı güvensizlik var:

“Salgının başından beri toplum katılımı sağlanarak, güven vererek ve yeterli bilgilendirilerek başarı sağlanacağını söyledik. Salgını yönetme biçimi aşıya da yansıdı. Yeterli bilgilendirme yapılmadığı için aşıya karşı bir güvensizlik oluştu.”

Turan, yerelde siyasi partiler ve sivil toplum örgütleriyle birlikte sürdürdükleri aşı kampanyasının aşı talebini artırdığını söylüyor. Diyarbakır’da son iki günde bazı hastanelerde aşılar tükenmiş.

“Aşı olunmazsa işsizlik artacak”

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya’ya göre ise aşıya karşı güvensizliğin arkasında bölgenin kendine özgü geçmiş yaşanmışlıkları ve devlete güvensizliği var.

Kaya, aşılama olmazsa gelecek yeni yasaklamalar ve uygulamaların işsizliği katlanarak artıracağı konusunda uyarıyor:

“Yeniden bir kapanmayı ne Diyarbakır ne ülke kaldırabilir. Kent ekonomisinin çökmesinin önüne geçmeye çalışıyoruz. Özellikle işyerleri ve çevrelerini uyarıyoruz.  Maske-hijyen ve mesafe kurallarına yeniden dönülmelidir. Aşı kadar bu kurallar da önemlidir. Aşılama sayımızı da artırmak gibi bir sorumluluğumuz var.”

Peki, Diyarbakırlılar ne diyor?

Diyarbakır’ın Sur ilçesi Gazi Caddesi’ne çıkıp vatandaşlara sorduk, şöyle cevaplar aldık:  

“Cazip bir şey yapsalar olurum”  

Tayfur Birtane: “Aşı olmadım, olmayı da düşünmüyorum. Aşı olanların üç yıl içinde öldüğünü söylüyorlar. Benim hayallerim altı yıl sonradır o yüzden olmayı düşünmüyorum. Ama ödül verseler, cazip bir şey yapsalar olurum.”

“Herhangi bir yan etkisini görmedim”

Faruk Şaşmaz: “İki doz aşı oldum. Herkes aşı olsa daha iyi ama onların isteğine bağlıdır. Ben aşının herhangi bir yan etkisini görmedim.”

“Covid’e inanmıyorum”

Recep Baştekin: “Aşı olmadım, olmak da istemiyorum. Hastalığa inanmıyorum. Büyük devletlerin uydurduğu büyük bir oyundur. Covid olmadım, inanmıyorum. Ailemde ve çevremde de kimse olmadı.”

“Her türlü tereddüt var içimde”

Ercan Eraslan: “Aşı olmadım. Kısmet olsa olacağım. Kendimi sağlıklı hissediyorum. Sağlığıma güveniyorum. Her türlü hastalığa karşı dimdik ayaktayız. Kaçıyorum. Nerde yakalasalar, götürseler oluruz. Aşıdan korkuyorum. Ne olur ne olmaz. Yıllar önce aşı yapılan çocuklar hep felç oldular. Bir arkadaşımın iki çocuğu aşıdan sonra felç oldu. Biri 20 yaşından sonra vefat etti, biri hâlâ yatalak. Belki o yüzden gitmiyorum. Yoksa herkes sağlıklı olmayı ister. Belki iyi bir aşıdır. Ben güvenmiyorum belki su katılmıştır, bir anda bu kadar aşı nerden geldi. Dünyanın parası, kim ödedi bu parayı. Her türlü tereddüt var içimde.”

“Bütün bu hikâyeye inanmıyorum”

Çiğdem Güngördü: “Geçici koruması var ve sağlığa zararlı olduğu için aşı olmadım. Bütün bu hikâyeye de inanmıyorum. Aşıya da hastalığa da inanmıyorum. Söylenen her şeye kulak asmamak gerek. İnsanlar diğer griplerden de çok ölüyor. Bu kadar abartılmadı ve gündeme bile gelmiyor. Emin olduğum bir şey yok. Söylenen şeylerden sonra biraz korkuyorum. Özellikle 6 ay gibi bir koruması olduğu kesinleşti. O yüzden gerek duymuyorum. 10 sene sonra başka sağlık sorunları ortaya çıkaracağını biliyorum.”

“Zorunlu hale gelmeyene kadar aşı olmam”

Güney Karadamar: “Aşı olmadım. Olmuyorum, korkuyorum. Bizim bir akraba aşı oldu, sabah olmadan kalp krizi geçirdi. Ailemin hepsi aşı oldu, ben de olabilirim bilmiyorum. Şu ana kadar korona olmadım. Zorunlu hale gelmeyene kadar aşı olmam.”

“Çoğunluk korona diye bir hastalığın olduğuna inanmıyor”

Delal Aydınlar: “Sağlık çalışanı olduğum için üç doz aşı oldum. Kalp rahatsızlığım olduğu için biraz kötü oldum ama iyiyim şimdi. Kulaktan duyma bilgiler çok fazla var. Kısırlık, hastalık yaptığı gibi şeyler. Çoğunluk korona diye bir hastalığın olduğuna inanmıyor. Aşı olmamız gerekiyor. Başka bir çaremiz yok. Maskesiz sağlıklı yaşam için bunu yapmak zorundayız.”

“Sabah bir şey söylüyorlar, akşam bir şey söylüyorlar”

İsmini vermek istemeyen bir yurttaş ise şu ifadeleri kullandı: “Kontrol altına aldık, kontrol altına aldık diyorlar, iki senedir neyi kontrol altına aldılar. Gittikçe artıyor. Bir arkadaşımın eşi öldü. Aşı oldu, sonra hastaneye kaldırdılar öldü. Artık aşıdan mı değil mi bilmiyorum. Bazılarının kalbi var, tansiyonu var, şekeri var. Her insan bir değil, onun için millet korkuyor. Ben bu hastalığı geçirdim. Ama iki doz aşımı da oldum. Hastalığı geçirdiğim için ikinci doz aşıyı yapmak yasak dediler ama hastaneye gittim hemşire sorun yok dedi. Sabah bir şey söylüyorlar, akşam bir şey söylüyorlar.”

Önceki İçerikYangına müdahalede Bakan helikopteri, Cumhurbaşkanı uçağı övdü
Sonraki İçerikYangında ilk kurtarılacak kelime: ‘Sabotaj!’